Motorsporları hikâyelerim – 2
Oca06

Motorsporları hikâyelerim – 2

Bu köşenin ilgi çekmesi beni bayağı gaza getirdi. Biraz zaman geçsin de yeni bir şeyler yazayım diye sabırsızlanıyorum. Bu hafta ilk otomobil kullanma hikâyemle başlayayım istiyorum. Daha doğrusu ilk otomobil kullanma değil de ilk hızlı gitmeye çalışma deneyimimi… Yıl ya 1990 ya da 1991, daha ilerisi olamaz çünkü ehliyetim yoktu. 18 yaşın sonlarına doğru ehliyet aldığıma göre 1992 olma olasılığı bulunmuyor. O dönemde Bakırköy-İncirli’de boş bir arazi vardı ve rallikros yarışları için de kullanılıyordu. Şimdi o arazide bir adliye yükseliyor, keşke orası bir motorsporları kalesi olarak kalabilseydi çünkü inanılmaz seyirci oluyordu. Bu alan sadece rallikros için değil, Türkiye Rallisi’nin seyirci etabı olarak da kullanılmıştı. Rallikros demişken şimdiki gibilerden bahsetmiyorum, o dönemde aklınıza gelebilecek en büyük pilotlar da bu yarışlarda start alırdı. Yerlici, Bostancı, Atakan, Bacıoğlu, Karacan ve Koçibey gibi soyadları ne demek istediğimi anlatıyordur sanırım. Tabii Renault takımı da tam kadro yer alırdı. Hatta Nejat Avcı, bir yarış öncesinde Grup A Renault 11 Turbo ile bana da tur attırmıştı. Bir Renault hastası olarak nasıl delirdiğimi daha sonra anlatırım. Büyük pilotların sadece rallikros değil, pist ve tırmanmalara da girmesinin nedeni, o yıllarda Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın oluşuydu. Adını tam hatırlayamıyor olabilirim, Süper Şampiyona da olabilir ama bu kupayı ya da şampiyonluğu kazanmak için Türkiye’de düzenlenen hemen her yarışa girmek zorundaydınız. Dediğim gibi bir anlamda süper kupaydı. Tabii sadece rallilere girerek Türkiye Ralli Şampiyonu olmak da mümkündü ama herkesin gözü bu süper kupayı kaldırmaktaydı. Bütçeyi düşünebiliyor musunuz? Bu insanlar Lancia Delta Integrale ya da Ford Sierra Cosworth’le falan rallikros yapıyordu. Haydi parayı boşverin yorgunluğa ne diyeceksiniz? Dediğim gibi hemen her hafta sonu bir yarışa giriyorsunuz. Hem maddi hem manevi zor sezonlardı ama bir o kadar da zevkliydi. Bence şimdi de düşünülmesi gereken bir uygulama. Belki bütün pist, tırmanma ve rallikroslara girmek abartılı olur ama her daldan bir-iki yarış seçilerek böyle bir süper kupa oluşturulabilir. Şu anda rallikros ve tırmanmalar, start listesi açısından üvey evlat gibi, çok ilgi gördüğünü söyleyemeyiz. Oysa özellikle ralli için hızlı pilotların yetişmesinin ana koşullarından biri tırmanmadır bana göre. Ayrıca Renç Koçibey’in söylediği gibi otomobil sporlarının en delikanlısı rallikrostur. Murat Bostancı’nın, Yağız Avcı’nın, Burak Çukurova’nın, Orhan Avcıoğlu’nun girdiği bir tırmanmaya, rallikrosa ilgi daha yüksek olur, böyle disiplinler olduğu da bir kere daha hatırlanır. Kendimden bahsedecekken nerelere geldik? Evet, Bakırköy Rallikros parkuru… Ben nerede oturuyorum o dönem? Doğru bildiniz, Bakırköy’de. Bir gün arkadaşlarımdan biri heyecanla yanıma geldi, o da otomobillere çok meraklı. Benim tanımadığım bir arkadaşı varmış, teyzesinin Renault 9 Broadway’i hep kapıda yatıyormuş, onu kaçırıp biraz gezelim ama sen kullan dedi. Hiçbirimizde ehliyet yok ama demek ki ben biraz daha iyi kullanıyorum. Trafik tecrübem ise hiç yok gibi. Otomobili hareket ettirmek başka bir iş, kullanmak başka bir iş. Delikanlılık böyle...

Devamını Oku
Motorsporları hikâyelerim – 1
Ara29

Motorsporları hikâyelerim – 1

Geçtiğim haftalarda bir yazı yazdım, beklediğimden fazla ilgi gördü. Eskilerden bahsetmekten hem ben hoşlanıyorum hem de galiba okuyucular. O yüzden karar verdim, bunu bir seri haline getirmek gerekli. 89’dan beri yarış seyrediyorum, tam 30 yıl olmuş yani hikâye çok bol. Hasbelkader bir-iki pilotluk deneyimim oldu. Bunun dışında sevgili Burak Ertem’e co-pilotluk da yaptım. Tabii aklım hep sol koltukta olduğu için becerdim mi emin değilim. Hatta bir Hitit Rallisi’nde hakemlerden birine (yarış esnasında değil, antrenmanda) öyle bir soru sordum ki, çocuk eğildi ve Burak’a gülerek co-pilotunuzdan emin misiniz dedi. Gerçekten de yol hafızam kötüdür. Hatıralar demişken aklıma hemen efsane Renç Koçibey geldi. Zamanında Hakkı ağabeyin (Tolunay) Otomobil Magazin dergisinde anılarını yazardı. Her ay sabırsızlıkla beklerdim ve ilk açıp baktığım sayfalar olurdu. Tabii ki ben öyle bir motorsporları dehası ya da ülkede bu işin kurucularından bir pilot değilim ama kendime göre birçok hatıram var. Şimdi aklıma geldi, böyle bir seri oluşturmak istiyorsam, başkalarının hikâyelerine de yer verebilirim. Daha zengin bir içerik olur hatta bir arşiv yaratabiliriz. Renç Koçibey deyince aklıma ilk gelen isimlerden biri doğal olarak Serdar Bostancı oluyor. Gerçi Serdar ağabey yazdığım bir yazı yüzünden bana kırgın, uzun zamandır görüşemiyoruz. Garajına gidip onunla sohbet etmeyi, bilgi birikiminden faydalanmayı özlediğimi itiraf ediyorum. Yazdığın yazıyı yutuyor musun diyenler olabilir. Hayır, ben doğruyu yazdığımı düşünmüştüm hâlâ da arkasındayım ama İngiltere’de yaşamıyoruz. Çok kısıtlı bir camia ve ülkemizde motorsporlarını geliştirmek için uğraşan bir avuç insan var. Bu insanlar, doğal olarak sponsorlarla çalışmak durumunda ve yazdığım bir yazıyla bu ilişkilere en ufak bir zarar vermek istemem. Tabii ki bir yazıyla sponsorlar küsecek değil ama dediğim gibi daha yapıcı olmaya çalışmakta fayda var. Yine de bu, gerçekleri yazmayıp, herkesi pohpohlayacağız anlamına gelmiyor. Neyse, hatıralar dedik fazla ciddileştik. Serdar Bostancı ile ilişkim, diğer pilot ya da takım direktörlerinden çok daha farklıdır daha doğrusu farklıydı mı desem bilemiyorum. Bir kere dediğim gibi garajına çok sık ziyarette bulunurdum. Onun tahammül sınırlarını zorladığım, şimdi anlatmak istemediğim bir konu da oldu ama yine de çok hoşgörülü davranmıştı. Belki de bahsettiğim yazıyı yazarken bu ağabey-kardeş ilişkisine ya da hoşgörüsüne fazla güvendim. Ya da niye anlatmayayım diyorum ki, sonuçta hatıraları yazacağız dedik. Serdar Bostancı, yıllar evvel benden fotoğraf arşivini düzenlememi istedi. Hatta bu gönülden yapılacak bir iş değildi ve maddi bir karşılığı da vardı. İlk zamanlar fena başlamadım ama uzadıkça uzadı. 70’lerden beri yarışan birinden bahsediyoruz. Daha sonra takım haline gelen bir yapı, onlarca pilot yarışıyor… On binlerce fotoğrafı tek tek elden geçirmek, dijital devirden öncekilerin taranması, hepsini yıllarına ve yarışlara göre ayırmak… Aslında çok zevkliydi, şöyle söyleyeyim para almadan da yapılacak bir iş. Düşünsenize, motorsporlarına çok meraklısınız ve 70’lerden itibaren bir hayat hikâyesine tanıklık ediyorsunuz. Murat Bostancı’nın bebeklik fotoğrafına bakarken, bu adam...

Devamını Oku
Takım ruhu: BC Vision Motorsport
Ara14

Takım ruhu: BC Vision Motorsport

Bildiğiniz gibi motorsporları benim en büyük tutkularımdan biri. Genellikle önce otomobillerle ilgilenmeye başlanılır daha sonra motorsporları keşfedilir. Bende tersi oldu diyebilirim. İlk rallimi 1989’da izlediğime göre tam 30 yıl olmuş. İlk zamanlar bırakın otomobili, ehliyetimiz bile olmadığı için belediye otobüsüyle yarışa gitmeye çalışırdık. Tabii ralliler kaba tabirle dağ başında yapıldığı için düşünün neler çektiğimizi. Daha sonra bir yöntem keşfettik: Büyüklerimiz bizi yavaş yavaş tanımaya başladığı için start noktasına gider sonra birilerinden bizi etaplara götürmesini rica ederdik. Böylece öyle büyük ralli pilotlarının yanına bindik ki anlatamam. Tabii böyle anlarda sürekli sorular sorardık. Sağolsun onlar da bizim gibi gençlerin ilgisini ters çevirmez, birçok teknik ve sürüşle ilgili bilgiyi bizimle paylaşırlardı. Örneğin bir gün yarıştan dönerken Ali Bacıoğlu’nun servis aracı olan Kartal’a bindik. Sevgili dostum Yiğit Top, Ali Ağabey’den ideal çizgi hakkında bilgi vermesini istedi. O da anlatarak değil, uygulamalı olarak göstermeye başladı. Yol tutuş kabiliyetsizi Kartal, Ali Ağabey’in ellerinde bir anda pençelerini asfalta geçirmeye başladı. O yüklü ve beceriksiz Kartal’la nasıl böyle hızlı gidilir hâlâ anlamıyorum. Böyle günlerden birinde ki, yanlış hatırlamıyorsam 1994 yılıydı. Rıza Çukurova ilk genel klasman birinciliğini Kocaeli Rallisi’nde kazanmıştı. Dönüş yolunda da bizi Mitsubishi Galant’ı ile İstanbul’a getirmişti. Galant’ın içinde doğal olarak Burak Çukurova da vardı ki, o zamanlar tahmin ediyorum 15-16 yaşlarındaydı ama olduğundan da küçük gösteriyordu. Tabii biz o çocuğun iki kere üst üste Türkiye Ralli Şampiyonu olacağını bilemediğimiz için tüm ilgimizi Rıza Ağabey’e veriyorduk. Rıza-Alpaslan Çukurova kardeşlerin benim için bir başka önemi de Renault pilotu olmalarıydı. Hayranı olduğum markanın pilotları benim için ilah gibiydi. Şimdi düşünüyorum da o dönemin bütün pilotları oldukça mütevazıydı. Yukarıda bahsettiğim gibi biz gençleri aralarına almaktan hiç çekinmedikleri gibi çok şey de öğrettiler. Daha sonra otomobil basınında görev yapmaya başladığımda, özellikle de test yazılarında bu bilgilerden fazlasıyla faydalandım. Düşünsenize, bir otomobilden bahsediyorsunuz ve iyi yol tutmadığını söylüyorsunuz. Peki, test pilotu olarak siz viraja doğru girmeyi biliyor musunuz? Eğer motorsporları tutkum olmasaydı yazı yazarken çok zorlanırdım çünkü otomobilin dinamikleri hakkında bilgim olmazdı. O yüzden 90’lardan itibaren yarışmış, bize bilgi vermekten çekinmeyen bütün ağabeylerime buradan teşekkür ediyorum. Tabii bahsettiğim sadece pilotlar ve sürüş dinamikleri değil. O dönemde isim yapmış birçok yarış mekanikeri de vardı. Onlardan da işin mekanik kısmını öğrendik. Tekrar Burak Çukurova’ya gelelim. Galant’ın içindeki o küçük çocuk, 1999 yılında ilk rallisine girdi. Sayısız başarısı var. Dediğim gibi iki kez Türkiye Ralli Şampiyonu oldu. 180’in üstünde yarış start aldı ve inanılmaz bir yarış bitirme oranı var. Aslında burada bahsetmek istediğim Burak’ın sportif başarıları değil. Benim için daha da önemli olan tutkusu. Türkiye’nin en önemli takımlarında yarışmış olmasına rağmen hiçbir zaman teklif beklemez. Ülkemiz krize girer, takımlar kapanır ama Burak Çukurova cebinden karşılamak zorunda kalsa da yarışmaya devam eder. Herkes burada ne...

Devamını Oku
Peugeot Dünya Dayanıklılık Şampiyonası’nda
Ara06

Peugeot Dünya Dayanıklılık Şampiyonası’nda

Peugeot ve Rebellion, FIA Dünya Endurance Şampiyonası (FIA WEC) ve Le Mans 24 Saat yarışlarında güçlerini birleştireceklerini açıkladı. İki şirket 2022 yılından itibaren motorsporlarına olan tutkularını, her bir yarış disiplininde elde ettikleri deneyimleri ve sahip oldukları teknolojileri birleştirerek hibrit güç ve aktarma organlarını kullanarak Hypercar sınıfında birlikte mücadele edecek. Endurance olarak adlandırılan uzun mesafe dayanıklılık yarışlarının önemli oyuncularından Peugeot, söz konusu prestijli ve görkemli mücadeleye Rebellion ile birlikte devam edecek. Ocak 2020’de Peugeot Sport ve Rebellion Racing güçlerini birleştirerek yeni bir teknik ekip oluşturacak. Peugeot Automobiles CEO’su Jean-Philippe Imparato yapmış olduğu değerlendirmede: “Peugeot bugüne kadar hem benzinli, hem de dizel motor seçenekleriyle son derece zorlu Endurance yarışlarında çok önemli başarılara imza attı. Bugün tüm dikkatimizle elektrikli hibrit teknolojisine dayanan tamamen yeni bir maceraya odaklanıyoruz. Seriye katılacak olmamızın duyulmasıyla gelen olumlu tepkileri görmek mutluluk verici. Motorsporlarında yaşanacak olan güç ve aktarma organları alanındaki değişim, beraberinde Peugeot Sport Engineered imzasını taşıyan yeni modelleri getirecek. Yeni yarış serisine dahil olmak ama özellikle çok önemli bir ortakla işbirliği yapıyor olmak heyecan verici”...

Devamını Oku
Ayhancan Güven Porsche fabrika pilotu
Ara01

Ayhancan Güven Porsche fabrika pilotu

T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Toto ve Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) desteğinde üç sezondur ülkemizi dünya pistlerinde başarıyla temsil eden gururumuz, 21 yaşındaki milli sporcumuz Ayhancan Güven, Porsche’nin 2020 genç sürücüsü olarak seçildi. Portekiz’de üç gün süren kampta, Dünya genelinden 25 yaş altındaki 12 aday arasından seçilen Güven, 2020 sezonunda Porsche Mobil 1 Supercup’ta şampiyonluk mücadelesi verecek. Güven, ayrıca ‘pistlerde yarışan fabrika destekli ilk Türk pilot’ olarak da adını bir kez daha otomobil sporları tarihine yazdırmış oldu. 2018 sezonunda Benelux ve Fransa serilerini şampiyon olarak tamamlayan ve 2019 sezonunda da Fransa şampiyonluğunu tekrarlarlayan, ilk sezonunda Supercup ikincisi ve çaylak şampiyonu olmayı başaran genç temsilcimiz “Burada olmak bir hayaldi, uzun ve yoğun bir çalışmanın sonucunda kariyerimde yepyeni bir sayfaya başlıyorum. 17 senedir bu noktalara gelebilmek için çalıştım ve başardığımız için çok mutluyum. Başta bana yarışma imkânını bana veren Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’na, bu süreçte hep yanımda olan aileme, destekleyen herkese sonsuz teşekkür ederim.” açıklamasını yaptı. AYHANCAN GÜVEN AYHANCAN...

Devamını Oku
Fiat ve motorsporları
Mar17

Fiat ve motorsporları

Geçtiğimiz ay, Fiat Egea’nın yeni sportif versiyonlarını kullanmak için Kars’taydık. automagg.com’da bununla ilgili haber var zaten ama beni asıl düşündüren daha doğrusu sevindiren konu başka oldu. Motorsporları, markalar için hep baş ağrısı olarak kabul edilir. Tabii ülkemizden bahsediyorum. Çoğunlukla uzak durmaya çalışırlar. İthalatçıların bu işe yanaşmamasını bir yere kadar anlayabilirim ama yerli üreticiler için böyle olmamalı. Şu anda Türkiye’de üretim yapan sadece iki markanın (Fiat ve Ford) motorsporları takımı var. İkisinin de Koç Holding’e bağlı olması bir tesadüf mü yoksa grup içinde çalışanların vizyon farkı mı yaptıkları işlere yansıyor bilemem ama bence ikincisi geçerli. Yine Türkiye’de üretim yapan Renault, Hyundai, Toyota ve Honda, bu derin uykudan uyanmamayı tercih ediyor. Kendilerince haklı nedenleri olabilir ama bence büyük yanlış yapıyorlar. Fiat ve Tofaş, ülkemizde motorsporlarının resmi olarak yapılmaya başladığı 70’li yılların başından beri bu işlerin içinde. Ford ve Otosan da öyle. Yani Murat 124’leri de toprak üstünde yanlarken gördük, Anadol’ları da… Zamanında Palio da Escort da pistlerin tozunu attı… Günümüzde Egea da yarışıyor Fiesta da… Bence Ford’un yaptığının büyük bir önemi daha var o da şu anda yerli üretim bir otomobillerinin olmayışı. Buna rağmen Ford, aralıksız olarak motorsporlarına en uzun süre yatırım yapan marka. Bence karşılığını da fazlasıyla alıyorlar. Bunları neden mi düşündüm? Çünkü otomotiv endüstrisi bir kriz içinde. Bir milyon olması gereken pazarın 2019’da 300-400 bin adetlerde kalacağı öngörülüyor. Bırakın bu tip bir krizi, satışlar biraz azalsa ilk yapılan iş motorsporları faaliyetlerini askıya almak olur. Fiat’ın böyle düşünmüyor oluşu, bu denli büyük krize rağmen takımı devam ettirmesi bence kocaman bir tebriği hak ediyor. Ford cephesinden bir haber gelmedi ama onların da devam edeceğine eminim. Bu kadar önemli mi diye soranlarınız olabilir. Evet, yerli üreticiler için bu kadar önemli! Kars’ta Fiat Egea ralli otomobiline binme fırsatı buldum. 170 HP’lik 1.4 lt turbo motorlu bu otomobil, standarda yakın bir konfigürasyona sahip. Yani güvenlik önlemleri dışında, caddelerde gördüğünüz Egea’lardan ciddi bir farklılığı yok. Frenleri standart mesela. Süspansiyon geometrisi de aynı sadece zorlu koşullara dayanması için kullanılan malzemeler farklı. Malzeme farklı derken amortisör ve yaylardan bahsediyorum. Salıncaklardan falan değil. Fiat’ın resmi pilotu Fatih Kara, sadece beni değil, Kars’a gelen bütün basın mensuplarını yanına oturttu ve bu zorlu süreç gün boyu devam etti. Tabii kar üstüne gerçekleşen bu testte iki-üç tur sonra derin kanallar oluştu. Oldukça kırıcı bir parkurdu diyebilirim. Hopladık-zıpladık, yanladık, sert frenler yaptık… Egea, koca gün boyunca kaba tabirle ‘tık’ bile demedi. İşte motosporları budur. Eğer o şartlarda bile bozulmayan, aksaklık yaşamayan, standarda çok yakın bir ürününüz varsa dayanıklılık probleminiz yok demektir. Tabii bu cadde otomobillerine de yansır. Takım direktörü Koray Kafkas ile gün boyunca uzun sohbetlerimiz oldu. Onun da söylediği buydu zaten. Fabrika ile bire bir iletişimde olduklarını anlattı. Yani bir parça...

Devamını Oku
Türkiye FIA Uluslar Kupası’nı kazandı
Ara01

Türkiye FIA Uluslar Kupası’nı kazandı

Serbest antremanlar ve sıralama yarışlarında harika bir performans gösteren Türk takımı, Salih Yoluç ve Ayhancan Güven kontrolünde ilk kez düzenlenen FIA GT Uluslar Kupasını 34 kapı numaralı RAM Racing Mercedes AMG GT3 ile kazanma başarısını gösterdi. Salih Yoluç yarış sonunda yaptığı açıklamada; “Harika bir sonuç oldu. İnsanımızdan müthiş derecede destek gördük ve bundan dolayı çok mutlu olduk. Le Mans 24 saat galibiyeti bile bu kadar ses getiremeyebilirdi. Ülkemi temsil etme fırsatı bulduğum için çok şanslı ve gururlu hissediyorum” diye konuştu. İki gün süren etkinlik cuma günü iki set halinde 80 dakikalık serbest antremanlar ile başladı. Ayhancan ve Salih’in değişerek kullandığı seansların ikincisini Türk takımı birinci sırada bitirdi. Aynı gün yapılan yine iki seanslık 20 dakikalık sıralama turlarında Salih ilk sıralama yarışı için dördüncü sırayı, Ayhancan ise ikinci sıralama yarışı için üçüncü sırayı aldı. Salih’in en iyi turu aslında ikinci sıra için yeterliydi ancak son virajda yavaş giden Arjantin yüzünden o tur tamamlanamadı. İki sıralama yarışı sonucunda toplanan puanlar cumartesi gecesi koşulacak ana yarışın sıralamasını belirledi, bu yüzden iki yarışı da iyi noktada bitirip en azından ilk iki sırada başlamak Türk takımı için çok önemliydi, bunu da ilk sıralama yarışını ikinci, ikincisini ise birinci sırada bitirerek en iyi şekilde gerçekleştirdiler. İlk sıralama yarışına dördüncü sıradan başlayan Salih, Arjantin’i startta geçerek üçüncü sıraya yükseldi. İlk virajdaki kaosun içinden sıyrılmayı başaran Salih, Hong Kong’u yakalamaya başladı ve dördüncü virajda rakibini geçerek ikinci sıraya yükseldi. Kısa bir süre sonra Meksika’nın geçmesiyle tekrar üçüncü sıraya düşen Salih, rakibine pek çok atak yapmasına rağmen geçemeyince erken pite girdi ve Ayhancan’a trafiksiz bir sürüş imkânı verdi. Ayhancan o sırada pitten çıkan İngiltere ile birinci virajda temas yaşamasına rağmen onu geçmeyi başardı ve ikinci sıraya yükseldi. Yarışın sonuna kadar temposunu koruyup ikinci sırada bitirmeyi başardı. Ayhancan, ikinci sıralama yarışına üçüncü sırada başladı ve ilk virajdan önce mükemmel bir atak yaparak liderliği aldı. Pite girdiğinde Fransa’nın yaklaşık bir saniye önündeydi ve Salih pitten çıktığında da bu fark korunuyordu. Salih ikinci sıradaki Fransa ile farkı açmaya başladığı anda güvenlik aracı piste girdi ve fark kapandı. Yarışın bitimine sekiz dakika kala güvenlik aracı tekrar pite girdi ve Salih çok iyi bir start alarak yarışı kontrol altında tuttu. Böylece İngiltere’nin üç saniye önünde yarışı kazandı. Bu sonuç Türk takımına ana yarışa ilk cepte başlama hakkını verdi. Cumartesi gece ışıklar altında yapılan ikinci yarışta Salih iyi bir start aldı ve ilk virajda yerini korudu. Ancak arkasında olan olaylar ve kazalar yüzünden güvenlik aracı tekrar piste girdi ve uzun süre pistte kaldı. Güvenlik aracı tekrar pite girdikten sonra başlayan yarışta İngiltere ile zorlu bir mücadele içine giren Salih, bu esnada Rus aracının da önde ki mücadeleden faydalanarak aradan geçmesiyle üçüncü sıraya düştü. Salih...

Devamını Oku
Ayhancan Güven’den çifte şampiyonluk
Eki14

Ayhancan Güven’den çifte şampiyonluk

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu ve Spor Toto tarafından desteklenen milli sporcu Ayhancan Güven, Fransa Paul Ricard Pisti’nde kazandığı çifte şampiyonlukla Türk otomobil sporları tarihindeki en önemli uluslararası başarılardan birisine imza attı. 13-14 Ekim tarihlerinde düzenlenen Porsche Carrera Cup Fransa ve Benelux ortak son ayağında mücadele eden Güven, 13 Ekim Cumartesi günü koşulan ilk yarışı kazanarak 2018 Porsche GT3 Cup Benelux Şampiyonu olarak göğsümüzü kabarttı. Podyumda İstiklal Marşı’nı dinleten 20 yaşındaki genç sporcumuz, 14 Ekim Pazar günü de büyük bir başarıya imza atmayı başardı. Porsche Carrera Cup Fransa final yarışına, İtalyan rakibi Alessio Rovera’yla eşit puanda başlayan Güven, 30 dakika boyunca, son tura kadar rakibinin ataklarına boyun eğmeyerek podyuma çıkmayı başardı. Bu sonuçla Benelux kupasının ardından Porsche Carrera Cup Fransa şampiyonluk kupasını da kazanan Ayhancan Güven, 1987 yılından bu yana yapılan ve dünyanın en prestijli ve en çekişmeli tek marka kupalarından birisi olarak kabul edilen Porsche Carrera Cup Fransa’da şampiyonluk elde eden ilk yabancı pilot oldu. Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı Serkan Yazıcı; Ayhancan Güven’in otomobil sporlarında elde ettiği bu tarihi başarının ardından “Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile Spor Toto Teşkilat Başkanlığımızın değerli katkılarıyla ülkemizi başarıyla temsil eden Ayhancan, imkân verildiği takdirde gençlerimizin dünya çapında ne kadar başarılı sonuçlar elde edebileceğini kanıtlamış oldu. Genç sporcumuzu yürekten kutluyor, bu başarıların otomobil sporlarında bir milat olacağına inanıyoruz” diyerek, federasyon olarak gençlere olan desteklerinin devam edeceğini açıkladı. AYHANCAN GÜVEN AYHANCAN GÜVEN AYHANCAN GÜVEN AYHANCAN GÜVEN AYHANCAN...

Devamını Oku