100 bin TL’ye kadar olan otomobiller
Ara04

100 bin TL’ye kadar olan otomobiller

Her yıl olduğu gibi bu sene de son çeyrekte satışlar arttı. Tabii ki bu artış beklentileri karşılamıyor ama sektörün biraz nefes almaya ihtiyacı olduğu da çok açık. Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2019 yılı on bir aylık dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28.47 azalarak 388 bin 560 adet olarak gerçekleşti. 2018 yılı 11 aylık döneminde satışlar 543 bin 231 adetti. Aslında bu da doğru bir karşılaştırma değil çünkü satışlar 2018’de de düşüktü. 2017 yılına göre kıyaslama yapmak daha doğru olur ki, bu durumda yüzde 50’ye yakın bir daralma ortaya çıkıyor. Sadece otomobillere baktığımızda, otomobil satışları 2019 Kasım ayı sonunda geçen yıla göre yüzde 25.63 oranında azalarak 316 bin 427 adet olarak gerçekleşti. Ticari araçlarda düşüş daha fazla ve yüzde 38.74 oranında bir düşüş görülüyor. Kasım ayında 58 bin civarında otomobil ve hafif ticari araç satıldığını düşünürsek, aynı performans sürerse 2019 yılı toplam pazarı 450 bin adet olarak gerçekleşecek gibi görünüyor. Normal şartlarda bir milyonluk bir pazar olan Türkiye, kapasitesinin yüzde 50 altında seyrediyor. Tabii bunda en büyük etkenlerden biri fiyatların yüksek oluşu ve kredi almanın zorluğu. Son dönemde faiz oranları düşse de bankalar fazla ince eleyip sık dokuyor. Peki, yeni bir araç satın almak istiyorsunuz ve fiyatının da uygun olmasını istiyorsunuz, hangi modellere bakmalısınız? Sizler için ülkemizde 100 bin TL’nin altında satılan araçları derledik. Bazı fiyatlara baktığınızda 100 bin TL’den fazla olduğunu göreceksiniz. Bunun nedeni 15 bin TL’lik hurda indiriminin dahil edilmemiş olması. Bir de yetkili satıcıya gittiğinizde mutlaka bir indirim yapacaktır. O yüzden anahtar teslim fiyatı 120 bin TL’ye kadar olan otomobilleri bir araya getirdik. Listemize baktığımızda en çok seçeneğin Dacia ve Fiat’da olduğu görülüyor. 100 bin TL’ye alabileceğiniz araçların çoğu benzinli ve baz donanıma sahip. Dizel motorlar daha çok hafif ticari araçlarda bulunuyor. Otomatik şanzıman istiyorsanız seçeneklerin çok kısıtlı olduğu da ortaya çıkıyor. Sınıflara baktığımızda da büyük çoğunluğu minik ve küçük sınıf otomobiller oluşturuyor. Kompakt sınıfta sadece Fiat Egea ve Opel Astra Sedan yer alıyor. Kompakt bir minivan olan Dacia Lodgy’yi de unutmamız gerekli. Ben mutlaka SUV istiyorum diyorsanız tek seçeneğiniz Dacia Duster. 100 BİN TL’NİN ALTINDAKİ OTOMOBİL VE HAFİF TİCARİ ARAÇLAR CITROEN C-Elysee 1.2 PureTech 82 Live 98.500 TL DACIA Sandero 1.0 Sce 75 Ambiance 89.900 TL Sandero Stepway 0.9 Turbo 90 101.550 TL Sandero Stepway 0.9 Turbo 90 Eco-G 107.250 TL Duster 1.0 Tce 100 4×2 Comfort 116.900 TL Duster 1.6 Sce Eco-G 115 4×2 Comfort 119.700 TL Lodgy 1.6 Sce 100 5 koltuk Ambiance 109.200 TL Lodgy 1.6 Sce 100 7 koltuk Ambiance 111.400 TL Lodgy 1.6 Sce Eco- G 110 5 koltuk Ambiance 115.850 TL Lodgy 1.6 Sce Eco- G 110 7 koltuk Ambiance 118.100 TL Logan...

Devamını Oku
Tek pedallı otomobiller
Ara02

Tek pedallı otomobiller

Yaklaşık on yıl önce ilk elektrikli otomobil dalgası Kaliforniya kıyılarına vurmaya başladı. Tahmin edeceğiniz gibi Tesla’dan bahsediyoruz. Otomobil hayranları bu gelişmeden rahatsız olsalar da fazla bir gelecek görmediler. Ne de olsa menzilleri kısa, sürüşleri keyifsizdi. İçten yanmalı motorların yerini almaları mümkün değildi. Sonuçta elektrikli otomobil fikri yeni değildi. Louis Antoine Kriege, 1894 yılında elektrikle çalışan araçlar yapmaya başlamıştı. Bu tarz araçlar eğer 100 yılı geçen sürede başarı kazanamadılarsa Tesla’nın da geniş kitlelere ulaşması imkânsızdı. Şu anda sonucu bildiğiniz için bu yazılanlara gülüyorsunuz. Tesla, inanılmaz performansıyla hem menzil sorununu yendi hem de dünyanın en hızlı otomobillerinden biri haline geldi. Model S P100D’nin 0-100 km/s hızlanmasının 2.28 saniyeye kadar indiğini hatırlatalım. Tabii keyifli sürüş sadece hızlanma ile elde edilmez. Yol tutuş, direksiyon hissi ve frenler de bu amaca hizmet etmelidir. İlk etapta, ağır piller nedeniyle bu sorunları yenmek çok zor görünüyordu. Özellikle virajlı yollarda, ağırlık dağılımının farklılığı yüzünden alışıldık sürüşten farklı gövde hareketleri meydana geliyordu. Fakat BMW i3 gibi modelleri kullandığımızda bu sorunların da yavaş yavaş aşıldığını görmeye başladık. Aslında keyifsiz sürüşten bahsederken, otomobil üreticilerinin hatalarının da bunda etken olduğunu belirtmek gerekiyor. Çünkü neredeyse tüm üreticiler, elektrikli modelleri geleneksel olanlara benzetmek için çok fazla çaba harcadılar. Daha sonra elektrikli otomobillerin, elektrikli otomobil gibi kullanılmasına izin verilirse, insanların bundan daha fazla keyif alacağı keşfedildi. Evet, şimdi asıl konumuza geldik. Dünyada yeni bir çılgınlık var, adına tek pedallı sürüş deniliyor. Elektrikli otomobil sahipleri kendi aralarında yarış bile yapıyor. Bu yarışların ana konusu, fren pedalına basmadan en uzun süre gidebilmek… Geçtiğimiz günlerde bir bülten geldi. Markanın tamamen elektrikli ilk modeli olan Cooper SE’nin Almanya’daki efsanevi Nürburgring’i fren pedalını kullanmadan tamamlayan ilk elektrikli olarak tarihe geçtiğinden bahsediyordu. Motorsporları dünyasında yeşil cehennem lakabını alan 20.8 km uzunluğundaki bu pist, bilindiği gibi frenlere çok fazla ihtiyaç duyar. MINI Electric’in frensiz pisti turlayabilmesinin nedeni, enerji geri kazanım özelliğini kullanmasıydı. Yukarıda bahsettiğimiz, Krieger’in ilk elektrikli otomobili bile yavaşlama esnasında elektrikli motorunu ters çalıştırarak jeneratör görevi görüyordu. Buradaki amaç aracın ileri hareketinden elde edilen kinetik enerjiyi geri kazanmak ve elektriğe çevirerek aküyü doldurmaktı. Ancak kısa sürede başka bir faydası olduğu görüldü. O dönemlerde oldukça yetersiz olan mekanik frenleri kullanmadan aracın yavaşladığını fark ettiler. Günümüzde tek pedallı sürüşün, üç pedal deneyiminin yerine geçmesi hayal olmaktan çıktı. Fakat burada bir yanlış anlaşılma olmasın. Araçların en azından yakın zamanda tek pedallı olarak üretileceğini söylemiyoruz. Elbette fren pedalı olacak ama kullanmak zorunda kalmayacaksınız. Yeni nesil elektrikli araçlarda ayar olanağı da bulunuyor. Yani tek bir dokunuşla sistemin ne kadar yavaşlama etkisi yapacağına siz karar verebiliyorsunuz. Hatta bazı sistemler aracın tamamen durmasına bile izin veriyor. Üstelik ayağınızı gazdan çektiğinizde stop lambaları bile yanıyor. Elektrikli araçların, yüksek seviyeli rejeneratif frenleme üretmek için ayarlanması sayesinde elde edilen tek...

Devamını Oku
Elektrikli MINI ne zaman Türkiye’ye geliyor?
Kas29

Elektrikli MINI ne zaman Türkiye’ye geliyor?

MINI, yüzde 100 elektrikli ilk seri üretim modeli MINI Electric’i İstinye Park’ta otomobil meraklıları ile buluşturuyor. 30 Kasım-8 Aralık 2019 tarihleri arasında İstinye Park alışveriş merkezinde ilk kez Türk tüketicisinin karşısına çıkmaya hazırlanan MINI Electric’e sahip olmak isteyenler aralık ayının ikinci yarısından itibaren onlinestore.mini.com.tr adresi üzerinden de ön sipariş verebilecek. MINI Electric, mayıs ayı itibarıyla Türkiye’de yollarla buluşacak. Uzun süren Ar-Ge çalışmaları neticesinde üretime hazır hale gelen yeni MINI Electric, 184 HP gücündeki motoru ve 232 km’ye ulaşabilen menziliyle dikkat çekiyor. Genlerindeki karakteristik MINI özelliklerini oluşturan keyifli sürüş, etkileyici tasarım ve premium kalite anlayışını koruyan MINI Electric, markanın ilk yüzde yüz elektrikli seri üretim modeli olma özelliğini taşıyor. Tamamen MINI tarafından geliştirilen sürüş dinamikleri sayesinde benzersiz bir kullanım keyfi vadediyor. MINI’ye özgü go-kart hissini koruyan ve benzersiz bir esneklik sunan MINI Electric, özel olarak geliştirilen lityum-iyon bataryaları ile tam şarjda 232 km’ye ulaşabilen bir menzil sunabiliyor. MINI Electric, 184 HP’lik motoru ile 0-60 km/s hızlanmasını 3.9 saniyede gerçekleştirirken, 0-100 km/s hızlanmasını da 7.3 saniyede tamamlıyor ve elektronik olarak sınırlandırılan 150 km/s’lik maksimum hıza ulaşabiliyor. Güncel MINI 3 Kapı modeli üzerinde geliştirilen MINI Electric, MINI’nin şehir içi ulaşım konusunda öncülük ettiği konsept elektromobilite çağına en uygun şekilde ayak uydurarak, öncü rolünü korumaya devam ediyor. Tamamen elektrikli ilk premium küçük otomobil olarak yollarla buluşmaya hazırlanan MINI Electric, 50 kW’lık hızlı şarj sayesinde 32.6 kWh kapasiteli pillerinin yüzde 80’ini sadece 35 dakikada doldurabiliyor. MINI Electric, iç mekânda sunduğu 5.5 inçlik renkli ekrana sahip gösterge paneli ile de standart MINI modellerinden ayrılıyor. Dört farklı sürüş modu bulunan MINI Cooper SE’nin, bu modlara göre değişken tema ve renklere bürünebilen renkli ekranından otomobille ilgili diğer sürüş bilgilerine de erişilebiliyor. Bataryaların da etkisiyle MINI Cooper S 3 Kapı’ya göre sadece 145 kg daha ağır olan MINI Cooper SE’nin 211 litrelik bagajı koltukların yatırılmasıyla birlikte 731 litreye kadar çıkıyor. Yüksek voltajlı batarya paketinin otomobilin zeminine yerleştirilmesi sayesinde MINI Cooper SE’nin bagaj kapasitesinde herhangi bir değişiklik bulunmuyor. MINI ELECTRIC MINI ELECTRIC MINI ELECTRIC MINI...

Devamını Oku
Yeni VW Transporter Türkiye’de
Kas29

Yeni VW Transporter Türkiye’de

Yepyeni görünümü ve teknolojik yenilikleriyle Türkiye pazarına sunulan Transporter, tamamen yenilenmiş gösterge paneli, elektromekanik servo direksiyonu, iç döşemesi, artırılmış standart ekipman seviyesi, LED iç aydınlatması, ve sunduğu dokuz adedi yeni olmak üzere 20’ye yakın sürücü destek sistemi ile sınıfında en yüksek ekipman seviyesine sahip olan araç konumunda bulunuyor. Yeni elektromekanik servo direksiyon ile güncel sürücü destek sistemlerinin kullanılmasına imkân tanıyan yeni Transporter, güvenli sürüş sağlarken, isteğe bağlı sunulan dijital gösterge paneli ve bilgi eğlence sistemleri ise dijital bir çalışma alanı sunuyor. Pazara sunulduğu 1949 yılından bu yana tüm dünya genelinde 20 milyon adetlik satış rakamına ulaşan ve sadece Volkswagen’in değil, otomotiv dünyasının da efsanevi modelleri arasında yer alan Transporter; Panel Van, City Van ve Camlı Van modelleriyle satın alınabiliyor. 114 ve 150 HP’lik 2.0 litre TDI motor, uzun şasi ve manuel şanzımanla satışa sunulan Panel Van modelinde, elektromekanik servo direksiyon, elektronik kontrollü klima ve hız limitleme özellikli hız sabitleyici yenilikleri bulunuyor. City Van ve Camlı Van modelleri 2.0 litre TDI 150 HP motora sahip. Manuel ve otomatik şanzıman seçenekleri sunan araç, standart ve uzun şasi versiyonlarıyla tercih edilebiliyor. Yeni versiyonlarda gövde rengi tamponlar, yan ayna, kapı kolları, krom ızgara, elektromekanik servo direksiyon, App Connect, 6.5 inç ekranlı Composition Colour radyo, hız limitleme özellikli hız sabitleyici ve elektronik kontrollü klima yenilikler arasında bulunuyor. Yeni Caravelle modeli Comfortline donanımıyla satışa sunuluyor. 2.0 litre TDI 150 HP motor, uzun şasi, düz ve otomatik şanzıman seçenekleriyle satın alınabilecek olan yeni Caravelle’de, mevcut Caravelle’e göre App Connect, 6.5 inç ekranlı Composition Colour radyo, hız limitleme özellikli hız sabitleyici, her lastiğin basıncını ayrı ayrı denetleyen lastik basınç göstergesi gibi yenilikler bulunuyor. 2020 yılında pazara sunulacak olan Caravelle Highline modelinde, dijital gösterge paneli, 9.2 inç ekranlı navigasyon sistemi, otomatik olarak park alanına giriş çıkış sağlayan park Asistanı ve geri görüş kamerası özellikleri bulunacak. Yeni Transporter’la ilk kez sunulan elektromekanik servo direksiyon, iki büyük avantajı da beraberinde getiriyor: Hidrolik sistemin aksine yeni direksiyon sistemi, yüksek hızlarda güvenliği, düşük hızlarda da konforu artırıyor. Elektromekanik servo direksiyon sistemi, direksiyon komutlarını tekerleklere önceki modellerde bulunan sistemlere göre daha hızlı iletiyor. Bu da Yeni Transporter’ın hissedilir biçimde daha çevik ve hassas olmasını sağlıyor. Volkswagen, bir ikon haline gelen modelin tasarımına da dokunuşlar yapmış; özellikle öndeki tasarım daha da geliştirilmiş, keskinleştirmiş ve rafine edilmiş bir görünüm sergiliyor. Artık çok daha büyük olan ve yeni tamponla stil açısından tek bir ünite oluşturan ön ızgara dikkat çekiyor. Tüm City Van, Camlı Van ve Caravelle modellerinde bulunan gövde rengi tamponlar, yan aynalar, kapı kolları ve krom ızgara ile fark yaratıyor. Yeni ön tasarım, genişliği vurguluyor ve yeni Transporter’ın karizmasını artırıyor. Opsiyonel olarak sunulan ön ve arka LED farlar Yeni Transporter’a şıklık kazandırıyor. Direksiyonun elektromekanik olarak...

Devamını Oku
Markaların en ucuz otomobilleri
Kas13

Markaların en ucuz otomobilleri

Türkiye’de otomobil satın almak iyice zorlaştı. 2018 yılına göre satışların ne kadar düştüğünü defalarca yazdık. 2017’ye göre kıyaslarsak ise durum daha da vahimleşiyor. Türkiye’nin bir milyonluk bir pazar olduğu düşünülürse gelinen durum daha da net bir hal alıyor. Son dönemde düşen faizler ve yine yerli otomobillere devlet bankalarınca açıklanan düşük faiz kampanyası satışları biraz artırdı. Zaten her yıl sene sonunda satışlar artar. Biz de bu nedenle sizler için her markanın en ucuz modelinin kaç para olduğunu araştırdık. Öncelikle bahsetmemiz gereken aşağıda yer alan fiyatlara hurda indirimi dahil değil. Çünkü otomobilin fiyatına göre bu indirimin oranı değişiyor ama ucuz modellerde fiyatlardan 15 bin TL düşerek hesap yapabilirsiniz. Fiyatlara bakıldığında, hurda indirimi olmadığı durumda 100 bin TL’nin altında bir model bulmanın çok zor olduğu görülüyor. Listemizdeki en ucuz otomobil, 85 bin 900 TL ile Dacia Sandero. Minik sınıfta yer alan ve tüm dünyada otomobile ulaşmanın en kolay yolu olarak kabul edilen Hyundai i10 ve Fiat Panda gibi modeller bile 85 bin TL’yi aşan fiyatlara satılıyor. Premium modellere bakıldığında, Mercedes A180 233 bin TL ile en ucuz durumunda. Audi A3, 240 bin 069 TL’ye satılırken, BMW 118i 250 bin 800 TL’den alıcı bekliyor. Ülkemizde çok sevilen küçük sınıf sedanların fiyatları da 87 bin TL’den başlıyor. Bu sınıfta en ucuz model Renault Symbol, ardından 98 bin 500 TL ile Citroen C-Elysee gelirken, Peugeot 301’in fiyatı 106 bin 203 TL. Listemizdeki en pahalı modeller Jaguar ve Land Rover’dan geliyor. Bu iki markanın en ucuz modelleri bile 500 bin TL’nin üstünde. Alfa Romeo Alfa Romeo Giulietta 1.6 JTD Progression (2018) 149.900 TL Audi Audi A3 Sportback 30 TFSI Dynamic 240.069 TL BMW BMW 118i 250.800 TL Citroen Citroen C-Elysee 1.2 Live 98.500 TL Dacia Dacia Sandero 1.0 Sce Ambiance 85.900 TL Fiat Panda 1.2 Urban 86.900 TL Ford Ford Fiesta 1.1 Trend 117.900 TL Honda Honda Civic 1.6 Dream 127.900 TL Hyundai Hyundai i10 1.0 Jump 89.720 TL Jaguar Jaguar E-Pace 2.0 S 531.405 TL Jeep Jeep Renegade 1.3 DDCT Longitude 199.900 TL Kia Kia Rio 1.25 Cool 94.900 TL Land Rover Land Rover Discovery Sport 2.0D 543.850 TL Mazda Mazda3 Sedan 1.5 Soul 141.960 TL Mercedes Mercedes A180 Style 233.000 TL MINI MINI Cooper Pure 166.525 TL Mitsubishi Mitsubishi Space Star 1.2 CVT Intense 109.900 TL Nissan Nissan Micra 1.0 Visia 108.900 TL Opel Opel Corsa 1.2 Essentia 100.600 TL Peugeot Peugeot 301 1.2 Active 106.203 TL Renault Renault Symbol 1.0 Joy 87.650 TL Seat Seat Ibiza 1.0 DSG Style 126.700 TL Skoda Skoda Fabia 1.0 TSI DSG Style 125.400 TL smart smart fortwo 1.0 Twinamic 1.0 110.508 TL Subaru Subaru XV 1.6 Extreme 211.844 TL Suzuki Suzuki Swift 1.2 AT GLX 120.500 TL...

Devamını Oku
Mutlaka kullanılması gereken otomobiller
Kas12

Mutlaka kullanılması gereken otomobiller

Bazı otomobiller vardır ki, hem fiyatları hem de az bulunmaları nedeniyle hayallerimizi bile aşarlar. Onları kullanmak için çıldırırız ama tabii ki imkân bulmamız çok zordur. Bazıları da aslında çevremizdedir ama ne kadar keyifli olduklarının farkında bile değilizdir. İşte sizler için mutlaka kullanmamız gereken otomobilleri derledik. Dediğimiz gibi bazılarını bırakın kullanmayı ülkemizde bulmak bile mümkün değil ama hayal kurmanın da bir zararı yok. Chrysler Imperial Crown Convertible Klasik Amerikan otomobilleri artık ülkemizde çok pahalı. Eskiden yollarda terk edilmiş olarak görürdük ve çok uygun fiyatlara sahiplerini ikna edebilirdik. Şimdiyse az sayıda insan böyle bir bütçeye sahip. Üstelik klasik bir Amerikan otomobili restore edecek sabıra sahip olmayabilirsiniz. Ayrıca dev boyutları nedeniyle garajınızda yer bulmak da zor olabilir ama dediğimiz gibi her otomobil tutkunu, 1950 ve 1960’lı yılların altın döneminden en az bir Amerikan otomobili kullanmalı. Burada örnek verdiğimiz Chrysler Imperial’ı Türkiye’de bulmak mümkün olmayabilir ama zamanının lüks otomobili, çağdaşı Cadillac ve Lincoln’lerden teknik olarak daha gelişmişti. Otomobilde 7.2 lt’lik bir V8 olduğunu da hatırlatalım. Bugatti Veyron Biz otomobil dergicileri şanslıyız, en az bir kere Ferrari, Porsche ya da Lamborghini’nin tadına baktık ama kullanmadığımız bir sürü süper spor otomobil var. Bir McLaren F1 ya da Ferrari F40’ı nasıl bulabiliriz? Kullanamadığımız otomobiller içinde Bugatti Veyron da var. Kendi adıma ben maksimum hızdan çok viraj hızlarını önemserim yani listemin ilk başlarında Veyron yok ama 8.0 lt’lik, 1001 HP güç üreten bir W16 ile 400 km/s’nin üstünde hıza çıkmayı kim istemez ki? Saab 9000 Turbo Şaşırdınız değil mi? Veyron’dan sonra hurda bir Saab’a neden yer verdik? Saab’lar nadiren ateşli sürücüleri cezbetmiştir. Genelde büyük otomobillerdir ve daha çok güvenliği önemseyen, farklı olmak isteyen kişiler tarafından kullanılırlar. Bu otomobilin 2.3 lt’lik Aero versiyonu 225 HP güç üretiyordu. 0-100 km/s hızlanması 6.7 sn’ydi ve maksimum hızı 250 km/s’ydi. Türkiye’de düzgün bir 9000 bulmak zor olabilir ama eski bir Saab ya da Volvo’yu uygun fiyata satın alabilirsiniz. Restore etmek için biraz para harcarsanız, bolca donanıma ve güçlü motora sahip bir İsveç tankına sahip olabilirsiniz. Sürüşlerinin keyifli olduğunu garanti edebiliriz. Alfa Romeo Giulia TZ Yine biraz uçalım. Tabii ki sahip olmak ya da kullanmak mümkün değil. Bu Zagato gövdeli Alfa Romeo; kompakt boyutlarıyla hafif bir yapıya sahiptir. Kısaca yarış odaklı bir coupe olduğunu söyleyebiliriz. Otomobilin düşük hava sürtünmeli alaşım gövdesi, uzay kafesi adı verilen bir şasiye sahipti. 112 HP güç üreten 1.6 lt motoru çift eksantrikliydi. Beş ileri manuel şanzımana sahip olan otomobil, zamanının en çevikleri arasındaydı. Yarış versiyonunda güç 160 HP’ye kadar çıkıyordu. Lamborghini Miura Özellikle ilk üretilen Lamborghini Miura’ların kullanımının zor olduğu söylenir ama bunun hiç önemi yok çünkü muhteşem görünüyor. Sizi biraz yorsa da inip baktığınız zaman moraliniz yine yerine gelecektir. 1966-1973 yılları arasında üretilen Miura, günümüzdeki örnekler...

Devamını Oku
Yeni Skoda Octavia ne zaman geliyor?
Kas12

Yeni Skoda Octavia ne zaman geliyor?

Skoda’nın global olarak en çok satan modeli olan Octavia tamamen yenilendi ve dördüncü kuşak olarak yollara çıkmaya hazırlanıyor. Tamamen yenilenen Octavia’da ilk kez plug-in hibrit bir versiyon da bulunacak. 1996 yılından beri altı milyon adetten fazla üretilen Octavia, dördüncü neslinde daha geniş iç mekân, daha fazla fonksiyonellik ve daha yüksek güvenlik ile konfor düzeyi sunmayı amaçlıyor. Otomobil, 2020 yılının ikinci yarısında hatchback ve station formlarında satışa sunulacak. Octavia’nın dış tasarımı Skoda’nın SUV olmayan modelleri Scala ve Superb ile uyumlu hale getirilmiş. Ön taraf Scala’dan ilham alıyor. Eski modelin bölünmüş far tasarımı devam ediyor ve farlar standart LED teknolojisine sahip. Tam matris LED’ler isteğe bağlı olarak sunulacak. Ayrıca LED’li stop lambaları da bulunuyor. Daha basık olan tavan çizgisi yeni Octavia’ya coupe benzeri bir duruş kazandırırken, aerodinamik etkinliğin de artırıldığı iddia ediliyor. Yükseklik azalmasına rağmen eski modelden daha uzun ve geniş olan Octavia, station için 30, hatchback için 10 litre daha fazla bagaj hacmi sunuyor. Ayrıca ön ve arka koltuklarda diz mesafesi de artırılmış. İç mekânın sadece genişlikte değil aynı zamanda algılanan kalitede de daha ileri bir düzeye taşındığı iddia ediliyor. Çeşitli yumuşak dokunuşlu malzemelerin yanında çok renkli ortam aydınlatması gibi özellikler de kabinin çekiciliğini artırıyor. İsteğe bağlı ‘Ergo’ koltuklar ilk defa masaj özeliğine sahip ve üst modellerde koltuk havalandırması da sunuluyor. Octavia’nın özellikle arka koltuklarda daha yolcu dostu hale getirildiği açıklanıyor. Kontrol panelinde, donanım paketine bağlı olarak 8.25 veya 10.0 inç büyüklüğündeki bağımsız bir dokunmatik ekran yer alıyor. Skoda, yeni Octavia ile birlikte jest kontrolü ve Laura adında gelişmiş bir ses kontrollü dijital asistan özelliğini de tanıttı. Yeniden tasarlanan 10.25 inçlik sanal kokpit, yeni bir baş üstü ekranı gibi bazı özelliklere de sahip. Octavia’da internet bağlantısı için dahili bir eSIM mevcut. Otomobilde yalnızca en yeni USB-C bağlantı noktaları kullanılırken, kablosuz şarj da sunuluyor. Üç bölgeli klima kontrolü, isteğe bağlı akustik kapı camları özelliği gibi ilk kez sahneye çıkıyor. Otomobilde öngörü özellikli hız sabitleyici ve öngörülü yaya ve bisikletçi koruması gibi genişletilmiş bir sürücü destek sistemleri grubu da görev yapacak. Octavia, yeni tanıtılan sekizinci nesil VW Golf ile aynı temeli paylaşıyor. Bu, MQB platformunun elden geçirilmiş bir versiyonu ve hem hafif yapısıyla dikkat çekiyor hem de hibrit seçenekleri de içeren bir motor serisinin uygulanabildiği anlamına geliyor. 110 HP’lik 1.0 litre üç silindirli turbo benzinli motorla başlayan ürün gamı, 150 HP’lik 1.5 litre dört silindirli turbo benzinli, motorla devam ediyor. Her iki motor da yarı hibrit formunda satın alınabiliyor ama versiyonlar sadece DSG şanzımanla sunuluyor. Yarı hibrit versiyonlar aynı performansı sunuyor ama doğal olarak daha verimliler. Şimdilik amiral gemisi olan benzinli motor 190 HP’lik bir 2.0 lt TSI. Dört tekerlekten çekişli olan bu otomobil, yedi ileri çift kavramalı DSG otomatik şanzımana sahip....

Devamını Oku
Otomotiv tarihindeki ilginç ortaklıklar
Kas11

Otomotiv tarihindeki ilginç ortaklıklar

Otomotiv dünyasında ortaklıklar yeni değil. Geçmişte de alakasız görülebilen markalar bir araya gelip ortak ürünlere imza atabiliyordu. Bunlardan bazıları çok başarılı oldu ve hâlâ hatırlanıyor. Bakalım endüstriye damgasını vurmuş ortak üretimler hangileri? AC ve Shelby AC Ace sakin bir spor otomobildi. 2.2 veya 2.6 litrelik altı silindirli motorlara sahipti ve göründüğü kadar iyi gitmiyordu. Daha sonra Carroll Shelby bir tanesini ele geçirdi ve 4.2 litre Ford V8 motoru bu otomobile uyguladı. Bu uygulama başarılı olunca efsanevi Cobra’yı oluşturmak üzere 4.7 litrelik motora geçti. İşlerin nasıl daha da ilginçleştiğini mi merak ediyorsunuz? Shelby, AC gövdesine 7.0 litrelik bir V8 sığdırdı ve otomobil kelimenin tam anlamıyla dizginlenemeyen bir canavar haline geldi. Alpine ve Renault Alpine son dönemde yeniden geri döndü ve ismini daha sık duymaya başladık. Jean Redele, 1955 yılında Renault mekanik aksamları kullanarak spor otomobiller inşa etmek için şirketi kurduğunda tamamen bağımsızdı. Orijinal A110 da dahil olmak üzere harika oyuncaklar üretmek için Renault’yla birlikte çalıştı ancak 1970’lerin başında A310’u geliştirmek için uğraşırken şirketi neredeyse iflas etti ve Renault, markayı himayesi altına almak için yüzde 70 hissesini ele geçirdi. O dönemden sonra üretilen otomobiller de harikaydı. Alpine A110’un 1973 yılında Dünya Ralli Şampiyonası’nı zirvede bitirdiğini de hatırlatalım. Aston Martin ve Zagato Bu ortaklık halen devam ediyor. Son zamanlarda Vanquish, V12 Vantage ve DB9 gibi otomobillerin Zagato versiyonları da üretildi. Ondan önce Aston Martin DB7 ve V8 Vantage’ı da Zagato logosuyla gördük ama tüm bu hikâye 1960’ta DB4 GT ile başladı. Sadece 19 tane üretildi ve bu otomobiller şu anda klasik otomobil koleksiyoncularının kutsal kâseleri arasında yer alıyor. Audi ve Porsche Audi 80 temeline dayanan ve Porsche ile birlikte geliştirilen RS2 Avant, Alman markadan gelen ilk RS modeliydi. Sadece 2.2 litrelik beş silindirli bir motoru vardı ancak bir turbo sayesinde 315 HP güç ve 410 Nm tork üretiyordu. Bu da 250 km/s’nin üstünde hızlara çıkabileceği anlamına geliyordu. 0-100 km/s hızlanma sadece 4.8 saniyeydi. Üretilen 3000’e yakın RS2’nin hepsinde altı ileri manuel şanzıman ve quattro dört tekerlekten çekiş sistemi bulunuyordu. Otomobilin jantları bile Porsche ile olan ortaklığı hatırlatıyordu… BMC ve Cooper Alec Issigonis Mini’yi tasarladığında niyeti, ekonomiyi öne koyan bir otomobil yaratmaktı. Hiçbir zaman spor iddiası olmaması gerekiyordu. Daha sonra F1 efsanesi John Cooper birlikte çalışmak için BMC’nin kapısını aşındırmaya başladı. Issigonis ilk başta direndiyse de ilk Mini Cooper 1961’de ortaya çıktı. Cooper S ise iki yıl sonra üretildi. Bu isim birlikteliği günümüzde de sürüyor. Mini Cooper satışların yanında rallilerde de büyük başarılar kazandı. BMW ve Alpina Alpina, kurulduğu günden beri harika BMW’leri aldı ve onları daha da iyi yapmayı başardı. 1983’ten sonra sadece bir tuning şirketi değil otomobil üreticisi olarak anılmaya başladı. Tüm bunların başlangıcı, 1962’de Alpina’nın kurucusu Burkard Bovensiepen’in BMW 1500...

Devamını Oku