Japonlara ne oldu?

Bir zamanlar ne kadar popülerlerdi değil mi? Herkes sorunsuzluğu ile ünlü bir Japon otomobili sahibi olmak isterdi. Uygun fiyatlarına karşılık zengin donanımları, performanslı-verimli motorları ve sağlamlıklarıyla ün yapmışlardı. Ne oldu da Türk insanının ilgisi tamamen Avrupalı modellere kaydı? Öncelikle belirtmek istiyorum, bu yazı daha çok Türkiye pazarıyla ilgili. Doğal olarak Avrupa’yı da kapsıyor. Global satışlarda, özellikle Amerika’daki performanslarıyla öne çıkan Japonlar var, örneğin Toyota lider. Ama iş eski kıtaya kaydığında oranlar ciddi şekilde düşüyor.

HONDA CIVIC TYPE R CONCEPT

Türkiye’ye baktığımız zaman Toyota hariç beklentilere cevap veremeyen ürün gamları görüyoruz. Japon markaları birçok sınıfta temsil edilmiyor, edilenlerin büyük bir kısmı da dizel motora sahip olmadığı için düşük satışlara sahip. Ocak-Eylül 2013 satışlarına baktığımız zaman Toyota’nın 23 bin 631, Nissan’ın 13 bin 080, Honda’nın 10 bin 160 adet satıldığını görüyoruz. Diğerleri 5000 barajına bile yaklaşamamışken, Mazda ve Subaru’nun 1000 adedin altında, Suzuki’nin ise 1132 adet satıldığını görüyoruz. Mitsubishi, 3514 adetle ortalarda yer alıyor. Satış adetlerine bakıldığında Nissan’a yaklaşan Honda’nın da kısmen başarılı olduğundan söz edilebilir ama ürünleriyle değil tamamen Türk insanındaki marka algısıyla satıyor. Premium bir marka olan Mercedes’in bile 21 bin adet satıldığı ülkemizde, aslında Toyota’nın 23 bin adedi de başarı sayılmaz. Sonuçta Toyota, Türkiye’de üretim yapan bir marka ama Peugeot ile hemen hemen aynı adette satışa sahip. Bir diğer örnek de Koreli Hyundai. Yılın ilk dokuz ayında 34 bin civarında satılan Koreli marka, Toyota dışındaki bütün Japonların toplamından 5000 adet fazla müşteriyle buluşmuş. Japonlar için en acı örnek de hiç şüphesiz Volkswagen. Alman marka, kalitesi tartışılmaz olsa da nispeten pahalı ürünleriyle dahi tüm Japonları toplasanız bile 28 bin adet eksik kalacağınız bir satışa sahip. Yani VW, Japon otomobillerinin tamamının satışına, Toyota’nın toplam satışından bile daha fazla fark atmış durumda. Aslında VW’nin başarısı ayrı bir yazı konusu çünkü sadece Japonları değil tüm markaları alay konusu yapacak bir performans gösterdi bu yıl.

Toyota_mazda

Peki, ne oldu da Japonlar bu kadar gerilerde kaldı? Öncelikle ürün gamları eksiklerle dolu. Avrupa pazarının beklentilerine uymuyorlar. En önemli hataları ise dizel motorlara inanmamaları. Renault tarafından sağlanan dizelleriyle Nissan bu boşluğu iyi doldurdu. Toyota da 1.4 ve 2.0 lt D-4D motorlarıyla biliniyor. En çok satan iki Japon’a bakıldığında 1.6 lt ve altı dizel motora sahip olmaları bir tesadüf değil. Aslında Toyota’nın 1.4 lt 90 HP’lik dizel motoru da artık zayıf kalıyor. Acilen 110 HP’yi aşan 1.6 lt bir dizele ihtiyaçları var. Toyota ürün gamına bakıldığında, Avrupalı markalar gibi doğru bir hiyerarşi göze çarpıyor. Aygo ülkemizde olmadığı için gamları küçük sınıf Yaris’ten başlıyor ve kompakt sınıfta hem sedan (Corolla) hem de HB (Auris) model sunuluyor. Orta sınıftaki Avensis’le birlikte tatmin edici bir yelpaze bu. Ayrıca, Urban Cruiser ve Verso gibi yemek sonrası tatlı niyetine modeller de mevcut. Prius elbette ki bir yüksek satış modeli değil ama Toyota’nın imajını artıran modellerden. Ayrıca RAV4 ve Land Cruiser da müşterileri Toyota yetkili satıcılarına çeken modellerd arasında Tabii GT86’yı da unutmuyoruz. Bu anlamda bakıldığında Toyota’nın en çok satan Japon olması sürpriz değil. Zengin ürün gamı ve dizel motor alternatifleriyle Avrupalı markalarla baş edebilecek bir pozisyonda.

Nissan_jukeNismo_1

Nissan’a baktığımızda ise dizel motor avantajları var ama onların da ürünlerinde ciddi eksiklikler bulunuyor. Çok satmayan Note’u elersek, binek otomobil formunda tek otomobilleri Micra. O da eski albenili tasarımından sonra biraz geri plana düştü. Ayrıca sadece üç silindirli benzinli motorla satılıyor oluşu bir dezavantaj. Ekim ayıyla birlikte Nissan’ın internet sitesinde Micra yer almıyor. Avrupa’da satışı başlayan makyajlı Micra’ya kadar beklemek zorundayız. Ayrıca yeni Note da önemli bir koz olabilir. Bu otomobil de Avrupa’da satılmaya başladı ama henüz Türkiye’ye gelmedi. Nissan, satışlarını tamamen Juke ve Qashqai’a odaklamış durumda. Kompakt ve orta sınıfta hiçbir modeli bulunmayan Japon marka, tamamen crossover modellerine güveniyor. Tabii bir diğer kozları da Navara. Ürün gamında bu kadar eksikleri varken elde edilen 13 bin civarındaki satış, aslında çok büyük bir başarı.
Yüksek devirli, atmosferik benzinli motorlarıyla gönlümüzde taht kuran Honda’ya gelirsek, çok uzun zaman mazota direndiğini görüyoruz. 2.2 CDTi motoruyla pazarda nabız yoklayan Honda’nın 1.6 lt dizele kavuşması ise çok yeni. O da sadece Civic HB’de bulunuyor. Honda’nın elinde aslında Türkiye’de kaba tabirle peynir-ekmek gibi satabilecek Civic Sedan gibi bir cevher var. Fakat sadece 1.6 lt benzinli motora sahip oluşuyla bütün şansını kaybediyor. 120 HP’lik yeni dizel motor bu otomobile adapte edilirse işler tamamen değişebilir. Honda, aslında küçük sınıfta da yok. Tamamen yenilenecek Jazz nedeniyle 2013 yılı boş geçti. Bayilerde bulunabilecek az sayıdaki Jazz, 2012 model ve fiyatları da rakiplerinden yüksek. Kısaca, özellikle satılmaması için uğraşılıyor gibi bir durum var. Honda’nın yakın geçmişte küçük sınıf sedanlarla rekabet edecek City denemesi de olmuştu. İlk ucube modelden sonra neyse ki tasarımı düzeldi fakat o da dizel motor olmaması nedeniyle ortadan kayboldu. Küçük sınıftaki Jazz’ın yokluğu bir kenara, aslında Honda da Toyota gibi düzgün sıralanmış bir ürün gamına sahip. Kompakt sınıfta Civic’le birlikte sedan ve HB alternatifleri sunuyor. Ayrıca orta sınıfta da Accord ile temsil ediliyor. Accord, şık tasarımıyla dikkat çekse de sadece 2.0 lt benzinli motora sahip. Honda, tamamen dizel-otomatik talep edilen SUV pazarında dahi benzinli modelle rekabet etmeye çalışıyor. Yeni CR-V, başarılı olabilecek bir model, neyse ki yakın gelecekte 1.6 lt dizel motora kavuşacak ama otomatik şanzımanlı olmazsa o da problem olacaktır. Bu anlamda bakıldığında, 10 bin adetlik satış rakamı bile Honda için mucize görünüyor.

Mazda3_HB

Bu üç Japon’un gerisindekiler ise resmen can çekişiyor pozisyonunda. Ralli başarılarıyla tüm otomobil tutkunları arasında efsane haline gelen Mitsubishi ve Subaru’nun eski ünleri çoktan yok oldu. Mitsubishi’nin şu andaki tek binek otomobili Lancer, Colt artık satılmıyor. Yeni Spacestar gelince binek model sayısı ikiye çıkacak. ASX, Japon marka için birçok görevi birden yerine getiriyor. Aslında crossover olmasına rağmen kompakt sınıf pazarından da müşteri çalabiliyor. ASX’de dizel motor var ama 1.8 lt olduğu için fiyatı da bir anda 100 bin TL’lere kadar çıkıyor. Mazda, Suzuki ve Subaru da artık eski heybetli günlerinden uzak görünüyor. Burada, tek istisna Mazda çünkü yeni model ataklarıyla bir anda gözde bir marka haline gelebilir. Yeni 6 ve CX-5 ile ön plana çıkan Mazda, çok iddialı olduğu gözlenen yeni 3 ile ciddi bir rakip olacaktır. 90’ların başında yollarımızda ne kadar çok 323 vardı. Mazda, o günlere yeni 3’le dönmeyi planlıyor. Aslına bakılırsa aynı atağa Suzuki de kalktı. İlk örnek olarak SX4 S-Crosser’ı gördük. 1.6 lt dizel motoru da bulunan bu otomobil, Türkiye pazarında önemli satışlara ulaşabilecek potansiyele sahip.
Sonuç olarak, Japonların en büyük hatası dizele inanmamaları. Hybrid modellerle ekonomik ve çevreci olmayı düşünen birçok Japon markası, aslında başarılı oluyor ama bu modeller doğal olarak yüksek satışlara ulaşamıyor. Honda CRZ’nin çirkin bir otomobil olduğunu söyleyebilir misiniz? Hayır ama sportiflik ve çevrecilik arasında kalmış bir model olduğu için beklenen ilgiyi göremedi. Bir diğer hata da ürün gamlarındaki eksiklikler. Japonlar, Avrupalılar gibi minik sınıftan üst sınıfa kadar geniş bir yelpaze sunmuyor. Daha doğrusu sunuyorlar ama bu modellerin birçoğu ne Türkiye’ye geliyor ne de Avrupa’ya…

SuzukiSCross_2

(Visited 277 times, 1 visits today)

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş