Citroen’in yeteneksizliği

AUTOMAGG_SUBAT_2014_KAPAKautomagg e-dergi, sağda kapağını gördüğünüz beşinci sayısıyla yayında. Bu ay farklı olarak üç haberimizi video ile de destekledik. Kameralara yabancı olmayan automagg yazarları Elif Bekfelavi ve Yiğit Top’un destekleriyle hazırladığımız video’ları keyifle izleyeceğinizi düşünüyoruz. Gelecek sayılarımızda da yeniliklerimiz sürecek. Dijital dünyanın bütün olanaklarını, tek bir tıkla sizlere sunma hedefindeyiz. automagg’ın bundan sonraki adımının iPad ve Android temelli tabletlerde de izlenebilmesi olacağını söyleyebiliriz. Başlıkta Citroen’in yeteneksizliği deyince şaşırdınız eminim. Beni tanıyanlar, Fransız otomobillerini özellikle sevdiğimi; Renault, Peugeot ve Citroen’e laf ettirmeyeceğimi iyi bilirler. Peki, ne oldu da Citroen hakkında olumsuz bir düşünceye kapıldım? Geçtiğimiz yıl parkurlara adım atan Volkswagen Motorsport neden oldu buna. Daha ilk yıllarında Sebastien Ogier ile şampiyon olarak Polo R WRC’nin adını tüm dünyaya duyuran Almanlar, parkur dışında da çok iyi çalışıyor. Aslına bakarsanız bahsetmek istediğim zaferler değil. Sonuçta yarış bu ve sadece bir kazanan olacak. Ama VW, yarışmadığı ve Polo’yu geliştirdiği 2012 yılında da bolca haber olmayı başardı. Şu anda da sadece birincilikleriyle değil, düzenledikleri etkinliklerle de ön plandalar. Almanlar, Monaco otellerinden birinde müşterileri taksi olarak Polo WRC’siyle karşılayan Sebastien Ogier’nin keyifli video’su örneğinde olduğu gibi pazarlama anlamında aklınıza ne gelirse kullanıyor. Geçmişinde hiçbir ralli başarısı olmayan bir marka, bir anda yıllardır parkurlardaymış gibi bir imaja sahip oldu. Üstelik ‘R’ markasını da gizli gizli insanların beynine kazıyor. Bundan böyle ‘R’ logolu bir VW gördüğünüzde aklınıza direkt olarak ralli başarıları gelecek.
Peki, Citroen’in niye beceriksiz olduğunu düşünüyorum? Sonuçta Sebastien Loeb’le birlikte dokuz kez şampiyon olmayı başarmadılar mı? Evet ama bu şampiyonlukların pazarlamasını iyi yapamadılar. Xsara’dan, C4’e ve DS3’e kadar tüm modelleriyle zaferler kazanan bir marka, halkın gözünde hiçbir zaman ralli şampiyonu izlenimini edinemedi. Yıllardır fabrika takımı olarak yarışmayan Subaru ve Mitsubishi bile hâlâ ralli geçmişinden gelen pozitif algıyı kullanıyor. Halen aktif olarak yarışan ve geçmişinde sayısız zafer olan Citroen’in ise neden yarıştığı belirsiz durumda. Motorsporları elbette sadece bir pazarlama enstrümanı değil, aynı zamanda bir test arenası. Burada elde edilen tecrübeler yol otomobillerine de uyarlanıyor. Fakat bunu insanların kafasına kazımadıktan sonra yarışmanın, şampiyon olmanın da bir anlamı kalmıyor. Citroen’in bir başka yanlışı da yol otomobillerine şampiyon karizmasını hiç yansıtmaması oldu. Tabii ki Xsara’nın C4’ün ve DS3’ün sportif modelleri oldu ama ralli genlerini pek de sokağa yansıtmadılar. Bu sezon C-Elysee ile WTCC’ye de girecek, muhtemelen şampiyon da olacaklar. Fakat Yvan Muller ve Sebastien Loeb gibi iki efsanenin başarılarını da harcayacaklardır, umarım beni utandırırlar. Bu arada, aynı problem başka bir Fransız markası olan Renault’da da yaşanıyor. Hem şasi hem de motor üreticisi olarak sayısız F1 başarıları var ama halkın bundan çok da haberi yok. Motor Renault olmasına rağmen Red Bull Racing’e sponsor olan Infıniti bile çok daha iyi kullanıyor elde edilen şampiyonlukları. Sonuç olarak Fransızlar fazla kibirli galiba. Gerçi Peugeot’nun motorsporları başarılarını geniş kitlelere daha iyi aktardığını söyleyebiliriz. Sebastien Loeb’ün 208 T16 ile elde ettiği Pikes Peak zaferini çok iyi pazarladılar örneğin. Aynı grup, iki farklı zihniyet yani…

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş

Yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir