Hayatımı değiştiren üç harf: BMW
Ağu13

Hayatımı değiştiren üç harf: BMW

Automagg’ın kurucusu Mert Yılmaz benim arkadaşım, hatta dostum bile değil. Aramızda adı verilmemiş başka bir bağ var. Kardeşten de öteyiz diyebilirim. 30 yılı deviren bir birliktelik bu, umarım daha çok uzun yıllar devam eder. Bunu neden anlattım? Çünkü çok uzun zamandır yazı yazmıyorum ve yazmamaya da kararlıydım. Anlatmak istediklerimi sözlü ve görsel olarak paylaşmak bana daha keyifli geliyor. Ama işin içinde Mert olunca, kırmak olmazdı, yazmak zorundaydım açıkçası. Belki bu vesileyle ben de tekrar yazı yazmaya başlarım ve motorsporları tutkunlarıyla bu site aracılığı ile de bir araya geliriz. Başlıktan da anlaşılacağı üzere sadece motorsporları yazmayacağım. Hatta belki de hiç yazmayacağım. Yeni tutkum motosikletler. Aslında yeni sayılmaz ama seleye oturuşum ve büyülenişim çok yeni. Daha bir yıl bile olmadı. Bu bir yıl içinde yaşadıklarım ise belki bir ömür boyu anlatılacak cinsten. Yayınlarımı takip edenler iyi bilir, otomobil gibi motosiklet de benim için büyük bir tutku. Otomobille yapılacak her şeyi yaptığımı düşünüyorum. Yarışlara da girdim, en hızlı otomobilleri de kullandım ama motosiklet konusunda bir eksiklik hissediyordum. Daha fazla uzaktan sevmek, platonik aşk acısı çekmek anlamsızdı. Sonunda karar verdim, motosiklet alacaktım. Fakat işin içinde motosiklet kelimesi olunca; bütçe denkleştirmek, istediğin modeli bulmak gibi sorunlardan önce sevdiklerini ikna etme faslı geliyor. Rallilerde start alırken bile ağzını açmayan annem başta olmak üzere, beni seven hemen herkes en başta oldukça acımasızdı. Bu tamamen ülkemizdeki motosiklet kültürünün eksikliğinden ileri geliyor. Lafı fazla uzatmayacağım,çevremi ikna çalışmalarından sonra daha alacağım motosiklete bile karar vermeden işin eğitim kısmına geçtim. Bu sırada kaskım, eldivenim, aklınıza gelebilecek tüm güvenlik donanımım hazırdı. Tek eksiğim kalmıştı: Motosiklet… İlk günden itibaren aklımda tek marka ve tek model vardı, BMW R1200 GS sahibi olmak istiyordum. Bilen bilmeyen herkes bu kez de bu fikrime karşı çıkmaya başladı. Önce daha güçsüz bir motosikletten başla daha sonra BMW’ye geç diyen çok oldu. Oysa ben zaten daha güvenli olduğu için BMW istiyordum. Sonunda beklediğim gün geldi, aradığım GS’i bulmuştum. Çok temiz ve az km yapmış olan motosikletimi teslim alır almaz dünya turuna çıktığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü henüz ehliyetim elime geçmemişti. Yaklaşık bir ay kadar BMW bana ben de ona baktım. Mert ile birlikte çalıştırdık, sesini dinledik, kapalı otoparkta bir-iki tur attık o kadar. Bu süre zarfında eğitim almaya da devam ediyordum. İlk başta derdimi anlatmaya çalıştığım herkes, benim bu süre içindeki kararlılığımı, güvenlik takıntımı görünce daha da ikna oldu. Motosikletim vardı ve kursu bitirmeme rağmen ehliyet elime geçmediği için binmiyordum. Tabii o günlerde neler çektim bir de bana sorun. Ve ehliyet cüzdana girdi, BMW de doğal olarak çalıştı. Artık onunla aramızda hiçbir engel yoktu. İlk başlarda sabah çok erken ve akşam geç saatte buluşuyorduk. Gözlerden ırak bir şekilde iki silindirlinin sesini dinlerken, çevrede bizi rahatsız edecek trafik olmasın istiyordum....

Devamını Oku