Fransız tarzı lüks: Renault Initiale Paris

Renault, Frankfurt Otomobil Fuarı’a ilk kez sergilenen konsept otomobili “Initiale Paris” ile damga vurdu. Espace’ın yerini alması beklenen otomobil, Fransız markanın premium dünyasındaki uzmanlığını ve tutkularını bünyesinde barındırıyor. Bir markanın fuar standında aynı anda altı konsept otomobilin sergilenmesi ender bir durumdur. Renault, bu şekilde, bir döngünün doruk noktasını ve tasarım yenileme çalışmalarının başarısını ifade ediyor. Konsept Otomobil Tasarım Direktörü Axel Breun, “Renault, konsept otomobil ile seri üretim araçlar arasında doğrudan bağlantılar kurarak çekici görünüme sahip yalın, duygu dolu ve sıcak araçlar sunma sözünü tutuyor,” diyor.

Renault_InitialeParis_3

Bu yılki Frankfurt Otomobil Fuarı’nda açığa çıkarılan “Bilgelik”, konsept stratejinin altıncı yaprağını oluşturuyor. Initiale Paris ile temsil edilen bu aşama, açık fikirliliği ve hem duygulara hem de zevke odaklanarak hayattan tat alma kabiliyetini temsil ediyor. Renault tasarımcıları Initiale Paris’i bu anlayış ile yarattı; bu otomobil, premium sınıf seyahat deneyimini ifade ediyor. “Initiale Paris, Renault’nun tasarım stratejisindeki altıncı otomobil. Bu konsept otomobil, Renault’nun premium vizyonunu bünyesinde barındırarak “Initiale Paris” versiyonu ile Espace’ın yerini alıyor,” diyor Renault Endüstriyel Tasarım Direktörü Laurens van den Acker. Initiale Paris, 4.85 m uzunluğu ile büyük bir otomobil. Aşırıya kaçmadan büyük bir prestij sunan bu yeni konsept, etkileyici bir ferahlık sunuyor. Gövde tasarımında ise ilk bakışta şu noktalar göze çarpıyor: Bir sedanın canlılığı, SUV karakteri ve bir minivanın aydınlığı… Initiale Paris konsept otomobilin akıcı ve modern gövde tasarımı, sağlamlığı ve hafifliği bir araya getiren iki alan olan mimarlık ve havacılık dünyasından ilham alınarak hayata geçirildi. Yan camların sahip olduğu şekil bir kuş tüyünü çağrıştırıyor. Bir uçağın kuyruk kanadına benzeyen arka lamba grubu ise yenilikçi, motorlu aerodinamik paneller içeriyor; bunlar, kanat kuyruğu “flap”’larının hareketine benzer bir hareketle açılarak araç stilinin duygusal yönünü güçlendiriyor. Sağlamlık ve hafiflik arasındaki uyum, otomobilin çeşitli parçalarında güçlü grafik tasarımların tekrarlanmasıyla vurgulanıyor. Elmas şekillerinden elde edilen motif, bir arı kovanının ruhunu ve tasarımını yansıtıyor. Söz konusu motif ızgaranın dışında, jantlarda ve aracın yan kısımlarında göze çarpıyor. Aracın dışını ve iç mekanını birbirine bağlayan bu motif, arkadan kapıların açıldığında zemin kısmında da bulunuyor.

Renault_InitialeParis_1

Aracın yapısal kompozisyonu bir yandan uçağı andırırken öte yandan Fransız zarafetin başkenti olan Paris’in anıtsal nitelikteki yapıları Grand Palais ve Eyfel Kulesi’ne de gönderme yapıyor. Konsept otomobilin alüminyum ve pleksiglas tavanı, Paris’e en resmi şekilde saygı ifade ediyor. Aracın büyük ve şeffaf tavanı, şehrin mahallelerini, arterlerini ve Seine Nehri’ni göstererek Paris haritasını betimliyor. Görülmeye değer estetik sonuç doğuran bu teknik performans “Initiale Paris” imzasına ve genel anlamda Renault’ya büyük bir anlam katıyor çünkü Renault’nun endüstriyel macerası Sen Nehri kıyılarında başlamıştı. Üstelik dünyanın gözünde Paris’ten başka hangi şehir, yaşama sanatını ve Fransız tarzını temsil edebilir ki? Renault tasarım ekibi, otomotiv dışı alanlardan ilham alırken asla iki kez düşünmedi. Klasik otomotiv ve lüks özellikleri geliştirirken bunlara yeni ve orijinal bir bakış açısı katmayı ihmal etmediler. Tasarım ekibi, kurulu düzene yeni bir şekil kazandırırken eşsiz Fransız ruhunu dahil etmeye büyük bir çaba sarf etti. Tasarımcılar, havacılık ve ultra yeni modern dış mekan mobilyalarından ilham aldı. Otomotiv endüstrisinde alüminyum ve ahşap sıklıkla kullanılır fakat Initiale Paris’te bu malzemeler her zamankinden daha fazla “olgun” ve dinamik bir ifade kazanıyor. Krom detaylar saten pürüzsüzlüğünde; mat görünümlü ceviz ahşaplar ise daha rafine bir hava yaratması bakımından ince yapraklar kullanılarak oluşturuldu. Doğal ahşaptan parlak siyaha geçiş yapan orta konsol da benzer bir tasarıma sahip. Konsept otomobilin gövdesi, ışığa ve bakış açısına bağlı olarak koyu metalik siyahtan parlak mora dönüşen “Ametist” renginde. Gövde rengi, değerli taşlarla süslü bir mücevher gibi değişken yansımalar sunuyor. Initiale Paris’in başındaki “I” harfi aracın yan kısmını ve jantları süslüyor. Tam LED lambalar Initiale Paris konsept otomobiline güçlü bir ışık imzası kazandırıyor. Ön kısımdaki gündüz sürüş lambaları her bir farı adeta parantez içine alıyor. Entegre bir mekanizma sayesinde ışıkta “göz kırpması” benzeri bir etki oluşturuluyor. Arkada ise ebat ve orantı açısından aracın yatay ve dikey çizgileri ile son derece uyumlu biçimde konumlandırılmış lamba grubu yer alıyor. Geri görüş, dış ayna görevi gören son derece ince, profilli kameralarla elde ediliyor. Aracın dışında yer alan her detay hareketi temsil ediyor ve vurguluyor.
Renault_InitialeParis

Araç sahipleri Initiale’ye havacılık alanından bir başka alıntı olan motorlu kayar panelli arkadan menteşeli kapıyı açarak giriyor. Yolcular, ilk iki sırada yer alan koltukları görünce özel jetlerinde gidiyor gibi bir hisse kapılıyorlar; bu duygu üzerinde profilli vites kolunun, tüm kabini kaplayan ışıklı kılavuzların ve dış kesimde de kullanılan kuyruk kanadı motiflerinin de etkisi çok büyük. Eşsiz derecede konforlu koltuklar yolculuk etmeyi her zamankinden farklı bir deneyim haline dönüştürüyor. Zeminle doğrudan bağlantısı olmayan ve merkezi tünele bağlı olan koltuklar kabin içinde havada asılı duruyor izlenimi uyandırıyor. Söz konusu havada asılı olma etkisi koltuk arkalığı ile koltuk tabanı arasındaki gizli bağlantı ile daha da artırılıyor. Aracın zemini ise prestijli mat ahşap ile yüksek teknolojili alüminyumu düzenli desenlerle harmanlıyor. Sürücüler, hiç de karmaşık olmayan ve kabin zemininde havada asılı gibi duran orta konsol ile araca hükmediyor. Yanal destekleri bulunmayan orta konsol, merkezi tünel ile kokpiti birbirine bağlayan bir köprü görevi görüyor. Konsolda video ve çevre ile ilgili bilgi ileten iki ekran yer alıyor. Bu ekranlar konsolun yüzeyine ve eğimine göre entegre edilmiş olup, mat ahşap döşeme ile tek parça gibi görünüyor. Koltuk arkalığı kısmen veya tamamen aşağıya katlanabiliyor; koltuk sırası ise yolcuları ayıran kolçak yardımıyla tek parçaya dönüşebiliyor. Kanatçıklar ise, pratiklikten ziyade sadece görsel zevk için çeşitli konumlarda ayarlanabiliyor; örneğin bir dalgalanma etkisi yaratacak biçimde. Bu araçta seyahat etmek aynı zamanda bir dönüşüm anlamına geliyor. Initiale Paris’in iç mekânındaki ana vurgu, özellikle de koltuklarda görülebileceği gibi, renk ve malzemelerdeki orijinal, ustaca uygulanmış renklendirmeler üzerindedir. Işıktaki değişimler ve kişilerin ruh hali yolculuğun ritmi ile eşzamanlı değişiyor. Gündüzleri, yukarıdan gelen doğal ışık bir tavan prizmasından geçiriliyor ve ışık ile gölgelerden oluşan görsel bir şölen sunuyor. Geceleri ise yumuşak ışık etkisi altında tüm yolcular gecenin verdiği huzur içinde yolculuk edebiliyorlar. Gösterge panelinin üzerinde yer alan ışıklı kılavuzlar hem göstergeleri hem de düğmeleri aydınlatıyor. Yolculukları müzik ve ses ile daha da zevkli hale getirmek amacıyla Initiale Paris’te akustik konusu ciddiyetle ele alındı. Söz konusu konsept otomobil tüm yolcularına bu konuda çok ileri bir deneyim sunuyor. Initiale Paris yolcuları araç çalıştırıldığında bir ses ambiyansı ile selamlanıyor. Özel ses imzası premium bir deneyim sunuyor ve “Initiale Paris” ile yolculuk ettiğinizi hissettiriyor. Renault, bu ses imzasını yaratmak için besteci Andrea Cera’dan destek aldı. Bu çalışma, daha önce ZOE için yaya uyarı seslerini geliştiren IRCAM araştırma ve koordinasyon enstitüsü ve Renault arasındaki işbirliğinin bir sonucudur.

Renault_Frankfurt_Konsept

Renault, 2008’den beri seri üretim araçlardaki ses ortağı olan BOSE’den kişiye özel audio sistemi tasarlamasını istedi. Bilinçli olarak gizli ve kabine entegre olan akustik tesisatı BOSE tarafından geliştirilmiş olup, Initiale Paris’in sadeliğini ve zarafetini yansıtıyor.
Renault motor mühendisleri bir dCi 130 motorunu ele aldı ve tüm işletim aralığında yeterli tork (maksimum 400 Nm) sunması için geliştirdi. Söz konusu motor, Renault’nun motor teknolojilerindeki temel değerler üzerinde yükseliyor ve markanın, motorları gelecekte daha da verimli hale getirmesi için gereken yolları araştırıyor. Renault, downsizing stratejisi sayesinde sürüş zevkini düşük yakıt tüketimi ile küçük ancak verimli silindir blokları ile sunuyor. Altı ileri vitesli Efficient Dual Clutch otomatik şanzıman çok iyi tepki veriyor ve kolay kullanımı ile iyi bir yakıt tüketimi sağlıyor. Çift turbo teknolojisi, düşük motor hızları için küçük, düşük ataletli bir turbo ve yüksek hızlar için ikinci turbo etkisini kullanıyor. Tork ise düşük devirlerden itibaren çok fazla. Torkun yüzde 90’ı pürüzsüz ve atletik bir kullanım için 1500 d/d’den itibaren elde ediliyor. EDC şanzıman için Shift-by-Wire kontrolü, Formula 1 yarışlarından ödünç alınan bir sistem ve daha iyi kontrol sayesinde hassasiyet ve pürüzsüzlük sunuyor. Sistem aynı zamanda stil açısından da avantaj sağlıyor çünkü vites kolu daha ince ve havada asılı duran konsolda saklanması gereken kablolar yer almıyor. Konsept motorun bir başka özelliği ise sürtünmeleri azaltmak için optimize çelik pistonların kullanılmasıdır. Çelik pistonlar alüminyuma göre daha az genleşiyor ve yüksek sıcaklıklarda pistondan silindire daha iyi duvar boşluğu sunuyor. Piston ve silindir duvarları arasındaki daha az sürtünme ise daha düşük yakıt tüketimi anlamına geliyor. Hafif olmaları içinse çelik pistonları içleri boşaltıldı. Bu tıpkı Renault’nun Formula 1 motor tasarımındaki gibi bir durumdur. Initiale Paris konsept otomobili Grand Espace ile aşağı yukarı aynı boyutlara sahip fakat 250 kg daha hafif. Genel anlamda konsept motorun CO2 emisyonu 40 g/km daha az ve eşdeğeri performansa sahip dizel motordan yüzde 25 daha az yakıt tüketiyor.

Renault_Frankfurt_Konsept_1

(Visited 426 times, 1 visits today)

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş

Yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir