Unutulmayan ralli efsanesi: Lancia Delta
Eyl19

Unutulmayan ralli efsanesi: Lancia Delta

Biraz evvel siteyle ilgili başka bir işle uğraşıyordum. Birden kafamda ‘Integrale’ diye bir ampul yandı. Sanki beni unuttun der gibiydi. Öyle ya automagg start alalı iki ayı geçti ama ilk aşkım Lancia Delta Integrale’yle ilgili bir şey yazmadım. İtalyan aygırı, yenilerle kafayı bozdun, eskileri bir kenara fırlattın serzenişi mi yaptı bilinmez ama haklı olduğu kesin. Beni tanıyanlar iyi bilir. Günlük otomobillerde Fransızcı, spor otomobillerde de İtalyancıyımdır. Tabii süper sporlardan bahsediyorum. Yoksa Fransız ralli otomobilleri ve hot hatch’lerinin eline kimse su dökemez. Sitede ve 20 yıllık dergicilik hayatımda sonuna kadar tarafsız olmaya gayret ettim, ediyorum ama bence her otomobilci bir tarafa daha yakındır. Yakın değilse tutkulu değildir zaten. Lancia hikâyemin başlangıcını daha önce de bir arkadaşımın sitesinde bahsetmiştim. 1989 yılında seyrettiğim ilk yarışta, 1 kapı numarasıyla start alan Emre Yerlici ve kırmızı Lancia’sı önümden tam gaz geçen ilk ralli otomobili oldu. O günden beri kopamadığım motorporları tutkusunu bana ilk aşılayan modeldir. Bu nedenle ilk aşkım demekte sakınca görmüyorum. Ama aldatmadım da değil, Renault Megane Maxi’yle de çok flört ettik. Ralli versiyonu bir kenara, bir gün sevgili dostum Yiğit Top ile bir yarışı rahmetli İdil Bolton’un standart 16 supaplı Integrale’siyle izlemiştik. O zamanlar tabii otomobilimiz yok. Starta gidip, ağabeylerimizden rica ederdik etaplara gidebilmek için. Bazen bir etaba bizi biri götürür, diğerine başka biriyle giderdik. Çok güzel günlerdi. Neyse, İdil ağabeyin Lancia’sının içinde rüya gibi bir gün geçmişti. Tabii arada gazlıyordu, kendimizden geçiyorduk. Çok benzin yakıyor meret deyip duruyordu. O gün gözüm Delta’nın Veglia Borletti göstergelerine takılmıştı. Daha önce de tasarımını biliyordum ama canlı izlemek bambaşkaydı. Integrale’nin devir saati soldan sağa değil, sağdan yukarıya doğru çalışır. İtalyan düşünmüş, bu otomobille alt devirlerde gitmeyeceğine göre en çok kullanacağın devir aralığını rahat görebilmen için böyle bir tasarım yapılmış. Gerçi birçok yarış ve spor otomobilinde de aynı mantık vardır. Integrale maceram bununla sınırlı değil, bir keresinde de Cem Acar’ın yanına kısa bir süre oturmuştum. Sevgili Yiğit Top binebilecekken halime acıyıp bana bırakmıştı koltuğu. Zaten Yiğit o otomobille yarıştı bile hem de Rusya’da. Ama bu öyle bir zevk ki, 10 yıl pilot olarak yarışsan dahi bir km daha yapmak istersin Integrale’yle. Grup A Lancia’yı tarif etmek için yeterli kelimem yok. Bir tırmanma yarışı sonrası biraz da sorunlu olduğu için turbo basıncı kısıktı. Ama o haliyle bile boğadan farksızdı. İç organlarınızı yerinden oynatacak bir hızlanma, hayatımda duyduğum en güzel ses ve kokular kısacık mesafede beni bambaşka bir dünyaya götürdü. Bir gün de hiç unutamıyorum, etaba geç kalmışız, İskender Atakan’ı Teke etabının startında yakaladık. İçeriye yürüyemeyeceğimize göre bari kalkışlarını izleyelim dedik. Yüzlerce yarış otomobilinin startını izledim hatta devasa arka lastikli Amerikan drag otomobillerinin (hiç sevmem) kalkışını da gördüm. Ama İskender ağabeyin Integrale ile aldığı o startı ömrüm boyunca unutamam....

Devamını Oku