YENİ FORD RANGER SÜRÜŞ İZLENİMİ
Eki22

YENİ FORD RANGER SÜRÜŞ İZLENİMİ

Ford, Ranger’da 160 HP’lik 2.2 litre ve 200 HP’lik 3.2 litrelik dizel motorlarını sunuyor. 2.2 litrelik motorda hem altı ileri manuel hem de altı ileri otomatik şanzıman seçeneğiniz mevcut. 3.2 litrelik motor ise sadece altı ileri otomatik şanzımanla tercih edilebiliyor. Ranger, fiyat konusunda ise 86 bin 180 TL’lik başlangıç fiyatıyla kendini rakiplerinin biraz yukarısında konumlandırmış. Bu segmentin satış lideri konumunda yer alan Mitsubishi L200 76 bin 787 TL’lik bir başlangıç fiyatına sahip, Nissan Navara 79 bin 900 TL, Toyota Hilux 76 bin 900 TL, Isuzu D-Max 79 bin 835 TL ve Fiat Fullback ise 80 bin 900 TL’lik başlangıç fiyatlarına sahipler. Ranger’dan pahalı olan tek model ise 89 bin 650 TL’lik fiyatıyla Volkswagen Amarok. Yeni nesil pick-up’lar artık o hantal kamyonet imajından daha çok neredeyse bir SUV olma yolunda ilerliyor. Yeni Ford Ranger da özellikle ön tarafında yapılan yenilikler sayesinde heybetli bir SUV’u andırıyor. Dikiz aynanızdan baktığınızda arkadan gelen aracın bir kamyonet olduğunu anlamanız oldukça güç. Arka tarafta ise ciddi bir değişikliğe gidilmemiş. 2015’te Avrupa’nın en çok satan pick-up modeli olan Ranger, EuroNCAP testlerinden beş yıldız alan tek pick-up modeli. Ford Ranger, Türkiye’de 2.2 ve 3.2 litrelik iki dizel motor ile satılıyor. Test aracımızın kaputunun altında 160 HP güç üreten 2.2 litrelik motor yer alıyordu. Bir önceki neslin 150 HP’lik motoruna göre 10 HP’lik bir artış gerçekleştirilmiş. Bu gücü alt devirlerden itibaren hissedebiliyorsunuz. Gaza bastığınıda bir SUV gibi ivmelenmese de tatminkâr bir hızlanma sunduğunu söyleyebilirim. Daha fazla performans arayanlar ise 3.2 litrelik seçeneğe göz atabilirler. 2053 kilogramlık boş ağırlığa sahip Ranger, hem şehir içinde hem arazide hem de uzun yolda sizi zor duruma düşürmeyecek gücü sunuyor. Test aracımızda dört tekerlekten çekiş sistemi mevcuttu. Dilediğiniz zaman bir düğme ile Ranger’ı arkadan itişten dört tekerlekten çekişe geçirebiliyorsunuz. Yeni Ford Ranger’ın süspansiyon sistemi bu zaman kadar kullandığım pick-up’lar arasında en konforlusu dersem abartmış olmam sanırım. Her ne kadar SUV iddiası taşısılar da pick-up’lar özellikle şehir içinde çok da konforlu sayılmazlar. Fakat yeni Ranger neredeyse bir SUV kadar konforlu süspansiyon sistemine sahip. Yol tutuş konusunda da Ford markasının genlerini taşıdığını size hissettiriyor fakat sonuçta bu aracın bir kamyonet olduğu gerçeğini de unutmamak gerekiyor. Yeni Ford Ranger bir önceki modeline göre yüzde 17’lik bir yakıt tüketimi iyileştirmesi gerçekleştirse de yine de rakiplerinden daha yukarılarda değerler sunuyor. Mitsubishi L200’nün otomatik şanzımanlı 4×4 varsiyonu fabrika verisi 100 kilometrede ortalama 7.2 litrelik bir tüketim değeri sunuyor. Nissan Navara, 7.0 lt/100 km’lik bir ortalama tüketime sahip. Yeni Ford Ranger ise 8.0 lt/100 km’lik bir ortalama tüketim değerine imza atıyor. Gelelim Ranger’ın arazi performansına… Yaz aylarında çekimimi gerçekleştirdiğimiz için çamurlu ya da kaygan bir zemin bulmamız pek mümkün olmadı. Biz de biraz engebeli bir arazide Ranger’ın hünerlerini görme fırsatı...

Devamını Oku
YENİ MERCEDES E-SERİSİ SÜRÜŞ İZLENİMİ
Haz24

YENİ MERCEDES E-SERİSİ SÜRÜŞ İZLENİMİ

Klasik bir otomotiv klişesi vardır: Mercedes daha konforludur, BMW ise daha sportiftir. Aslında bu klişe büyük ölçüde doğrudur ama günümüzde yani 2016’da üretilen BMW ve Mercedes’ler arasında bu klişedeki kadar keskin çizgiler yok. Artık BMW de çok konforlu otomobiller üretip sürüş dinamiklerini de koruyabiliyor. Aynı durum Mercedes modelleri için de geçerli. Sürüş dinamikleri BMW modelleri ile rekabet ederken konfor açısından da yılların imajından ödün vermeyen Mercedes’ler kullanmaya başladık. Bunların son örneklerinden biri de yeni Mercedes E-Serisi. Evet beşinci nesliyle 2016’da satılmaya başlanan Mercedes E-Serisi’nden bahsediyorum. Bu ay automagg dergisine gelen en iddialı otomobil olan yeni E 220 d’yi denemek bana düştü. Aslında bu bilinçli bir tercihti diyebilirim. Çok merak ettiğim bu otomobili kullanmak istediğimden dergiye geldiğinde hemen anahtarını kapıverdim. Yeni E-Serisi birçok farklı motor seçeneğine sahip ancak Mercedes yetkilileri Türkiye’de çok ilgi göreceğini düşünürsek E 220 d modelini teste çıkarmışlar. Bu düşüncelerinde de çok haksız sayılmazlar. Türkiye’de vergi sistemindeki sıkıntılardan dolayı genelde küçük hacimli motorlar tercih edildiği için 2.0 litrelik yeni 192 beygir gücündeki dizel motora sahip E 220 d sınıfının iddialı modellerinden biri olacağa benziyor. C-Serisi’nde kullanılan 1.6 lt dizel motor henüz E-Serisi’nde kullanılmadığı için bizim kullandığımız 400 Nm’ye torka sahip yeni makine çok ilgi göreceğe benziyor. Tamamen yeni bir dış tasarıma ve iç mekâna sahip olan yeni E-Serisi, markanın güncel çizgilerine sadık kalıyor. Hatırlayacaksınız güncel C-Serisi ilk çıktığı zaman bebek S-Serisi yakıştırmasını almıştı. Yeni E-Serisi’ne de kolaylıkla ortanca S-Serisi diyebiliriz. Hem tasarım hem de teknolojik özellikleri açısından S-Serisi’nden izler taşıyan yeni E-Serisi, C-Serisi’nden farklı olarak iç mekân tasarımı anlamında da S-Serisi’ne yaklaşıyor. İki büyük dijital ekrandan oluşan ön kısım ilk bakışta S-Serisi’ni hatırlatıyor. Yeni Mercedes Command sistemine ev sahipliği yapam ortadaki büyük ekran, özellikle gece sürüşlerinde göze çok hoş görünüyor. İnsan kendisini konsept bir otomobilin içinde gibi hissediyor. Sistem eskisine oranla çok daha iyi çalışıyor. Diğer markalarda vites kolunun olduğu yerde yer alan touch pad sayesinde bu ekrandaki bilgileri kontrol edebiliyorsunuz. Tamamen dijital tasarlanmış gösterge tablosu da S-Serisi’ni hatırlatıyor. Şık tasarlanmış bu ekran artık bu sınıfın olmazsa olmazlarından biri haline geldi. Üst sınıf bir Mercedes’in iç mekânında kalite ve işçilikle ilgili bir sıkıntı yaşanmayalı çok uzun zaman geçti. Doğal olarak 2016 yılında satışa sunulmuş bir E-Serisi’nde de bu tarz problemler yok. Problem olmadığı gibi sınıf standartlarını belirleyen bir kalite algısıyla karşı karşıyayız. İç mekân genişliği ve Mercedes’in alışılmış süspansiyon konforu sadece S-Serisi değil yeni E-Serisi’de şoförlü makam aracı olarak kullanılabilir hissi yaratıyor. Test aracımızda 192 beygir güç ve 400 Nm tork üreten yeni bir dizel makine olduğunu söylemiştim. Dizel güç ünitesi, 1680 kg ağırlığındaki E-Serisi’ni 0’dan 100 km/s hıza 7.3 saniyede ulaştırıyor. Şaşırtıcı değil mi? 10 sene önce ateşli GTI’ların bile zor ulaştığı bu hızlanma sürelerine günümüzde...

Devamını Oku
RENAULT TALISMAN SÜRÜŞ İZLENİMİ
Nis12

RENAULT TALISMAN SÜRÜŞ İZLENİMİ

Talisman’la İstanbul sokaklarında dolaşırken fark ettim ki, Renault 12’den beri Fransız markanın bütün orta sınıf otomobillerini kullanmışım. Renault 18 maceram çok kısa hatta 100 metre bile olsa fikir sahibi sayılırım. Yani Talisman’ın geçmişi hakkında sayfalarca yazı yazabilirim. Çok uzatmadan Renault’nun orta sınıf geçmişini hatırlayalım o halde. Kullan­madığım için Renault 8’i es geçiyorum ve R12’ye geliyorum. Eminim şu anda 1969 yılında tanıtılan Renault 12’nin neresi orta sınıf diyorsunuzdur. Boyutlarıyla gözünüze ufak gelse de 70’li yılların başında D segmenti otomobiller hemen hemen R12 ebatlarındaydı. Daha sonra 1978 yılında Renault 18 piyasaya çıktı ki, turbo modelini eminim çoğu kişi hatırlıyordur. R18 ülkemizde resmi olarak satılmadığı için pek bilinmez ama zamanının iyi otomobillerindendir. 1986’da sonraları Türkiye’de de üretilecek Renault 21 ile tanıştık. Concorde, Manager ve Optima’lar hâlâ yollarda. Özellikle Concorde’un değeri çok sonraları anlaşıldı ama Fransa’da 1993 yılında Renault Laguna pazara sürülmüştü bile. B56, X74 ve X91 kodlarıyla olmak üzere üç nesil üretilen Laguna, 1993’ten 2015’e kadar station’dan coupe’ye kadar birçok gövde formuna sahip oldu. Kendi adıma Laguna’nın da özellikle ülkemizde hak ettiği değeri gördüğünü söyleyemem. Aslında üç nesli de belli standartların üstündeydi ama kompakt sınıfın üzerindeki Renault modelleri ne yazık ki çok satılmıyor. Bunun da nedeni, Türk insanının kalite/fiyat orantısından çok gösterişe önem vermesi bence. İnsanlar madem o kadar çok para vereceğim, üstüne 20 bin TL daha katar BMW ya da Mercedes alırım diye düşünüyor. Ya da sıfır Laguna yerine ikinci el 3 Serisi ya da C-Serisi almak daha mantıklı geliyor. Tabii ben böyle düşünenlerden değilim. Neyse, gelelim Talisman’a. Biraz evvel bahsettiğim gösterişçiler bile Talisman’ın tasarımına laf edemez. Hakikaten her açıdan çok güçlü görünüyor. Twizy’yi saymazsak, uzun zamandır insanların beni yolda durdurup soru sorduğu ilk Renault modeli olduğunu söyleyebilirim. Muhtemelen bu ilgiden sıkıldığım için bir Opel Astra kullanıcısı ‘abi bu alınır mı’ diye sorunca dayanamayıp ‘Astra almışsın da bunu mu soruyorsun’ deyiverdim. Talisman’ın içinde de farklı bir Renault’da olduğunuzu hissediyorsunuz. Orta konsolda dikine yerleştirilmiş dijital ekran otomobilin kalbi niteliğinde. O kadar çok detay var ki, bazen durup tablet gibi ekranla oynamak istiyorsunuz. Düğme kalabalığını azalttığı için bu tip ekranları seviyorum açıkçası. Bu ekran vasıtasıyla gösterge tasarımından, ambiyans renklerine kadar her detaya müdahale edebilmek mümkün. Masaj fonksiyonlu koltuklara da bayıldığımı söyleyebilirim. Üstelik yolcu tarafı da aynı nimetten faydalanabiliyor. Kısaca, Talisman’ın donanımının çok zengin olduğundan bahsetmek mümkün. Güvenlikten konfora, modern ve lüks olma iddiasındaki bir otomobilden beklenecek her detaya sahipsiniz. Kabinin genişliği de sizi şımartıyor. Özellikle 608 lt’lik bagaj hacmi ihtiyaçları tam anlamıyla karşılayacak nitelikte. Talisman’ın Multi-Sense teknolojisi de ayrıca dikkat çekiyor. Öyle ki modlar arasında otomobilin karakteri tamamen farklılaşıyor. 4Control, elektronik süspansiyon, direksiyon, motoru ve şanzımanı etkileyen sistem, kullanım zevkinize uygun Talisman’ı yaratmanıza yardımcı oluyor. Bu tarz sistemlerin çoğu süspansiyona etki etmez ama Talisman’da...

Devamını Oku
HYUNDAI ACCENT BLUE SÜRÜŞ İZLENİMİ
Nis10

HYUNDAI ACCENT BLUE SÜRÜŞ İZLENİMİ

Hyundai Accent ülkemiz için de özel bir model. Güney Koreli üreticinin Türkiye’de ürettiği ilk otomobil olma özelliği taşıyan Accent, Blue takısını aldıktan sonra Güney Kore’den ithal edilmeye başlandı. 2010 yılında satışa çıkan dördüncü nesliyle artık B Segmentine sığmayan Accent Blue, C Segmetine geçiş yapmıştı. Accent Blue 4370 mm uzunluğa, 1700 mm genişliğe 1457 mm yüksekliğe sahip. Bu ölçüleriyle en büyük rakipleri Fiat Egea, Seat Toledo ve Skoda Rapid’den daha küçük bir otomobil. Yine 465 litrelik bagaj hacmiylede rakiplerinin gerisinde kalıyor. En büyük rakibi Fiat Egea 520 litrelik bir bagaj sunuyor. Hyundai Accent Blue’nun kaputunun altında 1368 cc hacminde bir ünite bulunuyor. 100 HP güç ve 133 Nm tork üreten bu motor, CVT otomatik şanzıman ile gücünü yola aktarıyor. Canlı bir karaktere sahip motor, alt devirlerde de istikrârlı bir hızlanma sunuyor. CVT şanzıman sollamalarda güç yığılması yaşanmasına sebep olmuyor ve ani hızlanmalara izin veriyor. Hyundai Accent Blue fabrika verilerine baktığmızda 0’dan 100 km/s hızlanmasını 12.2 saniyede tamamlarken, maksimum hızı ise 183 km/s. Yine fabrika verisi 100 kilometrede ortalama yakıt tüketim değer ise 6.4 litre olarak verilmiş. Makul kullanımlarda CVT şanzıman sayesinde fabrika verisi değerlere yakın bir tüketim değeri tutturabiliyorsunuz. Orta sertlikteki süspansiyon sistemi bu sınıfta alıştığımız bir sürüş sunuyor. Bozuk zeminlerde kabinde sarsıntılar hissedilirken, yol tutuş ise başarılı. ESP sisteminin tüm donanımlarda standart olarak sunulduğu Accent Blue, çok zorlanmayı sevmese de, güvenli bir sürüşe olanak tanıyor. Araçtaki kış lastiklerinden dolayı yol sesi kabine fazlaca sızıyordu. Fakat eski nesil Accent’leri düşündüğümüzde yeni neslin çok daha başarılı olduğunu söyleyebilirim. Motor sesi ise başarılı bir şekilde izole edilmiş. Accent Blue önde bağımsız Mc Pherson, arkada ise çift noktadan bağlantılı torsiyon çubuğu kullanıyor. Hissiz bir direksiyona sahip Accent Blue, bu negatif özelliğini elektrik destekli sistemle azaltmaya çalışmış. Hyundai Accent Blue’nun kabinine geçtiğimde gözüme ilk olarak 6 inç’lik dokunmatik ekran çarpıyor. Navi­gasyon özelliğine de sahip ekranın çözünürlüğü başarılı fakat alışmak biraz zaman alabiliyor. Malzeme kalitesi sınıf standartlarını karşılarken, bu sınıftaki araçlarda rastladığımız sert plastik malzeme Accent Blue’da da bolca kullanılmış. Fiyatlara geldiğimizde benzinli-­otomatik versiyonda en uygun seçeneği Accent Blue sunuyor. 54.850 TL’den başlayan fiyatı Fiat Egea’nın 60.000 TL’lik fiyatının yanında uygun kalıyor. Dizel-otomatik seçeneği de bulanan Accent Blue’nun bu konudaki tek rakibi ise Seat Toledo oluyor. Özerk IHLAMUR TEKNİK ÖZELLİKLER Model Hyundai Accent Blue 1.4 CVT Prime Fiyat 60.600 TL Motor 1595 cc, 4 silindirli, DOHC, 16V Güç 100 HP 6000 d/d Tork 133 Nm 4000 d/d 0-100 km/s 12.2 sn Maksimum hız 183 km/s Şanzıman CVT otomatik Yakıt tüketimi 6.4 lt/100 km Emisyon 149 g/km Ağırlık 1117 kg Bagaj hacmi 465 lt HYUNDAI ACCENT BLUE HYUNDAI ACCENT BLUE HYUNDAI ACCENT BLUE HYUNDAI ACCENT BLUE HYUNDAI ACCENT BLUE HYUNDAI ACCENT...

Devamını Oku
KUZU POSTUNDA KURT: SEAT LEON CUPRA 280
Eki23

KUZU POSTUNDA KURT: SEAT LEON CUPRA 280

Seat Leon Cupra’yı daha önce Barselona’daki lansmanında ve Türkiye’de 265 HP’lik versiyonla kullanma fırsatım olmuştu. Bu ay üçüncü buluşmamız gerçekleşti. Yani artık bu otomobile aşinayım. Seat Leon’un yeni Cupra modeli, aynı motorun iki farklı versiyonunu kullanıyor. 2.0 lt 4 silindirli turbo motor, 265 ve 280 HP güç üreten iki farklı versiyona sahip. 350 Nm’lik tork değeri ise iki versiyonda da korunmuş. Türkiye, Seat tarafından mevsimsel açıdan sıcak ülkeler arasında değerlendirildiği için sadece 265 HP’lik versiyonla ithal ediliyordu. Ancak artık 280 HP’lik versiyon da satışa sunulmaya başlandı. Yurtdışında altı ileri manuel versiyonu da bulunan Leon Cupra, ülkemize sadece altı ileri çift kavramalı DSG şanzımanla getiriliyor. Cupra, fabrika verilerine göre 0’dan 100 km/s hıza 5.8 saniyede ulaşıyor. Maksimum hızı ise 250 km/s olarak sınırlandırılmış. Bu otomobil ile daha önce iki deneyim yaşadığımı söylemiştim. Ancak bu iki deneyim de pist şartlarında yaşanmıştı. Bu kez otomobili üç gün boyunca İstanbul caddelerinde kullanma fırsatım oldu. Cupra’nın pist üzerinde beklediğimden daha yumuşak olduğunu düşünmüştüm. Pistte sürüş açısından biraz dezavantajlı olan bu durum yolda ise rakiplerine oranla bir avantaja dönüşüyor. Mesela Leon Cupra’nın en büyük rakibi Megane R.S. çok daha sert bir otomobil. Ancak bu sertlik şehiriçinde zaman zaman kullanıcıyı rahatsız edebiliyor. Leon Cupra bu anlamda bakıldığında daha konforlu bir sürüş sunuyor. Bu konforu sağlayan da otomobilin sürüş karakterini değiştirebildiğiniz Cupra Sürüş Profili isimli sitem. Cupra Sürüş Profili, Leon Cupra’nın tüm özelliklerinin, sürücünün kişisel tercihlerine uygun bir şekilde geniş bir yelpazede uyarlanmasını sağlıyor. Comfort ve Sport modlarına ek olarak sunulan Cupra modu da Martorell’deki mühendislerin özellikle odaklandığı noktaların başında geliyor. Bu ayar seçildiğinde, gaz pedalının hassasiyeti önemli ölçüde artarken, DSG en sportif vites modunda çalışmaya başlıyor ve ses güçlendirici de turboşarjlı motorun ses tonunu eksiksiz destekliyor. Progresif direksiyon da en sportif ayarda çalışıyor. Cupra’da yer alan 2.0 TSI motor, gaz pedalının her hareketine anında tepki veriyor ve yüksek devirde keyifli bir sürüş deneyimi sağlamasının yanı sıra bir ses güçlendiricisinin desteği ile zengin ve rafine bir ses sunuyor. Yol tutuşu ve frenleriyle de sürücüsünü şımartan Cupra, hem hızlı hem de şehir içinde yeterince konforlu. Yaman YILMAZ TEKNİK ÖZELLİKLER Model Seat Leon Cupra 2.0 TSI DSG Fiyat 145.522 TL Motor 1984 cc, 4 silindirli, DOHC, 16V, turbo Güç 280 HP 5600 d/d Tork 350 Nm 1700 d/d 0-100 km/s 5.8 sn Maksimum hız 250 km/s Şanzıman 6 ileri otomatik Yakıt tüketimi 6.6 lt/100 km Emisyon 154 g/km Ağırlık 1346 kg Bagaj hacmi 380 lt SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA 280 SEAT LEON CUPRA...

Devamını Oku
BMW 218i SÜRÜŞ İZLENİMİ
Eki23

BMW 218i SÜRÜŞ İZLENİMİ

BMW’nin 136 HP güç ve 220 Nm tork üretebilen üç silindirli 1.5 litrelik turbo benzinli motoru markanın çoğu modelinde kullanılmaya başladı. Son olarak 4 Serisi’nde de görmeye başladığımız bu motor, 2 Serisi’nde coupe, cabrio, Active Tourer ve Gran Tourer versiyonlarında tercih edilebiliyor. 1435 kilogram ağırlığındaki 2 Serisi Coupe’yi 8.9 saniyede 0’dan 100 km/s hıza çıkartan ödüllü motor, düşük devirlerde biraz cansız kalıyor. Sekiz ileri Steptronic şanzımanın vites geçişleri arasındaki hassas kademelendirme tüm devirlerde optimum güç sağlıyor. Hızlı ve aynı zamanda sarsıntısız geçişler sunan bu şanzıman, sürüş keyfine büyük katkı yapıyor. BMW 218i Coupe 1.5 litrelik motorunun vergi avantajıyla birlikte yakıt tüketiminde de başarılı verilere sahip. Ortalama yakıt tüketimi 100 kilometrede 5.1 litre olarak verilirken, şehiriçi tüketim ise 6.2 litre olarak açıklanıyor. Özellikle EcoPro modunda fabrika verisi tüketim değerlerini yakalamanız pek de zor olmuyor. Arkadan itişli 2 Coupe hafif dönüşlerde bile arkadan kayabiliyor. Kontrollü bir şekilde arkasını bırakan 2 Coupe, biraz fazla zorlandığında ESP ile kendini toplamayı da becerebiliyor. Günümüz otomobillerin birçoğu hatta BMW bile önden çekişli otomobiller üretmeye başlamışken, arkadan itişin keyfini yaşamak oldukça keyfli. BMW 2 Serisi Coupe biri benzinli diğeri dizel olmak üzere iki farklı motor seçeneğiyle satılıyor. İki motorda da otomatik şanzıman standart olarak sunulurken, özellikle benzinlinin 113 bin 954 TL’den başlayan fiyatı oldukça cazip. Genç sürücülerin ilgisini çeken BMW 2 Coupe, arkadan itişin verdiği keyifle eğlenceli otomobil kavramını bizlere tekrar hatırlatıyor. Özerk IHLAMUR TEKNİK ÖZELLİKLER Model BMW 218i Coupe Fiyat 113.954 TL Motor 1499 cc, 3 silindirli, DOHC, 12V, turbo Güç 136 HP 4500 d/d Tork 220 Nm 1250 d/d 0-100 km/s 8.9 sn Maksimum hız 210 km/s Şanzıman 8 ileri otomatik Yakıt tüketimi 5.1 lt/100 km Emisyon 118 g/km Ağırlık 1435 kg Bagaj hacmi 390 lt BMW 218i BMW 218i BMW 218i BMW 218i BMW 218i BMW 218i BMW 218i BMW 218i BMW 218i BMW 218i...

Devamını Oku
HER YOLA UYGUN: SUBARU OUTBACK
Haz06

HER YOLA UYGUN: SUBARU OUTBACK

Yaklaşık 20 yıldır yollarda olan Outback, ismini markanın başarılı modelleri Impreza ve Legacy’nin birleşiminden alıyor. Dışarıdan bakıldığında Forester’dan daha küçük gibi algılansa da, Subaru onu Forester’ın bir üst segmentine konumlandırmış. 4815 mm uzunluğu, 1840 mm genişliği ve 1605 mm’lik yüksekliği olan Outback, aslında gayet büyük bir araç. Outback’in en büyük yeniliği dizel-otomatik kombinasyonunu sunuyor oluşu. 2.0 litrelik dizel boxer motor ile kombine edilmiş ve yeniden elden geçirilmiş CVT şanzıman görevini oldukça başarılı bir şekilde yerine getiriyor. 150 HP güç ve 350 Nm tork sağlayan bu motor, Subaru fanatiklerini performans açısından pek tatmin etmese de ara hızlanmalarda gayet başarılı bir grafik çiziyor. Süspansiyonu orta sertlikte ayarlanmış olan Outback, bozuk zeminlerde dahi konfordan ödün vermiyor. Kabinde kullanılan malzeme kalitesi bir önceki versiyona göre bariz bir şekilde artırılmış. Yine de 159 bin 700 TL’lik bir başlangıç fiyatına sahip bu aracın daha kaliteli malzemeler kullanılan bir iç mekânı hak ettiğini düşünüyorum. Outback’i hafif arazi koşulları da dahil olmak üzere hemen hemen her yolda test etme şansını yakaladım. Sürekli dört tekerlekten çekiş sistemine sahip araç, her yol koşulunda kullanıcısını tedirgin etmiyor. Hafif arazide de oldukça başarılı bir tutunmaya sahip olan Outback’de, dik yokuşlardan inmenizi kolaylaştıran X-Mode teknolojisi sunuluyor. X-Mode tuşuna bastığınızda aracın simetrik AWD, frenler ve diğer bileşenleri sizin yerinize kontrol ediliyor ve kayma önleniyor. Frenlemeyi kendi yapan araç, size sadece direksiyonu yönlendirmek için izin veriyor. Bu sayede Outback’i gayet rahatlıkla yokuş aşağı indirebiliyorsunuz. Asfalt zeminde de Subaru markasının genlerini başarıyla taşıyan Outback, virajlara oldukça kararlı bir şekilde girebiliyor. Subaru, Outback’le bir diğer yeni teknolojisini de sunmaya başladı. Eyesight ismini verdikleri bu teknoloji, dikiz aynasının iki yanına yerleştirilen kameralarla çalışıyor. Yolu tarayan bu iki kamera, önünüze aniden çıkan engelleri algılıyor ve sizin yerinize aracı yavaşlatıyor. Bizim de test ettğimiz bu teknolojiye alışmak biraz zaman alsa da trafikte güvenli seyretmeniz açısından iki göz yerine dört göze sahip olmanızı sağlıyor. Ayrıca İstanbul trafiğinde en fazla işe yarayacak kısmı ise öndeki araç hareket ettiğinde sizi uyarması, busayede arkanızdaki araçtan korna duyma şansınız oldukça düşüyor. Özerk IHLAMUR TEKNİK ÖZELLİKLER Model Subaru Outback 2.0 D Limited Fiyat 175.700 TL Motor 1998 cc, 4 silindirli boxer, 16V, turbo dizel Güç 150 HP 3600 d/d Tork 350 Nm 1600 d/d 0-100 km/s 9.9 sn Maksimum hız 192 km/s Şanzıman Değişken oranlı CVT Yakıt tüketimi 6.1 lt/100 km Emisyon 168 g/km Ağırlık 1504 kg Bagaj hacmi 559 lt SUBARU OUTBACK SUBARU OUTBACK SUBARU OUTBACK SUBARU OUTBACK SUBARU OUTBACK SUBARU OUTBACK SUBARU OUTBACK SUBARU OUTBACK SUBARU OUTBACK SUBARU...

Devamını Oku
YENİ FORD MONDEO SÜRÜŞ İZLENİMİ
Haz03

YENİ FORD MONDEO SÜRÜŞ İZLENİMİ

Aston Martin modellerini andıran Ford Mondeo bir önceki nesline göre çok daha şık ve çekici duruyor. Ön ve arka far grubunda kullanılan LED ampüller araca şıklık katıyor. Üç yıl üst üste yılın en iyi motoru ödülü sahibi EcoBoost, Mondeo’da 1.6 litrelik versiyonuyla görevini başarıyla yerine getiriyor. 160 HP güç ve 240 Nm tork üreten motor, altı ileri otomatik şanzımanla kombine edilmiş. Motorun performansı kâğıt üstünde gayet yeterli gözükürken, kullanırken o hissi size vermekten biraz uzak kalıyor. Otomatik şanzımanın vites geçişleri gayet rahat ve sarsıntısız. Mondeo’nun yol tutuşunu Ford markasının genlerine uygun olarak çok başarılı bulduğumu belirtmeliyim. Süspansiyon sistemi öncelikli olarak konforu önemsese de, araca yol tutuş performansından hiçbir şey kaybettirmemiş. Virajlara güvenli bir şekilde girebiliyorsunuz. Mekanik tutunma yüksek olduğu için ESP devreye girme ihtiyacı bile hissetmiyor. Hatchback,sedan ve station karoser seçenekleriyle satılan Mondeo’da, Stlye ve Titanium isminde iki farklı donanım seçeneği bulunuyor. Hava yastıklı arka emniyet kemerleri, Active Motion çok noktalı masaj fonksiyonu ve SYNC II sesli kontrol sistemi ile entegre yüksek çözünürlüklü dokunmatik ekran gibi birçok farklı donanıma sahip olan Mondeo, kullanıcısını şımartıyor. Ekip olarak en fazla hoşumuza giden donanım ise Titanium paketinde opsiyonel olarak alınabilen dinamik LED ön far teknolojisi oldu. Bu farlar virajlarda otomobille birlikte hareket ederek yolunuzu çok daha iyi görmenize olanak tanıyor. Kabin içi malzeme kalitesi sınıf standartlarını karşılıyor olsa da özellikle düğmelerin kalitesi anlamında Volkswagen Passat’ın gerisinde kalıyor. Gelelim Mondeo’nun en can alıcı kısmı olan yakıt tüketimine. Geçtiğimiz aylarda sürüş izlenimini paylaştığımız Mondeo’nun yakıt tüketimini fazla bulmuştuk ve daha doğru verileri testini gerçekleştireceğimiz zaman anlayacağımızı belirtmiştik. Fakat yakıt tüketimi konusunda sürüş izlenimizdeki yüksek bulduğumuz değerler özellikle şehir içi kullanımlarda çok daha fazla artış gösterdi. 100 kilometrede ortalama 11.0 litre gibi değerleri gördük. Bunun nedenini ise motorundan daha çok klasik altı ileri otomatik şanzımanına bağlamak daha doğru olacaktır. Eğer araç Powershift isimli çift kavramalı şanzıman ile kombine edilmiş olsaydı tahminimizce daha düşük yakıt tüketim değerleri elde edilebilirdi. Özerk IHLAMUR TEKNİK ÖZELLİKLER Model Ford Mondeo 1.5 EcoBoost Titanium Fiyat 100.205 TL Motor 1499 cc, 4 silindirli, DOHC, 16V, turbo Güç 160 HP 6000 d/d Tork 240 Nm 1600 d/d 0-100 km/s 9.2 sn Maksimum hız 209 km/s Şanzıman 6 ileri otomatik Yakıt tüketimi 7.2 lt/100 km Emisyon 168 g/km Ağırlık 1504 kg Bagaj hacmi 429 lt FORD MONDEO FORD MONDEO FORD MONDEO FORD MONDEO FORD MONDEO FORD MONDEO FORD MONDEO FORD...

Devamını Oku