FERRARI’DEN 1050 BEYGİRLİK HİPERSPOR
Kas15

FERRARI’DEN 1050 BEYGİRLİK HİPERSPOR

Ferrari, sınırlı sayıda üretilecek ve özel seri olarak satışa sunulacak FXX-K Evo’nun örtüsünü İtalya’daki Mugello Pisti’nde düzenlediği dünya finali etkinliğinde kaldırdı. Ferrari FXX-K Evo, markanın yenilikçi ve üstün performanslı araçlar geliştirmek için uyguladığı araştırma ve geliştirme programının bir parçası olarak 2005 yılında başlattığı XX programının gelmiş olduğu en son noktayı gözler önüne seriyor. FXX Evo ve 599 XX Evo’nun izinden giden FXX-K Evo, aynı zamanda mevcut XX otomobilleri için bir yükseltme paketi olarak da satışa sunulacak. Ferrari, pistlere özel F1 tipi çift kavramalı yedi ileri otomatik şanzımanlı yeni modeli FXX-K Evo’yu tanıttı. FXX ve 599 XX’nin Evo sürümlerinde olduğu gibi, Ferrari FXX-K Evo da Ferrari’nin mücadele ettiği; Formula 1, GT3, GTE ve kendi adını taşıyan tek marka şampiyonası olan Challenge gibi yarış kategorilerinden elde ettiği bilgi birikimiyle geliştirdiği kapsamlı bir paketle donatılıyor. Yarış dünyasından türetilen ve tamamen pist odaklı bir teknik mimariye sahip olan FXX-K Evo, önceki XX otomobilleri gibi yol kullanımına uygun olmayıp, kendi özel yarış programı kapsamında kullanılıyor. Öncüsünün başarılarını devam ettirecek olan FXX-K Evo son derece seçkin ve küçük bir Ferrari müşterisi kitlesini hedefliyor. FXX-K Evo, Ferrari mühendislerinin Ferrari Style Centre tasarımcıları işbirliği ile günümüz teknolojisinin gelmiş olduğu en son noktayı temsil eden Ferrari’nin pist otomobillerinin performansını daha da ileriye taşımak için geliştirdiği son derece gelişmiş bir aerodinami paketine sahip. Tasarımcılar, otomobilin geliştirme aşamasında FXX-K Evo’nun genel ağırlığını düşürmek üzere geniş kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdiler. Ferrari’nin Formula 1 deneyimlerinden yararlanan tasarımcılar yenilikçi karbon fiber komponentler geliştirerek sabit arka kanat gibi yenilikçi çözümlerle önceki FXX-K modeline kıyasla daha hafif bir otomobil geliştirmeyi başardılar. FXX-K Evo’nun yere basma kuvveti önceki versiyon ile karşılaştırıldığında yüzde 23 oranında geliştirilirken, bu türetildiği yol versiyonu ile kıyaslandığında yüzde 75’lik bir artış anlamına geliyor. 200 km/s hızda 640 kg’lik yere basma kuvveti oluşurken maksimum hızda bu kuvvet 830 kg’nin üzerine çıkıyor. FXX-K Evo’nun yere basma kuvveti arka kısımdaki çift profilli sabit bir kanat tarafından destekleniyor. Bu yeni eklenti, aktif arka spoyler ile uyum içerisinde çalışmak üzere geliştirildi. Basınç alanları birbirlerini destekleyen ve güçlendiren iki yere basma kuvveti sistemi tarafından yaratılıyor. Mükemmel bir yere basma kuvveti ve düşük rüzgar direnci temin etmek üzere hareketli spoylerin kontrol mantığı ve hareket aralığı titizlikle gözden geçirilirken yeniden programlanmasıyla dikkat çekiyor. Yeni hava akış mimarisine uygun olarak arka tamponların tasarımının da değiştirilmiş olması ön plana çıkıyor. Arka tekerleklerin hava tahliye olukları tekerleklerin arkasındaki akışı boşaltmak üzere genişletilirken, bunun sonucu olarak arka difüzöre giden akışın korunup yere basma kuvveti yüzde beş artırılması dikkat çekiyor. Arka kısımdaki yere basma kuvvetindeki artış, yere basma kuvvetinin dengesini korumak adına ön tamponun alt gövdesini de yeniden yorumlama gereksinimini beraberinde getirirken ön tamponun yan kısımlarının geometrisi de farların altındaki alan boşaltarak değiştirildi. Böylece hava...

Devamını Oku
EĞLENCE STANDART: FIAT 124 SPIDER
Kas09

EĞLENCE STANDART: FIAT 124 SPIDER

Fiat 124 Spider’ın geçmişi 1966 yılına kadar uzanıyor. 1966-1985 yılları arasında üretilen 124 Spider, tasarımı ve eğlenceli sürüşüyle markanın en kült modellerinden biri olmayı başarmıştı. Fiat, 500 modelinin yeni versiyonu ile geçmişte yaşanmış başarılarını tekrar etmeyi hedeflerken, sırada 124 Spider’ın olduğunu tahmin etmek çok da güç değildi aslında. 2015 yılında Los Angeles Otomobil Fuarı’nda tanıtılan yeni 124 Spider’ın en büyük süprizi Mazda MX-5’in altyapısını paylaşıyor oluşuydu. Dünyada milyonluk satış rakamlarını yakalayan ilk roadster otomobil olma unvanını taşıyan Mazda MX-5’in tercih edilmesi, Fiat 124 Spider’ın daha yollara çıkmadan bile ne kadar eğlenceli bir otomobil olabileceğinin ipuçları sayılabilirdi. Fiat 124 Spider, ülkemize 1.4 litrelik 140 HP gücünde Multiair isimli turbo beslemeli benzinli motorla giriş yaptı. Bu motoru ister altı ileri otomatik isterseniz de altı ileri manuel şanzıman ile tercih edebiliyorsunuz. Fiyatlar ise seçtiğiniz donanım ve şanzıman seçeneğine göre 145 bin TL’den 170 bin TL’ye kadar uzanıyor. Başlangıç fiyatına baktığımızda kardeşi Mazda MX-5 120 bin 250 TL’lik bir etikete sahip. Söz konusu eğlence olduğunda tabii ki manuel şanzımanı, otomatiğe tercih ederim. Zaten Fiat da bunu düşünmüş olacak ki, test aracımızı manuel şanzımanlı bize teslim ettiler. Altı ileri manuel şanzıman, MX-5’te olduğu gibi gücü arka tekerleklere iletiyor. 240 Nm torka sahip 1.4 litrelik turbo motor, 124 Spider’ı 0’dan 100 km/s hıza 7.4 saniyede çıkartabiliyor. Bu otomobilin asli görevi hızlanma ya da motor gücü değil. En büyük amacı eğlenceli bir sürüş sunuyor olması. 124 Spider kağıt üstünde güçlü gözüken fakat yolda o kadar da performans gösteremeyen bir motora sahip olsa da her virajda gaza ufak dokunsanız dahi arka tarafını bırakabilen bir otomobil. Yani performans tarafındaki eksiğini, eğlenceli sürüşü ile kapatmasını iyi biliyor. Özellikle ESP sistemini kapattığınızda her virajda drift yapıyormuş hissini size tattırıyor. Kontrol edilmesi kolay olan 124 Spider, net direksiyon sistemi ile komutlarınıza iyi bir şekilde karşılık veriyor. 1050 kilogramlık 124 Spider, hafifliği sayesinde tutumlu olmayı da başarıyor. 1.4 litrelik turbo motor sakin kullanımda ortalama 6.4 lt/100 km’lik bir tüketim değerine sahip. Tentesi manuel olarak kaldırılan otomobil, yolda bütün gözleri üzerine çekebilecek bir tasarıma sahip. 124 Spider, Mazda MX-5’e nazaran daha keskin hatlara sahip. Bu sebeple daha sportif duruyor. İç mekân direksiyon simidinin üstündeki Fiat logosu hariç MX-5 ile birebir aynı. İki kişilik 124 Spider’da bir bardaklık bile bulunmuyor oluşu can sıkıcı olabiliyor. Sert süspansiyon, bel,sırt ve boyun ağrısı olanlar için sıkıntı yarabilecek kadar sarsıntı iletiyor kabine. Bu sarsıntılar daha 10 bin km’ye bile gelmemiş test aracımızın içerisinden tıkırtılar gelmesine sebep olmuş. Test aracımız, 124 Spider’ın en yüksek donanım seviyesine sahipti. Zengin bir donanım listesine sahip 124 Spider, Gusto paket ile birlikte dokuz hoparlörlü Bose ses sistemini de sunuyor. Oldukça iyi ses kalitesine sahip bu sistem, aracın üstü açıkken de kaliteli sesiyle dikkatleri...

Devamını Oku
ASTON MARTIN DB11 VOLANTE GELİYOR
Kas06

ASTON MARTIN DB11 VOLANTE GELİYOR

Aston Martin’in ikonik üstü açık modeli DB11 Volante yenilenmiş haliyle 2018 yılında sahalara geri dönecek. Aston Martin’in 21’inci yüzyılın yeni yüzü olarak geçen yıl tanıttığı DB11 Coupe’yi takip eden DB11 Volante; performans, inovasyon, mühendislik ve tasarımda standartları yükseltmeyi hededfliyor. DB11 Volante, yeni 4.0 litrelik çift turbolu 510 HP V8 motoruyla tüm dikkatleri üzerine çekmeyi şimdiden başardı. İlk kez DB11 Coupe’de görülen yeni alüminyum gövde temel alınarak tasarlanan DB11 Volante; önceki nesline kıyasla daha hafif ve daha sağlam olarak geliştirilmiş. Yüksek performans ve çeviklik otomobilin karakterinin sportif yanını vurgularken, konforlu ve geniş iç mekânı ise safkan bir GT otomobil olduğunun altını çiziyor. Otomobilin bu geniş kapsamlı hünerinin ardında yatan ise Volante’nin üç aşamalı güç aktarımı ve şasi modları. Mükemmel bir uyum içerisinde çalışan, kulakçık kontrollü sekiz ileri otomatik şanzıman, elektrik destekli direksiyon ve dinamik tork iletimi özelliğine sahip sınırlı kaymalı diferansiyel sayesinde sürücü, otomobilin tepkilerini yol durumuna, hava koşullarına veya kendi tercihlerine göre dilediği gibi ayarlama imkânı buluyor. Isıtmalı direksiyon gibi konfor ayrıntıları dört mevsim de üstü açık sürüş keyfi sunarken, arka koltukta yer alan ve Volante için bir ilk niteliği taşıyan Isofix bağlantı noktaları, otomobilin çok yönlülüğünü daha da pekiştiriyor. Görsel açıdan DB11 Volante; çarpıcı tek parça alüminyum kaporta ve inovatif ‘Curlicue’ aerodinamik özelliklerine ek olarak, ahşap veya karbon fiberden üretilmiş yeni arka koltuk detaylarıyla zenginleştirilmiş. Bordo, siyah gümüş ya da gri gümüş renk seçeneklerine sahip model, son derece estetik bir kumaş tavanı, cesur bir C formu oluşturan dramatik ultra ince stop lambaları ve dövme alaşımdan üretilmiş, çarpıcı tasarımıyla dikkat çeken jantlarla otomobil tutkunlarının nefesini kesiyor. DB11 Volante’nin en karakteristik özelliği şüphesiz ki açılır tavanı. Kumaş tavanın klasik çekiciliğini en gelişmiş akustik ve yalıtım materyalleriyle bir araya getiren sekiz katmanlı tavan, otomobilin sürücü ve yolcularını zorlu hava koşullarından ve gürültüden koruyor. Volante’nin katlanmış haldeyken kendi sınıfında en düşük yüksekliğe sahip olan tavanının açılması yalnızca 14 saniye, kapanması ise 16 saniye sürüyor. Tavan anahtar üzerinden uzaktan kontrol edilebildiği gibi hareket halindeyken 50 km/s’ye varan hızlarda ve gücü saatte 50 kilometreye varan rüzgârlarda kapatılabiliyor. Yaşam döngüsü dayanıklılık (LCD) testi kapsamında Aston Martin mühendisleri, dünyanın en zorlu hava koşullarını canlandıran özel test ortamlarında tavanı 100 binden fazla açıp kapatarak, on yıllık kullanımı bir aya sıkıştırdılar. LCD testlerinden elde edilen sonuçlar, Death Valley çölü ve Kuzey Kutup Dairesinde Volante prototipleri ile gerçekleştirilen gerçek testlerle doğrulandı. ASTON MARTIN DB11 VOLANTE ASTON MARTIN DB11 VOLANTE ASTON MARTIN DB11 VOLANTE ASTON MARTIN DB11 VOLANTE ASTON MARTIN DB11 VOLANTE ASTON MARTIN DB11 VOLANTE ASTON MARTIN DB11 VOLANTE ASTON MARTIN DB11 VOLANTE ASTON MARTIN DB11...

Devamını Oku
MİNİMALİST PORSCHE: 911 CARRERA T
Eki31

MİNİMALİST PORSCHE: 911 CARRERA T

Porsche, 1968 yılında piyasaya sunduğu 911 T modelini 911 Carrera T ile yeniden canlandırdı. Porsche’nin “Touring” modellerini tanımlamak için kullandığı T harfiyle adlandırılan 911 Carrera T, 20 milimetre daha alçak spor şasi, ağırlığa göre optimize edilmiş Sport Chrono paketi, kırmızı sembollere sahip daha kısa vites kolu ve merkezi Sport-Tex kaplamalı koltuklar gibi 911 Carrera’dan farklı birçok özelliğe sahip. Çift turbolu, 3.0 litrelik, altı silindirli boxer motor 370 HP güç ve 1750-5000 d/d aralığında 450 Nm tork üretiyor. 3.85 kg/HP’ye yükseltilen ağırlık/güç oranı daha yüksek performans ve daha çevik sürüş dinamikleri sunuyor. Vites aralıkları kısaltılan manuel şanzıman ve mekanik diferansiyel kilitleri sayesinde, 911 Carrera T sıfırdan 100 km/s’ye 4.5 saniyede, yani 911 Carrera Coupe’den 0.1 saniye daha kısa sürede çıkıyor. Yeni otomobilin 200 km/s’ye ulaşması ise yalnızca 15.1 saniye sürüyor. Carrera T’de opsiyonel olarak sunulan Porsche Doppelkupplung (PDK) şanzıman ise sıfırdan 100 km/s’ye çıkma süresi 4.2 saniyeye, 200 km/s’ye ulaşma süresini ise 14.5 saniyeye iniyor. Her iki şanzıman versiyonunda da maksimum hız 290 km/s’nin üzerinde. Otomobilin gövde parçaları ve jantlar, farklılığı vurgulayan unsurlar olarak öne çıkıyor. 911 Carrera T’nin aerodinamik yönden iyileştirilen ön spoyleri ve metalik Agate grisi Sport Design yan aynaları, önden bakıldığında dikkat çeken tasarım özellikleri arasında. Yandan bakıldığında ise 20 inçlik Titan grisi Carrera S jantlar, yeni otomobilin kimliğini kolayca ortaya koyuyor. Profil görünümdeki bir diğer karakteristik özellik ise 911 Carrera T logosu. Otomobilin arka kısmında ise arka ızgara çubukları, Porsche logosu, Agate grisi 911 Carrera T yazısı, standart donanım olarak gelen spor egzoz sistemi, dikkat çekici özellikler arasında. Kabinin görünümü de daha sportif ve minimalist bir görünüm kazanmış durumda. Siyah, dört yönde ayarlanabilen elektrikli koltukların orta kısmı Sport-Tex kaplamalı, baş desteklerinde ise siyah iplikle işlenmiş “911” logosu göze çarpıyor. Yeni Carrera T modeli ayrıca ilk kez tam spor koltuk seçeneği sunuyor. Deri kaplamalı GT sports direksiyon üzerinde standart olarak yer alan mod düğmeleri, sürücünün farklı sürüş programları arasında geçiş yapmasına olanak sağlıyor. Kırmızı sembollere sahip, kısaltılmış vites kolu da yalnızca 911 Carrera T’ye has özelliklerden biri. Bir diğer yenilik ise Racing Sarısı, Guards Kırmızısı ve GT Gümüş renkleriyle kontrast oluşturarak sportif görünümü daha da pekiştiren T iç mekân paketi. Bu renkler, emniyet kemerleri, baş desteklerindeki “911” logosu, kapı halkaları ve koltukların Sport-Tex kaplaması gibi iç mekan unsurlarını vurgulamak için kullanılabiliyor. PORSCHE 911 CARRERA T PORSCHE 911 CARRERA T PORSCHE 911 CARRERA T PORSCHE 911 CARRERA T PORSCHE 911 CARRERA T PORSCHE 911 CARRERA T PORSCHE 911 CARRERA T PORSCHE 911 CARRERA T PORSCHE 911 CARRERA T PORSCHE 911 CARRERA...

Devamını Oku
FERRARI 812 SUPERFAST TÜRKİYE’DE
Eki16

FERRARI 812 SUPERFAST TÜRKİYE’DE

Ferrari’nin bu yıl düzenlenen Cenevre Otomobil Fuarı’nda boy gösteren yeni modeli 812 Superfast ülkemizde satışa sunuldu. Ferrari tarihinin seri üretimdeki en güçlü ve en hızlı otomobili olarak ön plana çıkan 812 Superfast’tan şimdilik bir adet Türkiye’ye getirildi, 2018 yılı kotası ise şimdiden satıldı. Fer Mas Şirket Müdürü Sinan Saip Bel, “800 HP’lik motora sahip modelden ülkemize bu sene bir adet getirdik, ekim ayı içinde de aracımızı sahibine teslim etmiş olacağız. 2018 yılı kotasının satışını da gerçekleştirdik. Ferrari 812 Superfast için 2019 yılında teslim edebilmek üzere sipariş almaya devam ediyoruz” açıklamasında bulundu. Bu sene 70’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Ferrari’nin, gelmiş geçmiş en hızlı ve güçlü modeli olarak kabul edilen 812 Superfast, Türkiye’de 820 bin 770 Euro’dan satışa sunuldu. 6.5 litre V12800 HP motora sahip Ferrari 812 Superfast, 7000 d/d’de 718 Nm tork değeri sunuyor. Dikkat çekici maksimum tork değerinin yüzde 80’i ise 3500 d/d’den itibaren sürücünün kullanımına sunulurken, hem sürüşü iyileştiriyor hem de düşük devirlerde bile etkileyici hızlanma sağlıyor. Günümüzde hiç bir seri üretim ve önden motorlu spor otomobilin ulaşamadığı, litre başına 123 HP güç üretimi değerine ulaşmak amacıyla, yine yüksek performans motorlarında ilk defa uygulanan 350 barlık doğrudan enjeksiyon sistemi ve F1 motorlarından ilham alınarak tasarlanmış değişken geometrili hava emiş sistemi entegre olarak görev yapıyor ve bu sayede benzersiz bir performans elde ediliyor. 812 Superfast’in çift kavramalı şanzımanı, daha kısa vites değiştirme süreleri için optimize edilen ve gaz tepkisini daha da keskinleştiren özel vites oranlarına sahip. Aracın gücünü kusursuz şekilde yere aktarmak ve kontrol edebilmek için ise yine bir Ferrari’de ilk defa kullanılan EPS (elektrik destekli direksiyon), beşinci jenerasyon SSC (yanal kayma kontrol sistemi) ve otomotiv endüstrisinde 4WS (4 wheel steering) olarak bilinen, arka tekerleklerin de direksiyon açısını takip etmesini ve bu sayede her sürüş koşulunda benzersiz yol tutuş ve denge sağlayan PCV (passo corto virtuale – virtual short wheelbase) sisteminin ikinci jenerasyonu görev yapıyor. 340 km/s maksimum hıza sahip olan Ferrari 812 Superfast, 0-100 km/s hızlanmasını ise 2.9 sn’de tamamlıyor. 812 Superfast, sportif hatları ve boyutlarıyla 1969 model muhteşem 365 GTB4’ün arka kısmını andıran iki-kutulu tasarımı ile fastback özelliklerine sahip. Kanatların tasarımı arka kısmı görsel olarak kısaltıyor ve 812 Superfast’i, V12 motorun sağladığı güç hissini pekiştiren atletik çamurluklar ile karakterize ediyor. Motor kaputu üzerindeki havalandırma tertibatının tasarımı içerisine entegre edilmiş full-LED farlar da ayrıca ön tekerlek bombesini saran ve bununla entegre olan kaslı ön tasarımı vurguluyor. 812 Superfast’in arka görünümü ise Ferrari geleneğinden ilham almış dört adet yuvarlak arka far, yatay hatlar etrafında göz alıcı tasarımı vurguluyor. 812 Superfast, Ferrari’nin 70’inci yılına gönderme yapmak amacıyla özel olarak seçilen kırmızı renk “Rosso Settanta” ile...

Devamını Oku
FERRARI’DEN YENİ MODEL: PORTOFINO
Ağu26

FERRARI’DEN YENİ MODEL: PORTOFINO

Kuruluşunun 70’inci yılını kutlayan Ferrari, Portofino adını verdiği yeni ‘hardtop’ tavanlı V8 GT modelinin dünya tanıtımını Frankfurt Otomobil Fuarı’nda gerçekleştirecek. Yerini aldığı California T modeline oranla tamamen yeni şasisinin etkisiyle çok daha hafif olma özelliğine sahip Ferrari Portofino, ileri teknoloji ürünü malzeme ve üretim tekniklerinin kullanımı sayesinde gerek şasi, gerekse karoserinin torsiyon rijitliği arttırılmış olmasıyla da dikkat çekiyor. Ferrari Design Center Portofino, akıcı arka tasarımını beraberinde getiren ‘two-box’ yapısıyla şekillendirilmiş, agresif tasarımlı bir spor otomobil olarak ön plana çıkıyor. Açılabilir ‘hardtop’ tavana sahip bir coupe-cabrio için benzersiz olan bu mimari, zarafet veya dinamizmden ödün vermeden son derece sportif bir karakter ortaya çıkarırken aynı zamanda son derece zarif bir arka tasarımı beraberinde getiriyor. Ön bölümü boydan boya kaplayan geniş hava girişinin üst kısmında yeni, yatay formlu LED far grubu kendine yer buluyor. Farların dış kenarındaki yenilikçi hava girişi rüzgâr sürtünme katsayısını düşürmek üzere önden gelen yol rüzgârını aracın yan cephesine doğru iletiyor. Ön bölüm gibi arka kısım da otomobilin sportifliğini ve dinamikliğini ön plana çıkartan detaylarla donatılmış durumda. İyice köşelerde konumlandırılan stop lambaları Ferrari Portofino’nun daha geniş ve güçlü durmasını sağlıyor. Kenarlara konumlandırılan stop lambalarıyla birlikte arka kısımdaki zarif hatlar da son derece hafif bir yapıya sahip olan açılabilir ‘hardtop’ tavanın yuvasını kamufle ediyor. Açılabilir ‘hardtop’ tavan düşük hızlarda hareket halindeyken de açılıp kapanabiliyor. Tasarımcıların araç içi konfor konusuna da maksimum özen göstermesi ayrıca dikkat çekiyor. Konforu tesis etmek üzere; 10.2 inçlik dokunmatik ekranlı bilgi ve eğlence sistemi, üstü kapalı olduğu gibi üstü açık kullanımlarda da optimum havalandırma imkânı sunan yeni bir havalandırma sistemi, 18 farklı ayar olanağı bulunan yeni koltuklarla arka koltuk diz mesafesini artırmaya yardımcı olan yeni koltuk sırtlıkları ve isteğe bağlı olarak sunulan yolcu bilgi ekranı gibi yeni özellikler de dahil olmak üzere son derece zengin bir ekipman seviyesi devreye giriyor. Üstü açık sürüşlerde yol rüzgârının kabin içine ulaşmasını yüzde 30 oranında azaltan ve aerodinamik optimizasyon sayesinde kabin içi gürültü seviyesini de düşüren rüzgâr perdesi de araç içi konforu tesis etme noktasında önemli bir sorumluluk yerine getiriyor. Ferrari ürün gamında kullanılan ve 2016 ile 2017 yıllarında ‘yılın motoru’ seçilen V8 turbo ünite yeni komponentler ve optimize edilen motor yazılımı sayesinde California T’den 40 HP daha fazla güç üretiyor. Sadece motoru ve motorun gücünü geliştirmekle kalmayan mühendisler, Ferrari V8’inin karakteristik sesini de iyileştirdi. Böylece üstü açık sürüşlerde de V8 motorun sesinin keyfini daha fazla sürmek mümkün olabiliyor. Yeni pistonlar, piston kolları ve yeniden tasarlanan emme manifoldu sayesinde performansla birlikte V8 motorun verimliliği de iyileştirilirken, egzoz sistemi geometrisi de tamamen yeniden şekillendirilmiş. Yeni tek parça manifold kayıpları minimize ederken, turbo boşluğu olmayan gaz tepkimelerine ani ve hızlı cevap veren bir yapıyı beraberinde getiriyor. Bütün bu değişiklikler, tork üretimini bir...

Devamını Oku
FERRARI F40 OTUZ YAŞINDA
Ağu01

FERRARI F40 OTUZ YAŞINDA

Kuruluşunun 70’inci yılını kutlayan Ferrari, bu sene aynı zamanda başka bir gururu daha yaşıyor. 21 Temmuz 1987 yılında, Ferrari’nin 40’ıncı yılına özel olarak üretilip piyasaya sürülen F40 da bu sene 30 yaşına girdi. Satışa çıkarıldığı günden itibaren spor otomobiller dünyasında yeni bir sayfa açan Ferrari F40, aynı zamanda markanın kurucusu Enzo Ferrari’nin imzasını taşıyan son model olarak hafızalara kazındı. Ferrari F40, markanın 320 km/s’yi aşan ilk aracı olarak dikkatleri üzerine çekmişti. 308 GTB ve 288 GTO Evoluzione prototiplerinin bir türevi olan, mühendislik ve tasarım başyapıtı F40, döneminin sembolü olarak hafızalara kazındı. Ferrari F40, 2.9 litrelik çift turbolu V8 motoru ile 484 HP’lik bir güce sahipti. Model, markanın özelliklerini net biçimde yansıtırken yarış otomobillerinin aynı zamanda günlük kullanım araçları olduğu zamanlardan uzaklaşmıyor, sonuç olarak Ferrari’nin köklerinden kopmuyordu. Bu yıl kuruluşunun 70’inci yılını kutlayan Ferrari, tasarım ve stil harikası F40’ı İtalya’nın Maranello şehrindeki Ferrari Müzesi’nde gururla sergiliyor. Ferrari F40’ın yapımında rol oynayan tasarımcılar ve test pilotları ise ikonik modelin yapım aşamasını anlatırken ilk günkü heyecanını koruyor. Dönemin Özel Projeler Başkanı Ermanno Bonfiglioli, ikonik model F40’ın ortaya çıkış sürecini ve tanıtımını “Böyle bir lansman daha önce hiç yaşamamıştım. Aracın örtüsü kalktığında tüm salon yankılandı ve ardından alkışlar yükseldi. Enzo Ferrari’nin yakınındakiler dışında kimse o zamana kadar aracı görmemişti. Şirket, aracın geliştirilmesini ve testlerini her zamankinden daha da gizli tutmuştu. F120A projesinin motorunu tasarlamaya başladığımızda 1986 Haziran ayındaydık. Sekiz silindirli, 478 HP, çift turbo 288 GTO Evoluzione’nin bir türeviydi ama birkaç yenilikle F40, Ferrari’nin 320 km/s’yi aşan ilk aracı olmuştu. Yağ karteri, silindir kapaklar, emme manifoldu, debriyaj muhafazası gibi parçaları alüminyum alaşımdan beş kat daha masraflı olan magnezyumdan yaparak motorun ağırlığına çok dikkat ettik. Daha sonra üretilen araçlarda bu malzeme bu kadar fazla kullanılmadı” ifadeleri ile anlatıyor. Enzo Ferrari tarafından davet edilene dek Pininfarina’da tasarımcı olarak çalışan Leonardo Fioravanti ise F40’ın başarısının arkasındaki sırrı, “Enzo Ferrari’nin son otomobili olacağını o da biz de biliyorduk. Apar topar çalışmaya başladık. O zamana kadar üretilmiş en güçlü Ferrari yol otomobiline uygun değerleri elde edebilmek için rüzgâr tüneli üzerinde kapsamlı araştırmalar yaparak aerodinamiği geliştirdik. Alçak kaputu, kısa ön sarkıntısı, NACA havalandırmaları ve arka kanadıyla performansına denk olan tarzı, aracın ününü katlamıştı. F40’ın başarılı olmasının en önemli sebeplerinden biri, aracın tarzının, sıra dışı teknik içeriğini, yani hızını, hafifliğini ve performansını anında yansıtmaktaki başarısıdır” diyerek açıklıyor. Uzun yıllar Ferrari’de test pilotluğu yapan ve F40’ın tüm test süreçlerinde görev alan Dario Benuzzi ise ilk prototiplerin manevra kabiliyetinin zayıf olduğunu belirtmeden edemiyor. Ancak motorun inanılmaz gücünü kontrol altına almak için sayısız test ve ayarlamalar yapıldığının altını çizen Benuzzi sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Sonuç olarak harika bir aerodinamik yük ve yüksek hızlarda bile yüksek istikrâr elde etmiştik. Çok çalışıp hiç ödün vermeden...

Devamını Oku
MAZDA’DAN İKİ YENİ MODEL: CX-5 VE MX-5 RF
Tem23

MAZDA’DAN İKİ YENİ MODEL: CX-5 VE MX-5 RF

Mazda’nın hareketin ruhu felsefesinin son meyveleri olan yeni CX-5 ve katlanabilir hard-yop tavanlı MX-5 RF, Türkiye’ye geldi. Tanıtım toplantısında konuşan Mazda Türkiye Genel Müdürü Nurkan Yurdakul, yeni CX-5 modelinin, Mazda bünyesinde bir devrim sayılan Skyactiv teknolojisine sahip ilk modeli olduğunu vurgulayarak, modelin 120 ülkede 1.5 milyon adetlik satışa ulaştığını hatırlattı. Mazda’nın Jinba Ittai adını verdiği sürücü-araç bütünlüğü anlayışının etkinliğini kanıtlayan ve insan merkezli tasarım ile mühendislik felsefesinin ürünü olan CX-5, sadece dinamik tasarımı ve heyecan verici sürüş performansı ile değil, aynı zamanda şirketin yıllık satışlarının yaklaşık yüzde 25’ini oluşturmasıyla da dikkatleri üzerine çekiyor. Yenilenen Mazda CX-5’in bu başarısının altında, Japon markanın benzersiz tasarım yaklaşımı ve kapsamlı Skyactiv teknolojileri yatıyor. Yenilenen Mazda CX-5’te gürültüye özel önem verilmiş. Düşük frekanslı yol gürültüsü ile yüksek frekanslı rüzgâr ve lastik sesinin önemli ölçüde azaltıldığı iddia edilirken, Sakız Adası’nda yaptığımız test sürüşünde bunun doğruluğunu görme fırsatı yakaladık. CX-5’in Skyactiv gövde teknolojisinde, önceki modellere kıyasla burulma direnci yüzde 15 artırılmış. Diğer yandan direksiyon hareketlerine verilen tepki süresi de azaltılmış durumda. Otomobilin şasisinde de direksiyon, süspansiyon ve fren sistemleri daha hassas bir hale getirilmiş. Oldukça konforlu bir sürüş sunan CX-5, buna karşılık yol tutuşuyla da dikkat çekiyor. G-Vectoring Control (GVC) teknolojisi ile donatılan CX-5, her zamankinden daha konforlu, hassas ve tepki gücü yüksek bir yapıya kavuşmuş. Sakız Adası’nın virajlı yollarında sistemin verimliliğini deneme fırsatı bulduk. 506 lt’lik bir bagaj sunan Mazda CX-5 Türkiye’de tek motor seçeneği ile satılacak. 2.0 lt’lik atmosferik motor 160 Hp güç sunuyor ve gücünü dört tekerleğe birden iletiyor. 208 Nm torka sahip olan bu motor, yeterli performans sağlıyor ama daha küçük hacimli de olsa, yüksek torklu turbo bir motor bu araca daha çok yakışırdı. 179 km/s maksimum hıza ulaşan ve altı ileri otomatik şanzımana sahip olan CX-5’in ortalama yakıt tüketimi 6.6 lt/100 km olarak veriliyor. Otomobilin Power Sense paketiyle başlangıç fiyatı 183 bin 552 TL. İlk kez 2012 yılında satışa sunulan CX-5 modelinin Türkiye’de 861 adet satıldığını belirten Nurkan Yurdakul, bu yıl içindeki satış hedeflerini 90 adet olarak açıkladı. Çeşme’den Sakız Adası’na kadar süren lansmanda tanıştığımız ikinci yeni Mazda modeli MX-5 RF’ydi. Dünya otomotiv tarihinde belirli modeller vardır ki, kelimenin tam anlamıyla efsane olmuş, üretildikleri segmentle özdeşleşmiştir. İşte ilk kez 28 yıl önce üretilen Mazda MX-5 de bu tarz otomobillerden. Üretim hayatı boyunca 1 milyondan fazla satılarak, kendi alanında bir rekora imza atan MX-5, otomotiv dünyasının en ikonik modellerinden biri. Dördüncü neslinde bir ilke atarak katlanabilir hard-top tavan sunmaya başlayan MX-5’in bu modeli RF olarak adlandırılıyor. Retractable Fastback’in kısaltması olan RF, yumuşak tavan konseptine tereddütlü yaklaşan tüketicileri hedefliyor. Bir başka deyişle Mazda MX-5 RF, yumuşak tavanlı bir otomobil almaktan çekinen ya da aklında spor bir otomobil olmayan tüketicilerin sürüş keyfine ulaşabilmeleri için...

Devamını Oku