ELİF BEKFELAVİ’NİN KALEMİNDEN YENİ NISSAN QASHQAI
May15

ELİF BEKFELAVİ’NİN KALEMİNDEN YENİ NISSAN QASHQAI

Kompakt crossover segmentinin yaratıcısı olarak kabul edilen Qashqai, 2007 yılında pazara sunulduğunda Nissan yöneticileri bile böyle bir başarı beklemiyordu herhalde. Japonya ve Avustralya’da Dualis adıyla bilinen araç, sadece yüksek yapılı bir araç arayanlar değil, C-segmenti müşterilerinden de pay çaldı. 2010 yılında makyajlanarak daha modern bir görüntüye kavuşsa da Qashqai tutukunları artık tamamen yenilenmiş bir model istiyorlardı. İlk gösterimi Londra’da yapılan ve daha sonra 2014 başında Brüksel Otomobil Fuarı’nda tanıtılan yeni Qashqai, bu beklentilere başarıyla son vermiş görünüyor. automagg’ın web sitesinde en çok okunan haberlerin başında gelen Qashqai, Türk tüketicisi tarafından da merakla bekleniyordu. KOMPAKT ÖLÇÜLER 2007 yılından beri tüm dünyada 2 milyonun üzerinde satılan ve Türkiye’de de 45 binin üstünde müşteriyle buluşan Qashqai, ikinci nesliyle birlikte daha cesur ve sportif bir tasarıma kavuşmuş durumda. Bunun yanında modele ilham veren bazı detaylar aynen korunmuş. Böylece ilk modelle çok farklı olmasına rağmen bakar bakmaz Qashqai olduğunu anlıyorsunuz. Önceki versiyona göre 20 mm daha geniş, 47 mm daha uzun ve 15 mm daha alçak olarak tasarlanan Qashqai, kompakt görüntüsünü de sürdürüyor. Yüksekliğinin 15 mm azalması, ilk bakışta kabine negatif etki yapar gibi düşünülmesine rağmen ön ve arka baş mesafesi 10 mm artırılmış. Yeni Qashqai, V-motion ızgaranın etrafında şekillendirilen kaslı görüntüsüyle eskisine göre oldukça sportif görünüyor. Gösterişli ön tampon ve geniş çamurluklar sportif etkiyi artırırken, 19 inçe kadar varan jant seçenekleri de etkileyici görünüme büyük katkı sağlıyor. Yeni Nissan Qashqai’de LED farlar kullanılmış. Bu farlar, daha beyaz ve canlı ışık üretmesinin yanında xenon farlara göre yüzde 50 daha az enerji tüketiyor. TAsarımın sportifliği sadece görüntüden ibaret değil. Nissan tasarımcıları görünmeyen kısımlarda da ciddi yeniliklere imza atmış. Aracın altının mümkün olduğunca düzleştirilmesi sayesinde aerodinamik olarak geliştirilen Qashqai, böylece hava sürtünme katsayısında da ciddi bir avantaj elde etmiş. Tabii bu da performans ve yakıt tüketimine olduğu kadar yüksek hızlarda yol tutuşa da etkisi olan bir geliştirme. Aerodinamikten bahsetmişken, Qashqai’de ilk kez kullanılan bir başka yenilik de mevcut. Aktif aerodinamik kontrol olarak adlandırılan bu sistem, gerektiğinde radyatöre gelen hava akımını kapatarak Qashqai’nin aerodinamik etkinliğini daha üst seviyeye çıkarıyor. Ayrıca ağırlığın da azaltılmış olması aracın geneline pozitif etki yapıyor. KALİTESİ ARTIRILMIŞ KABİN Yeni Nissan Qashqai’nin kabine geçtiğinizde ilk dikkatinizi çeken algılanan kalitenin oldukça artırılmış olması. Yüksekliğin azaltılmış olmasının kabin genişliğine negatif bir etkisi yok. Aksine ön ve arka koltuklarda beklentilerinizi karşılayacak bir alan mevcut. Visia, Tekna, Black Edition ve Platinium olmak üzere dört ekipman seçeneğine sahip olan Qashqai’de sizi zengin bir donanım karşılıyor. Platinium paketli test aracımızda konfor ve güvenliğinizi artıracak birçok donanım bulunuyor. Ayrıca, günümüz kullanıcısı için ihtiyaç haline gelen teknolojik donanımlar da eksiksiz olarak sunuluyor. Orta konsolda yer alan 7 inçlik dokunmatik ekran sayesinde birçok işlevi kolayca gerçekleştirebiliyorsunuz. Teknolojik donanımlar güvenlikte de kendini gösteriyor. Şerit...

Devamını Oku
ELİF BEKFELAVİ, FIAT FREEMONT’U KULLANDI
Nis23

ELİF BEKFELAVİ, FIAT FREEMONT’U KULLANDI

Amerika’da İtalyan asıllı vatandaş çoktur ve kökenleriyle de gurur duyarlar. Bu kez tam tersi bir durumla karşı karşıyayız. Amerikan kökenli bir İtalyan. Fiat Freemont’un aslında bir Dodge Journey olduğu her halinden belli oluyor. Peki, bu ortaklık nereden geldi? Bünyesinde Ferrari dahil birçok marka barındıran İtalyanların dev otomobil şirketi Fiat, 2009 yılında Amerikalı Chrysler’i batmaktan kurtarmıştı. 2012 yılının ocak ayında da benzer bir operasyon yaparak Chrysler’deki hisselerini yüzde 5 artıran Fiat, mevcut hisselerini yüzde 58.5’e çıkarmıştı. radan iki yıl geçtikten sonra bu kez daha büyük bir operasyona imza atan İtalyanlar, 3.65 milyar USD ödeyerek Chrysler’ın geri kalan yüzde 41.5’lik hissesini de satın aldı. Kısaca Chrysler artık İtalyanların kontrolünde ve bundan sonra karma modelleri sıkça göreceğimiz kesin. Chrysler 300C temelli Lancia Thema ya da yakında pazara sunulacak Fiat Doblo temelli Ram Promaster City örneklerinde olduğu gibi Fiat-Chrysler ortaklığının etkileri tüm dünyaya yayılmış durumda. Bu tip ortaklıklarda ilk örnekler her zaman eleştirilir. Bunun nedeni, ilk modellerin logo değiştirmekten öteye gitmemesidir. Fakat ortaklık ilerlediğinde her marka kendine özgü detaylarla farklılaşır. Fiat Freemont da böyle bir araç. Her ne kadar kalbinde bir İtalyan motoru taşısa da Dodge Journey’nin üstüne Fiat logoları yerleştirilmiş gibi bir izlenim yaratıyor ki, zaten öyle. Bunun neresi kötü diye sorabilirsiniz. Aslında kötü değil, sonuçta Dodge Journey belli artıları olan bir araç ama bazı yönlerden Avrupalı kullanıcıları tatmin etmeyebilir. Çünkü bilindiği gibi iki kıtada bambaşka otomobil kültürleri bulunuyor. Fiat Freemont’un kabininde kendinizi daha çok bir Amerikan otomobilinde gibi hissediyorsunuz. Bunun yanında, yedi koltuklu aracın fonksiyonelliği, zengin donanımı gibi artıları mutlu olmanızı sağlıyor. Kabinin geniş ve ferah olması da bir başka olumlu puan. İş sürüşe geldiğinde ise Amerikalı karakter kendini belli ediyor. Fiat mühendisleri süspansiyonu elden geçirseler de Freemont hâlâ yumuşak bir araç. Bu konfor açısından olumlu ama sürüşü eğlenceli olmaktan uzak. Direksiyonun çok tepkili olduğu söylenemez. Ayrıca frenler de duruş mesafesinde bir problem olmasa da his olarak tedirgin edebiliyor. Aracın kalbinde yer alan 2.0 lt’lik İtalyan turbo dizeli, 170 HP güç ve 350 Nm tork üretiyor. Altı ileri otomatik şanzıman üstünden gücü dört tekerleğe aktaran sistem, performans açısından beklentileri tatmin ediyor. Yakıt tüketimi 7.3 lt/100 km olarak verilen Freemont’la bizim ortalamamız ise 8.6 lt/100 km olarak gerçekleşti. Dört tekerlekten çekişli versiyon, hafif arazide keyifli sürüşlere imza atmanıza yol açıyor ve maceracı kimliğinizi ortaya çıkarıyor. Bunun yanında benzer donanımlı önden çekişli modelden 30 bin TL daha pahalı olması şansını azaltıyor. Sonuçta önden çekişli Freemont’un 100 km’de ortalama olarak 0.9 lt’lik bir tüketim avantajı var. Ayrıca performansı da daha iyi. Kısaca karlı-buzlu bir bölgede yaşamıyor ve araziye de çıkmam diyorsanız, AWD için 30 bin TL ekstra ödemeye çok da gerek yok. Elif BEKFELAVİ TEKNİK ÖZELLİKLER Model Fiat Freemont 2.0 Multijet AWD Lounge Fiyat 149.940 TL Motor...

Devamını Oku
Yüksek bir Fiesta’dan çok daha fazlası
Mar12

Yüksek bir Fiesta’dan çok daha fazlası

Bu seferki sürüş izlenimi konuğumuz Ford’un sıradışı modellerinden B-Max. Küçük sınıf bir MPV’nin neresi sıradışı olabilir dediğinizi duyar gibiyim. Şöyle özetleyelim: B-Max, platformunu paylaştığı Fiesta’nın yüksek bir versiyonu gibi görünmekle birlikte aslında bambaşka bir amaca hizmet ediyor. Fonksiyonellik onun diğer adı. En büyük farklılığının kayar kapıları olduğunu düşünebilirsiniz. Haksız değilsiniz ama inanın B-Max daha fazlasını sunuyor. Şimdi hep birlikte B-Max’in detaylarına inelim… Test otomobilimiz 125 HP’lik 1.0 lt EcoBoost motora sahip ve Titanium donanımlı. Bu da fiyatının 57 bin 295 TL’den başladığını gösteriyor. Görmüş olduğunuz B-Max, Titanium X paket gibi bütün opsiyonlara sahip olduğu için fiyatı çok daha pahalı ve 65 bin TL civarına ulaşıyor. Bu parayı ödediğinizde eksiksiz bir donanıma sahip oluyorsunuz ama B segmenti bir araç için pahalı olduğu söylenebilir. Bu arada, Opel Meriva gibi rakiplerinin de benzer fiyatlara satıldığını söylemeliyiz. B SÜTUNU YOK Fonksiyonelliği ile övünen B-Max, benzersiz bir gövde tasarımına sahip. Klasik bir otomobilde, kapıları açtığınızda sizi ön ve arka bölümler ayıran bir sütun karşılar. Fakat zekice tasarlanmış B-Max’de böyle bir sütün yok. Daha doğrusu bu sütun tamamen kapılara entegre edilmiş. Böylece bütün engeller ortadan kalkıyor. Ön ve kayar arka kapıları açtığınızda karşınızda 1.5 metrelik bir boşluk oluşuyor. Yani araç içerisine giriş çıkış ya da yükleme boşaltma yapmak çok rahat bir hale getirilmiş. Ayrıca ön ve arka yolcu koltuklarının yedi farklı şekilde tam olarak katlanması sayesinde 2.35 metreye varan uzunlukta şaşırtıcı bir yük alanı sağlanıyor. Otomobilin 304 lt’lik bagaj hacmi koltukları yatırarak 1372 litreye kadar ulaşabiliyor. Peki, sabit bir B sütununun olmayışı güvenliği negatif etkiliyor mu? Hem ön hem de arka kapıların yapısı, yan darbelere karşı gereken yüksek dayanıklılığı sağlamak üzere güçlendirilmiş. Kapıların yandan gelen darbelerde oluşan enerjiyi absorbe etmesi ve sanal bir sütun gibi işlev görebilmesi için yük taşıyıcı alanlarda boron çeliği kullanılmış. EuroNCAP çarpışma testlerinden beş yıldız alması da B-Max’in elini güçlendiriyor. Diğer yandan otomobilde çarpmayı engellemek için de birçok donanım sunuluyor. Dinamik tork kontrolü, ESP ve düşük hızlarda öndeki araç ile çarpışmayı otomatik olarak engelleyen aktif şehiriçi güvenlik sistemi bunlardan bazıları. BÜYÜK GÜÇLÜ KÜÇÜK MOTOR Test otomobilimizde yer alan 1.0 lt’lik üç silindirli motoru sakın küçümsemeyin. Turbo desteğiyle 125 HP güç ve 170 Nm tork sunan bu küçük motor, kısaca boyundan büyük işler başarıyor. 11.2 saniyede 0-100 km/s hızlanmasını tamamlayan otomobilin maksimum hızıysa 189 km/s. Bu veriler ne demek istediğimizi kanıtlıyor sanırım. Elde edilen performansa rağmen tüketim ise oldukça düşük. Fabrika verisi ortalama tüketim verisi 4.9 lt/100 km. Bu değere İstanbul gibi sürekli kalabalık bir şehirde ulaşmak ok zor ama bizim tüketimimiz de 6.5 lt/100 km’yi geçmedi. Kısaca B-Max, sınıfındaki benzinli otomobiller arasında en ekonomiklerden biri. MPV’ler genel olarak sıkıcı olur. Buna karşılık Ford’un birçok modeli de eğlenceli sürüşleriyle tanınır. B-Max’te de...

Devamını Oku
Hızlı yaramaz: Nissan Juke Nismo
Şub16

Hızlı yaramaz: Nissan Juke Nismo

Editörümüz Mert Yılmaz ile yeni tanıştık ama hızlı bir otomobili onun elinden almanın zor olduğunu düşünüyordum. Oysa tam tersi oldu ve Nissan Juke Nismo’yu benim yazmamı istedi. Üstelik çekimleri Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampusu içindeki Volkan Işık Akademi Karting Arena’da yapacaktık. Adının Karting Arena olmasına kanmayın, Volkan Işık bu alanda Murat 131’le iki teker şovları dahi yapıyor. Yani Juke Nismo’nun en azından viraj performansını görebileceğimiz bir yer. NISMO NE DEMEK? Bu dergiyi okuyorsanız, Nismo’nun ne demek olduğunu da bilirsiniz. Zaten adı üstünde Nissan Motorsport. Ama ben konuyu biraz daha açmak istiyorum. Japon markanın motorsporları ve performanslı araçlar birimi olan Nismo, 1984 yılında kurulmuş. Tuning kitlerinden komple araçlara kadar birçok faaliyeti bulunan Nismo; JSPC (Japonya Spor Prototipler Şampiyonası), Formula Nippon, JTCC (Japonya Turing Otomobiller Şampiyonası), Le Mans 24 Saat ve Daytona 24 Saat gibi ünlü seriler için yarış otomobilleri de geliştiriyor. Bunları öğrenince insanın Juke Nismo’ya saygısı daha da artıyor değil mi? Gerçekten de gerek tasarımı gerekse de kabin ambiyansıyla motorsporları ruhu bu otomobilin her detayında gizlenmiş durumda. Sevimli bir şehir içi haylazı olarak bildiğimiz Juke, Nismo’nun elinde bir canavara dönüşmüş. 18 inçlik jantları ve agresif gövde kitiyle bambaşka bir araca dönüşen Juke Nismo, ne yazık ki 18 cc’lik bir dezavantaja sahip. 200 HP’lik tubo motor 1618 cc ile 1.6 lt üstü vergi dilimine girdiği için fiyatı ne yazık ki 100 bin TL’yi geçiyor. Bizim kullandığımız manuel şanzımanlı ve önden çekişli Juke Nismo’nun yanında, CVT otomatik şanzımanlı ve dört tekerlekten çekişli bir model daha bulunuyor. Elbette manuel şanzıman daha keyifli ve hızlı ama keşke Nissan tam tersi bir kombinasyon sunsaymış. CVT şanzıman ve önden çekiş, manuel şanzıman ve dört tekerlekten çekiş daha uyumlu olmaz mıydı sizce de? Neyse mühendislerin işine fazla karışmayalım şimdilik… “Japon markanın motorsporları ve performanslı araçlar birimi olan Nismo, 1984 yılında kurulmuş. Tuning kitlerinden komple araçlara kadar birçok faaliyeti bulunan Nismo; JSPC (Japonya Spor Prototipler Şampiyonası), Formula Nippon, JTCC (Japonya Turing Otomobiller Şampiyonası), Le Mans 24 Saat ve Daytona 24 Saat gibi ünlü seriler için yarış otomobilleri de geliştiriyor.” PERFORMANS ODAKLI KABİN İnsan Juke Nismo’nun tasarımını uzun uzun seyretmek istiyor ama içine binip, bir an evvel kullanma dürtüsü daha ağır basıyor. Ralli otomobillerini andıran kırmızı şeritli ve süetle desteklenmiş direksiyon simidi dışında, yarış otomobillerininkini andıran Nismo logolu koltuklar, vites topuzu da dahil olmak üzere birçok bölgedeki kırmızı şeritler ve kırmızı zeminli devir saati sportif algıyı doruk noktaya çıkarıyor. Juke’un içindeki bir diğer ilginç detay da orta konsoldaki ekran. Normalde klimaya ait olduğunu düşündüğünüz ekran, D-Mode tuşuna bastığınızda tamamen işlev değiştiriyor. Normal, ekonomi ve spor modları bulunan bu ekran, G kuvvetlerinden, turbo basıncına kadar ihtiyacınız olan birçok bilgiyi iletiyor. Açıkçası ben, normal ve ekonomi modlarını hiç kullanmadım. Kabinde...

Devamını Oku
ELİF BEKFELAVİ’NİN GÖZÜNDEN HYUNDAI ix35
Oca17

ELİF BEKFELAVİ’NİN GÖZÜNDEN HYUNDAI ix35

D-Smart’da MotoGP yayınları sonrası birlikte program yaptığımız sevgili ortağım Yiğit Top’a otomobillerle test sürüşü yapmak ve yazmak istediğimi söylediğimde bu kadar çabuk sonuç alacağımı düşünmemiştim. Meğerse en iyi dostunun şu anda incelemekte olduğunuz automagg adında bir e-dergisi varmış. 14 yaşımdan beri otomobil kullandığım için (tabii ki ehliyetim yokken trafikte değil) iyi bir sürücü olduğumu düşünüyorum. Ayrıca motorsporları tutkum da malumunuz. Bu nedenle mümkün olduğunca fazla marka ve model otomobil kullanmayı çok istiyordum. Yazmak da ayrı bir hobim olduğu için ikisini birleştirmek çok keyifli olacaktı. Yiğit, birkaç gün sonra beni aradı ve ilk test otomobilimin Hyundai i30cw, yani Cross Wagon olacağını söyledi. Tabii çok sevinmiştim ama ilk sürüş için şöyle yüksek yapılı, trafikte güven veren bir araç hayal etmiştim. i30’u teslim almaya gittiğimizde orada durmakta olan ix35’e gözüm takıldı. Kullanacağım araç bu olmalıydı, hemen planımı uygulamaya geçirdim. Dergimizin editörü Mert Yılmaz’ın çok eski arkadaşları olan Hyundai basınla ilişkiler ekibinin ısrarlarım karşısında yapacak fazla bir şeyleri yoktu. Neyse ki aracın programı da uygundu da hemen ix35’in direksiyonuna kuruldum. Sonradan öğrendim ki, otomatik versiyonu da yeni Türkiye’ye gelmiş. İnsanların bu tarz yüksek yapılı araçlarda ilk aradıkları şeylerden biri de otomatik vites. Aslında ix35’in dizel motorunda otomatik mevcut ama küçük hacimli benzinli modeli daha önce sadece manuel şanzımanla satılıyormuş. Vergi avantajını düşününce 1.6 lt benzinli motor ve otomatik şanzıman bana çok mantıklı geldi. Bu arada ix35’in ilginç bir özelliği de önden çekişli olması. Dört tekerlekten çekiş 2.0 lt dizel motorla sunuluyor. Kendi adıma 4×4’ün pek bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Küçük bir kitle hariç bu tip SUV’lar lastiklerini bir kere bile toprağa değdirmiyor. İnsanlar genellikle şehir içi,nde kullanıyorlar. Hal böyle olunca fazladan ağırlık taşımanın, yakıt tüketmenin de bir anlamı yok. Ama tabii dört tekerlekten çekişli ix35’in kar ve buzlu zeminlerde büyük avantajı olacağını da düşünmedim değil. GENİŞ KABİN Bu tip yüksek yapılı araçları işte bu nedenle seviyorum. Kabinleri oldukça geniş ve ferah oluyor. Hyundai ix35 de bir istisna değil. Hem önde hem de arkada ihtiyacınızdan fazla alan var. Test aracımız Elite donanımlı olduğu için arayacağınız tüm detaylara sahipti. Sizin yapmanız gereken tek şey kontağı çevirmek ve Hyundai konforuna kendinizi bırakmak. Bu arada Güney Koreli markanın gelişiminden bahsetmek de gerekli. Daha önce ucuz otomobilleriyle tanıdığımız marka, artık her yeni modeliyle kendini aşmaya başladığı gibi sınıf standartlarını belirleyecek modeller üretiyor. ix35’in kabininde en çok dikkatimi çeken detay değişken direksiyon modu “Flex Steer” oldu. Daha fazla sürüş zevki veren ve direksiyon hissini maksimum seviyelere çıkaran bu sistemsayesinde normal, konfor ve spor modlarını seçerek sertlik derecesini ayarlayabiliyorsunuz. Bu özellik, bu sınıf SUV’larda ilk kez ix35’de yer alıyor. Otomobili kullandıktan sonra araştırdım ki; ix35, ilk satışa sunulduğu 2010 Mart’ından bu yana Avrupa’da 220 bin adetten fazla satılmış. Ayrıca Türkiye’deki toplam satış adedi...

Devamını Oku