ÇAKAL KASA BMW 3 SERİSİ!
Tem18

ÇAKAL KASA BMW 3 SERİSİ!

Geçenlerde bir arkadaşım bana neden çakal kasa BMW ile ilgili yazı yazmıyorsun diye sordu. Bu soru beni gülümsetti, neden mi? 1993 yılından beri çok geniş kitlelere ulaşan yayınlarda çalıştığım için kendiliğinden bir etik anlayışına sahip oldum. Zamanla en önemli amacım, insanlara doğru bilgiyi vermek, özellikle de halkımızın otomobil kültürünü artırmak haline geldi. Bu nedenle halk tabirlerinden uzak durmaya çalıştım. Evet, arkadaşlarımla sohbet ederken ben de balina kasa, çakal kasa, manda kasa, uzay kasa tabirlerini kullanıyorum ama yazı yazarken asla. Bu tabii sadece kullanılan yakıştırmalarla ilgili değil. Mesela yarış camiasında aks kesti denir ya da otomobili kırdım derler. Yoldan çıkmanın adı uçmaktır. Kısaca, dilimize yerleşen ama aslında yanlış olan o kadar çok tabir var ki. Bu nedenle yazı yazarken bunları da kullanmamaya özen gösteririm. Diğer yandan halk arasında kullanılan dilden uzaklaştığınızda bir kopukluk da olabiliyor. Yazılarınız daha soğuk olarak algılanabiliyor, kim bilir belki de hata yapıyorumdur. Sonuç olarak ilk kez bir yazımda ‘çakal kasa’ demiş oluyorum. Peki, kimdir bu meşhur çakal kasa? Daha da önemlisi neden bizde böyle deniyor? Bu otomobilin asıl gövde kodu E30. Aslında ikinci nesil BMW 3 Serisi (E21’in devamı) piyasaya ilk çıktığında yani yeniyken böyle bir tabir yoktu. 2000’lerden sonra bu otomobile çakal kasa demeye başladık. Bunun en önemli nedenlerinden biri, arkadan itişli aktarma organlarıyla (dört tekerlekten çekişli ‘ix’ modelleri de var) çok eğlenceli, kaymaya müsait bir yapısı olması. İşin içine özellikle altı silindirli versiyonların gücü de girince, gençlerin bu otomobile ilgi duymaması olanaksızdı. 2000’li yıllardan sonra bu otomobillerin fiyatları ucuzlayınca, modifiyeye meraklı gençler rahatlıkla E30 3 Serisi’ne sahip olmaya başladı. E30’ları kendi zevklerince donattılar. Müzik sistemleri eklediler, motorları güçlendirdiler, süspansiyonlarıyla oynayıp yere yaklaştırdılar, kocaman jantlar taktılar… Bu insanlar, agresif sürüş stilleriyle yollarda da dikkat çekmeye başladı. Zaten amaç da buydu, arkadan itişin keyfini çıkarmak… Bu tarz gençlere kızmamak lazım aslında. Çünkü içlerinde bir duygu var ve maalesef bu duygularını tatmin edecek pistimiz çok az. Geçtiğimiz günlerde TOSFED Başkanı Serkan Yazıcı’yla yaptığımız röportajda, kendisi de aynı şeyleri söyledi. Sonuç olarak, gençlere imkân tanımazsak, sokaklarda gazlamalarına kızamayız. E30’ların fiyatları ucuzlamadan önce bu tarz gençler, gazlama ve özellikle yanlama zevklerini yine arkadan itişli Şahin ve Doğan’larla gideriyordu ama bu otomobillerin kapasitesi sınırlıydı. E30 BMW ile birlikte sınırlar aşılmış oldu ve dediğim gibi sokaklarda çok dikkat çekmeye başladılar. Tabii bu durumda geniş bir kesimi de kızdırdılar. Yolda yanınızdan makas atarak geçen bir E30 gördüğünüzde mutlu olmazsınız doğal olarak. Bu nedenle ikinci nesil 3 Serisi ‘çakal kasa’ olarak anılmaya başladı. Neden çakal kasa tabirinin kullanıldığını anlatmaya çalıştık. Şimdi de E30 3 Serisi hakkında bilgi verelim. Özellikle 60’ların sonu ve 70’lerin başında doğanlar için E30 efsanedir. Çünkü E21’in devamı olarak 1982 yılında üretilmeye başlandı. Yani benim gibilerin (1973’lüyüm) gençlik dönemlerinin ulaşılmaz...

Devamını Oku
YENİ PEUGEOT 508’İ MONACO’DA KULLANDIK
Tem08

YENİ PEUGEOT 508’İ MONACO’DA KULLANDIK

İtiraf ediyorum ki, yeni Peugeot 508’in ilk fotoğraflarını gördüğüm an büyülendim. Gerçi şimdiye kadarki tecrübelerim, asıl kararımı otomobili canlı gördüğümde vermemi söylüyordu. Çünkü bildiğiniz gibi medya fotoğrafları; dünyanın en iyi fotoğrafçıları tarafından, en güzel mekânlarda, en iyi açılardan kareleniyor. Bu bir bilim, kaba tabirle ‘tipsiz’ bir otomobil bile güzel gösterilebilir. Tabii işin içinde bir de retouch denen photoshop operasyonları kısmı var. Diğer yandan bu bir zevk meselesi, benim beğendiğimden hoşlanmak zorunda değilsiniz. O yüzden yazılarımda uzun uzun tasarımdan bahsetmeyi pek tercih etmiyorum. Yine de otomobil satın alma kararında en önemli unsurların başında tasarım geldiğini de unutmamalıyız. İşte yeni Peugeot 508’in Monaco’da düzenlenen uluslararası basın lansmanına giderken kafamda bu düşünceler dolaşıyordu. İşin bir başka boyutu da tasarımın her şey olmadığını bilecek kadar uzun süredir bu işin içinde olmam. Eğer bir otomobil; güvenli, verimli, fonksiyonel, performanslı ve rafine bir sürüşe sahipse, kötü görünse bile pazarda şansı olabilir. Tabii bu ilk anda olmaz. Kulaktan kulağa iyi bir otomobil olduğu yayıldıkça satış şansı da aynı oranda artar. Bütün bunlara sahip olmayan ama iyi görünen bir otomobilse ölü doğmuştur. Yani Peugeot 508, pazarda başarılı olmak istiyorsa, sportif göründüğü kadar sürüşüyle de bunu ispatlamalı. Son dönemde üretilen Peugeot modellerinin bunu nasıl başardığını iyi bildiğimden aslında 508’den kuşkum yoktu ama mutlaka kullanmak ve kesin kararı ondan sonra vermek lazımdı. Tüm seçenekleri kullandık Monaco’ya verdiğimizin ertesi günü, sabahın erken saatlerinde 508’ler bizi karşıladı. Değişik renk seçenekleri, donanım paketleri ve farklı motor seçenekleriyle emrimize sunulmuşlardı. Bu arada otomobili canlı gördüğünde ne düşündün diye sorabilirsiniz. İnanın fotoğraflardan bile iyi görünüyor. Zaten Peugeot, bu radikal sedanında (aslında bir sedan değil, liftback demek daha doğru çünkü bagaj kapağı arka camla birlikte açılıyor) klasik orta sınıf otomobillere rakip olmayı düşünmüyor. Yani ilk anda akla geldiği gibi VW Passat ve Renault Talisman gibi otomobilleri hedeflemiyor. Asıl rotasında VW Arteon gibi coupe görünümlü sportif araçlar var. Bunun için bir önceki nesil 508’e göre uzunluk ve yükseklik azalmış, genişlik ise artmış. İşte bu kadar sportif görünmesinin asıl nedeni bu. Peki, Fransızlar neden böylesine radikal bir değişikliğe imza atmış? Klasik bir orta sınıf sedan tasarlasalardı daha fazla satmazlar mıydı? Aslında durum öyle değil. Son on yılda düşüş gösteren geleneksel D segmenti sedan satışları, Avrupa pazarında son dört yıldır mevcut seviyesini zor da olsa koruyor. Tüketim alışkanlıklarındaki değişim ve özellikle tasarımsal heyecan beklentisi, müşterilerin SUV segmentine kaymasına neden olurken, büyük hacimli sedan otomobillerin hayatta kalması iyice zorlaştı. Bunun için daha sportif bir sürüş ile özgün bir tasarıma sunmak gerekiyor. Müşterilerin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran tasarımcılar, alışagelmiş geleneksel bagaj kapağına sahip dört kapılı bir sedan yerine, beş kapılı “fastback” gövde tipine sahip bir coupe-sedan formu tercih etmişler. Coupe tarzında aerodinamik çizgilere sahip olan 508, 1.40 metrelik yüksekliğiyle daha...

Devamını Oku
YENİ VOLVO S60 NE ZAMAN TÜRKİYE’YE GELİYOR?
Haz21

YENİ VOLVO S60 NE ZAMAN TÜRKİYE’YE GELİYOR?

Volvo Cars, Güney Carolina-Charleston’da, şirketin ABD’deki ilk fabrikasında üretilen orta sınıf sedanını yani yeni S60’ı tanıttı. Aynı zamanda yeni Charleston üretim tesisi de resmi olarak açıldı. Yeni modelin lansmanı ve fabrika açılışının birlikte yapılması, Volvo Cars’ın hem şirket hem de yeni S60 için önemli bir pazar olan ABD’ye verdiği önemi gösteriyor. Volvo Cars Başkan ve CEO’su Hakan Samuelsson, “Yeni S60, yaptığımız en heyecan verici Volvo otomobillerinden biri. Yeni S60, Volvo Cars için daha fazla büyüme fırsatı yaratacak, ABD ve Çin pazarlarında güçlü bir pozisyon almamızı sağlayacak, gerçek bir sürücü otomobili” dedi. Yeni S60, dizel seçeneği olmayan ilk Volvo otomobil olarak şirketin elektrifikasyonu destekleyen endüstri lideri yaklaşımını ve geleneksel içten yanmalı motorların dışında uzun vadeli bir geleceğin olduğunu gösteriyor. Volvo Cars 2017 yılında, 2019 yılından itibaren tüm yeni modellerinin elektrikli bir altyapıya sahip olacağı stratejisini açıklayan ilk global otomobil üreticisi olmuştu. Yeni S60’ta turbo ve kompresörlü olmak üzere iki ayrı elektrikli ve benzinli hibrit motor seçeneği bulunuyor. Volvo’nun T6 Twin Engine elektrikli hibrit motoru toplam 340 HP güç üretirken, ödül sahibi T8 Twin Engine elektrikli benzinli hibrit ise 400 HP güce sahip. S60 pazara sunulduğunda ayrıca Volvo’nun kendisini ispatlamış T5 ve T6 benzinli motorları da kendine yer bulacak. Müşteriler, yeni S60’a bu segmentte bir ilk olacak şekilde, otomobile ulaşmak için ön ödeme gerektirmeyen, sahiplik yerine aylık sabit üyelik ücreti olan, Volvo Cars’ın yeni premium üyelik servisi Care by Volvo üzerinden erişebilecekler. Care by Volvo, otomobil sahibi olmayı bir telefon almak kadar şeffaf, kolay ve sorunsuz hale getiriyor. “Volvo Cars Araştırma ve Geliştirmeden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Henrik Green, “Aktif şasi ve sürüş modları ile mükemmel kontrol, S60’ı bir sürücü otomobili haline getiren yüksek performans sunuyor. Yeni S60, aynı zamanda, 90 Serisi ve diğer 60 Serisi otomobillerimizde yer alan ve çok beğenilen teknolojiyi bu segmente taşıyor ve bu da onu piyasadaki en iyi spor sedanlardan biri haline getiriyor” dedi. Yeni S60, tıpkı bu yılın başlarında piyasaya sürülen orta sınıf station V60, her biri sektör lideri güvenlik derecelerine sahip 90 Serisi otomobiller ve ödüllü XC60 gibi Volvo Cars’ın Ölçeklendirilebilir Ürün Mimarisi (SPA) platformu üzerinde üretiliyor ve aynı güvenlik teknolojisi ile bilgi-eğlence sistemini taşıyor. Bu durum, yeni S60’ı yoldaki en güvenli otomobillerden biri haline getiriyor. Otomatik fren teknolojisine sahip City Safety, yayaları, bisikletlileri ve büyük hayvanları algılayabilen piyasadaki tek sistem olarak sürücünün olası çarpışmalardan kaçınmasına yardımcı oluyor. City Safety, orta ölçekli sedan segmentinde bir dünya ilki olacak şekilde, artık karşıdan gelen çarpışmalardan kaçınmak için de otomatik frenleme yapıyor. İyi işaretlenmiş yollarda, 130 km/s hıza kadar sürücüyü direksiyon, hızlanma ve frenleme ile destekleyen opsiyonel Pilot Assist sistemi, artırılmış viraj performansı ile daha da geliştirilmiş. Volvo Cars’ın Sensus Connect bilgi-eğlence sistemi, Apple CarPlay, Android Auto...

Devamını Oku
SPORTİF STATION: YENİ PEUGEOT 508 SW
Haz06

SPORTİF STATION: YENİ PEUGEOT 508 SW

Yeni Peugeot 508’in station versiyonu da tanıtıldı. Orta sınıftaki bu otomobil, station wagon pazarına yeni bir soluk getirme amacında. 1.42 m yüksekliğinde ve 4.78 m uzunluğunda olan yeni Peugeot 508 SW, akıcı çizgileriyle hem sportif hem de ağırbaşlı olmayı başarıyor. Çerçevesiz kapılar eski Amerikan otomobillerini andırırken, kabin de yeni i-Cockpit ile birlikte oldukça lüks görünüyor. Kalite fotoğraflarda bile belli ve konfora özel önem verilmiş. Çok noktalı masaj programından panoramik açılır cam tavana kadar çok zengin bir donanım söz konusu. Magic Flat fonksiyonu sayesinde yeni Peugeot 508 SW, 1780 litreye kadar varan bir bagaja sahip oluyor. Normal pozisyondaki hacim ise 530 litre. Focal tarafından tasarlanan üst düzey hi-fi sistemi 10 hoparlör içeriyor ve saf bir ses deneyimi sunuyor. Ürün yelpazesinin yeni özellikleri arasında stop & go fonksiyonlu adaptif hız sabitleyici, şerit takip asistanı ve gece görüş sistemi bulunuyor. Bu özellik orta sınıfta bir ilk. Sistem, gece saatlerinde aracın önündeki canlı varlıkları ya da araçları tespit etmek için kızılötesi bir kamera kullanıyor. Yeni Peugeot 508 SW, EMP2 platformu üzerine inşa edimiş. Elektrikli vites kolu ve tek dokunuşla kontrol edilen yeni sekiz ileri EAT8 otomatik şanzıman da seçenekler arasında. 508 SW, eni nesil PureTech ve BlueHDi motorlar ile sınıfının en iyi CO2 emisyon değerlerini sunma amacında. İki yeni benzinli seçeneği 180 ve 225 HP’lik 1.6 lt turbo motorlar oluşturuyor. Bu motorlar EAT8 otomatik şanzımanla kombine edilebiliyor. Dizel motorlar ise 1.5 lt ve 2.0 lt arasında değişiyor. Güçler ise 130, 160 ve 180 HP olarak açıklanıyor. 2019’un ikinci yarısında, 50 km elektrik menzili sunan verimli bir plug-in hibrit seçeneği de ürün gamına eklenecek. Bu araçta piller ikinci sıra koltukların altına yerleştirilecek. Yeni Peugeot 508 SW, Paris Otomobil Fuarı’nda sergilendikten sonra Ocak 2019’da Avrupa’da satışa başlayacak. PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508 SW PEUGEOT 508...

Devamını Oku
YENİ PEUGEOT 508’E MERHABA
Şub22

YENİ PEUGEOT 508’E MERHABA

Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtılacak olan yeni Peugeot 508, sahip olduğu özelliklerle sınıfının dengelerini değiştirmeye hazırlanıyor. Uzunluğu ve tavan yüksekliği azaltılan otomobil, artan genişliğinin de etkisiyle daha olgun ve dinamik bir görünüme sahip olmuş. Daha keskin hatlara sahip yeni dış tasarımla birlikte, her bir ayrıntısı büyük bir titizlikle ele alınan iç mekânda Peugeot i-Cockpit’in en lüks versiyonu görev yapıyor. 4.75 metre ile 4.83 metre uzunluğundaki ve önceki nesilden 8.0 cm daha kısa olan yeni Peugeot 508, kompakt boyutların getirisi olarak daha yüksek manevra kabiliyeti sunuyor. Yüksek omuz çizgisi ve dar cam alanlar kadar çerçevesiz kapılar da dinamik bir görünümü beraberinde getiriyor. Minimize edilen ek yerleri ve kapı arası boşluklar kalite algısını artırırken, boyutuyla çamurlukları tamamen dolduran tekerlekler kadar, eğimli tavan çizgisi de sportif ve dinamik görünümü destekliyor. Arkadan bakıldığında üç bölüm olarak tasarlanan ve ince yapısıyla ön farların tasarım dilini devam ettiren üç boyutlu tam LED stop lambalarının arasını boydan boya dolduran parlak siyah panel dikkat çekiyor. Peugeot’nun güncel tasarım dilini yansıtan bu mimari, dinamik bir görünümü beraberinde getirirken kalite algısını da yükseltiyor. Bagaj kapağının ardında ise 487 litrelik bir hacim gizleniyor. Kompakt boyutlu direksiyon simidi, 8:3 formatında 10.0 inç büyüklüğünde kapasitif dokunmatik ekran ve 12.3 inç büyüklüğünde yüksek çözünürlüklü yükseltilmiş gösterge paneli olmak üzere üç temel yapı elemanını bünyesinde barındıran i-Cockpit, altı farklı ekran moduyla kişiselleştirme imkânı da sunuyor.Tüm yeni nesil Peugeot modelleri gibi yeni 508 de EMP2 platformu üzerine yükseliyor. Önceki nesil ile kıyaslandığında 70 kg ağırlık avantajı sağlayan bu platform, konforla sürüş dinamizmini aynı potada eritiyor. GT versiyonunda ve tüm benzinli motor seçeneklerinde standart olarak ve 2.0 litrelik motor seçeneğinde isteğe bağlı olarak sunulan aktif süspansiyon kontrolü konfor seviyesini daha da artırıyor. Elektrikli vites kolu ile kumanda edilen yeni sekiz ileri EAT8 otomatik şanzıman da sürüş keyfi ile yakıt verimliliğinin en iyi dengesini sunan özelliklerden biri. Yeni Peugeot 508, Euro 6.c normuna uyumlu PureTech ve Blue HDi motorlar sayesinde sınıfının en iyi CO2 emisyon salım değerlerine imza atıyor. 1.6 litre PureTech motordan geliştirilen; PureTech 180 ve PureTech 225 iki yeni benzinli motoru oluşturuyor. Dizel cephesinde ise 1.5 lt ve 2.0 lt BlueHDi motorlardan geliştirilen; BlueHDi 130, BlueHDi 160 ve BlueHDi 180 olmak üzere üç alternatif sunuluyor. Yeni Peugeot 508’in üretimi Mulhouse tesislerinde gerçekleşirken, motor ve aktarma organları Trémery ve Douvrin tesislerinden çıkacak. Toplam uzunluğu 4.75 metre olan yeni Peugeot 508, ana akım pazarının en kompakt sedan modellerinden biri olmakla birlikte premium modellere daha yakın bir duruş sergiliyor. Audi A5 Sportback ile benzer bir uzunluğa sahip olan 508, 4.86 metre uzunluğundaki Volkswagen Arteon’dan 11.0 cm daha kısa. Önceki nesil ile kıyaslandığında toplam uzunluğu 8.0 cm kısalan aracın aks aralığı ise 2.4 cm düşürülmüş. Optimize edilmiş mimarisiyle yeni Peugeot...

Devamını Oku
YENİ VOLVO V60 TANITILDI
Şub20

YENİ VOLVO V60 TANITILDI

Volvo Cars, beş kapılı orta boy sınıf station modeli V60’ı tanıttı. Yeni V60, İsveçli markanın hem iyi görünüme sahip hem de gündelik hayata uygun pratik otomobiller ürettiğini bir kez daha vurguluyor. Volvo Cars Başkan ve CEO’su Hakan Samuelsson, “station aile otomobili sürücüsü, bizim işimizde nesillerdir önemli bir profil olmuştur. Şimdi yeni V60, bu geleneği onurlandırıyor ve onu daha da ileriye götürüyor” dedi. Yeni V60, ödüllü yeni XC60 ve sınıfının en üst seviyesi 90 Serisinde yer alan diğer dört otomobille birlikte Volvo Cars’ın ölçeklenebilir ürün mimarisi (SPA) üzerinde üretiliyor. SPA, şirketin geçtiğimiz yıllarda rekorlar kıran küresel satış performansının arkasında yatan birleştirici güç olarak biliniyor. SPA tabanlı Volvo V60, lüks bir iç mekân, artırılmış iç hacim, ileri bağlantı özellikleri ve Volvo Cars’ın en son sürücü destekleme ve güvenlik teknolojileriyle birlikte orta sınıf station sınıfına yeni bir standart getiriyor. Volvo Cars Tasarımdan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Robin Page, “V60, Volvo markasının tam orta noktasında yer alıyor. Güzel bir orantıya ve duruşa sahip bu zarif otomobil aynı zamanda pratiklik ve çok yönlülük sunuyor” dedi. Volvo Cars’ın otomotiv endüstrisinde bir ilk olarak, 2019 yılından itibaren tüm otomobillerini elektrikli hale getireceğini açıklamasına uygun olacak şekilde, V60’da iki adet elektrik destekli hibrit motor opsiyonu bulunuyor: Yeni T6 Twin Engine AWD benzinli-elektrikli hibrit motor 340 HP güç üretirken, T8 Twin Engine AWD benzinli-elektrikli hibrit ünite 390 HP güce ulaşıyor. Hibrit olmayan diğer motor seçenekleri arasında benzinli T5 ve T6 motorlar, dizel tercih edenler için ise D3 ve D4 motor seçenekleri yer alıyor. Yeni V60, standart olarak gelen bir dizi güvenlik özelliği sayesinde Volvo Cars’ın güvenlikte endüstri lideri olma pozisyonunu daha da sağlamlaştırıyor. 90 Serisi ve XC60’da yer alan ileri sürücü destek sistemleriyle birlikte V60 yollardaki en güvenli otomobillerden biri haline geliyor. Otomatik frenleme teknolojisi kullanan City Safety, olası çarpışmalardan kaçınmak için algılama sistemleri kullanıyor ve sürücüye fren desteği sağlıyor. Sistem, ayrıca yayaları, bisikletlileri ve büyük hayvanları algılayan pazardaki tek sistem olarak tanınıyor. City Safety, dünyada bir ilk olarak karşıdan gelen çarpışmalardan kaçınmak için de otomatik frenleme özelliği sağlıyor. Sürücüye, iyi işaretlenmiş yollarda 130 km/s hıza kadar direksiyon, ivmelenme ve frenleme desteği sağlayan Pilot Assist System’in virajlarda dönüş performansı geliştirildi. V60’da ayrıca yoldan çıkmayı önleme, karşı şeritten gelen araçla çarpışmadan kaçınma ve diğer direksiyon destekleme sistemleri de yer alıyor. Opsiyonel olarak sunulan otomatik frenleme özelliğine sahip kavşak trafik uyarısı ise otomobilin içinde ve dışarıda yer alan yayalar için güvenliği daha da artırıyor. Volvo Cars’ın bilgi ve eğlence sistemi Sensus, Apple CarPlay, Android ile tam uyumlu ve sürücünün her zaman internet üzerinden bağlı olmasını sağlıyor. Sistem, otomobilin diğer fonksiyonları, navigasyon özelliği, bağlantı servisleri ve diğer eğlence uygulamalarıyla birlikte tablet benzeri dokunmatik bir ekran üzerinden kontrol ediliyor. VOLVO V60 VOLVO...

Devamını Oku
MERCEDES C-SERİSİ MAKYAJLANDI
Şub15

MERCEDES C-SERİSİ MAKYAJLANDI

Mercedes, güncel C-Serisi’nin dördüncü yılında makyajlandı. Alman markanın en çok satan modeli olan C-Serisi, 2017’de dünya çapında 415 bin adet kişiye ulaştı. Görünümü yenilenen otomobilin ön farları ve stop lambalarında yeni dokunuşlar bulunuyor. Ön tamponlar da yeniden tasarlanırken, renk seçenekleri de geliştirilmiş. İç mekânda da bazı yenilikler yapılmış. Bu yenilikler radikal boyutlarda değil ama örneğin aracın anahtarı bile yenilenmiş. Yeni C-Serisi, klasik, spor ve progresif adlı üç farklı ekran stiline sahip olacak. Temel modelde iki kutuplu klasik bir gösterge paneli bulunuyor. Bu göstergeler arasında 5.5 inçlik renkli ekran yer alıyor. Tam dijital göstergeler ise isteğe bağlı olarak mevcut. 12.3 inçlik ekran, 1920×720 piksel yüksek çözünürlük sunuyor. Orta konsolun üstündeki multimedya ekranı da iki boyutta mevcuttur. Audio 20 ile birlikte 7.0 inç ekran sunuluyor. Audio 20 ile birlikte ise ilk kez 10.25 inç ekran geliyor. C-Serisi, direksiyon simidine monte edilmiş dokunmaya duyarlı kontrollere de sahip. Yeni C-Serisi, sürücüye desteği sunan ve öncekinden daha yüksek bir etkin güvenlik standardı sağlayan en yeni sürüş yardım sistemlerine sahip. Otomobil, bazı durumlarda yarı özerk olarak sürülebiliyor. Yenilenen C-Serisi, yaz aylarında yollara çıkacak… MERCEDES C-SERİSİ ESTATE MERCEDES C-SERİSİ ESTATE MERCEDES C-SERİSİ ESTATE MERCEDES C-SERİSİ ESTATE MERCEDES C-SERİSİ MERCEDES C-SERİSİ MERCEDES C-SERİSİ MERCEDES C-SERİSİ MERCEDES C-SERİSİ MERCEDES...

Devamını Oku
VW ARTEON SÜRÜŞ İZLENİMİ
Kas08

VW ARTEON SÜRÜŞ İZLENİMİ

Aslında Arteon, CC’nin yeni nesli fakat Volkswagen yetkilileri aracı yepyeni bir model olarak tanıtıyorlar ve biz de buna saygı duyuyoruz. Saygı duymamızdaki en büyük sebeplerin başında ise Arteon’un tasarımı geliyor. Arteon bugüne kadar gördüğüm en çarpıcı Volkswagen tasarımlarından biri olabilir. Özellikle artık markanın da diğer modellerinde de kullanmaya başlayacağı ön yüzü, yolda gözleri üzerinize çekiyor. Profilden bakıldığında arkaya doğru alçalan tavan çizgisi, Arteon’un coupe gibi görünmesini sağlıyor. Arka taraf ise tasarımın en sade olan yeri. CC’ye oldukça benzeyen arka tarafta, büyük Volkswagen logosu ilk göze çarpan detaylardan biri… Passat’a göre 10 cm daha uzun olan Arteon, aks aralığı olarak da 5.0 cm daha uzun. Bu durum Arteon’a dışarıdan bakıldığında Passat’a göre daha heybetli durmasını sağlıyor. Uzayan aks aralığı aynı zamanda arka taraftaki yaşam alanını da ferahlatıyor. Kabine geçtiğimizde ise diğer Volkswagen modellerine benzer bir kokpitle karşılaşıyoruz. Sade ve şık gözüken kabin tasarımının, Arteon gibi sportif bir modelde biraz daha kendinizi farklı hissetmenizi sağlayacak detaylara yer vermesini beklerdim doğrusu. 12 inçlik dijital gösterge paneline Tiguan ve Passat’tan alışığız. Çözünürlülüğü başarılı, istediğiniz bilgileri rahatça kontrol edebiliyorsunuz. 9.0 inçlik multimedya ekranı da yine arayüz ve çözünürlülük olarak sınıfının en iyilerinden biri… Malzeme ve işçilik başarılı. Eşya gözü olarak biraz sıkıntılı fakat sonuçta Arteon safkan bir aile otomobili değil ve bu yüzden bu konuda fazla eleştirilmeyi hak etmiyor. Arka tarafa geçtiğimde ise uzayan aks aralığının etkisini çok daha iyi gördüm. Diz mesafesi beklediğimden çok daha genişti. Arkaya doğru alçalan tavan sebebiyle uzun boylu yolcular için baş mesafesi biraz sıkıntı olabilir fakat benim gibi 1.80 cm’ye yakın bir boya sahipseniz rahat edebilirsiniz. 563 litrelik bagaj hacmi, Passat’ın az da olsa gerisinde fakat yeterli alanı sunuyor. Özellikle arka camla birlikte açılan bagaj kapağı eşya yüklemeyi kolaylaştırıyor. Volkswagen Arteon ülkemizde tek motor ve iki farklı güç çıkışıyla satılıyor. 2.0 litrelik turbo dizel motoru ister 150 HP’lik önden çekişli olarak, isterseniz de 240 HP’lik dört tekerlekten çekiş sistemiyle satın alabiliyorsunuz. Test aracımızın kaputunun altında 240 HP güç üreten ve 500 Nm tork değerine sahip ünite bulunuyordu. Bu motor gücünü dört tekerleğe yedi ileri çift kavramalı DSG şanzıman üzerinden iletiyor. 500 Nm tork her devir aralığında başarılı bir ivmelenme sunuyor. Gaza tam bastığınızda sırtınızı koltuğa yapıştırmayı başaran Arteon, 0’dan 100 km/s hızlanmasını sadece 6.5 saniyede tamamlıyor. Dört tekerlekten çekiş sistemi sayesinde güç kaybı yaşamadan hızlanan Arteon, dizel motorun avantajıyla da ortalama 5.9 litrelik bir tüketim değerine sahip. Bu değeri tutturmak pek mümkün olmasa da sakin kullanımlarda 7.0 lt/100 km’lerde gezebiliyorsunuz. Biraz gaza bastığınızda ise 10.0 lt/100 km’ye çıkabiliyorsunuz. Volkswagen Arteon başarılı yol tutuşuyla da övgüyü hak ediyor. Süspansiyon sistemi hem konfor hem de iyi yol tutuşu başarılı şekilde ayarlıyor. Dört tekerlekten çekiş sisteminin de yardımıyla viraj çıkışlarında gaza...

Devamını Oku