MERCEDES GLA SÜRÜŞ İZLENİMİ
Eyl11

MERCEDES GLA SÜRÜŞ İZLENİMİ

Model gamını genişleten Mercedes, tüketicilerinin her ihtiyacına yönelik mo­del­ler üretiyor. A Serisi, B Serisi ve CLA ile aynı platformdan yükselen GLA’ da premium crossover sınıfında önemli satış rakamlarına imza attı. BMW X1’in yenilenmesinden sonra biraz demode kalan GLA’da kapsamlı bir güncellemeden geçirildi. Dış tasarımda yeni elmas desenli ön ızgara, yeni farlar ve LED gündüz aydınlatması ile birlikte yeni renk ve jant seçenekleri de geldi. Kabinde ise çok fazla değişiklik yok. Yeni döşeme seçenekleri ve kromajlı kumanda düğmeler ilk göze çarpan detaylar. Malzeme kalitesi Audi kadar olmasa da başarlı. Fakat eşya gözü sıkıntısı makyajdan sonra da devam ediyor. Ön tarafta yaşam alanı idealken, arkaya geçildiğinde A Serisi gibi klosturofobik bir ortam var. Özellikle uzun boylu yolcular biraz sıkıntı yaşayacaklardır. GLA’da artık Aktif Fren Yardımcısı da standart olarak sunuluyor. Öndeki araca olan mesafenin güvelik sınırının altına düştüğünde sürücüyü uyaran sistem, gerektiğinde fren de yapabiliyor.481 litrelik bagaj hacmi BMW X1’in gerisinde kalıyor fakat çekirdek bir aile için yeterli alanı sunuyor. A Serisi’nde revize edilen süspansiyon sistemi GLA’da da kullanılıyor. Makyajdan önce sert olması yönünde oldukça şikayet edilen süspansiyon sistemi, biraz daha konfor odaklı olmuş. Gelen sürüş modları da makyajın artılarından. Yenilenen GLA’da AMG paketle birlikte isteğe bağlı olarak daha alçak süspansiyon tercih edilebiliyor. Yenilenen GLA ülkemize 156 HP güç üreten 1.6 litre turbo benzinli ve 109 HP güç üreten 1.5 litrelik dizel motor seçenekleriyle satılıyor. Her iki motor seçeneğinde de manuel şanzıman bulunmuyor. 7 ileri otomatik şanzımanla kombine ediliyor. Test aracımızda yer alan 156 HP’lik 1.6 turbo benzinli motor sportif sürüşe de olanak tanıyor. 8.9 saniyede 0’dan 100 km/s hıza çıkabilen GLA 200, alt devirden itibaren turbonun da desteğiyle canlı karaktere sahip. Yol tutuş konusunda sınıfının en iyisi olan GLA, başarılı direksiyon sistemiyle de övgüyü hak ediyor. Yalıtım olarak sınıfının en sessiz modellerinden biri olan GLA, yol ve motor sesini kabine hemen hemen hiç sızdırmıyor. Fabrika verisi ortalama 5.9 litrelik bir değer verilse de, bu değeri tutturmanız hiç de kolay değil. Şehir içinde agresif bir sürüş tercih ederseniz 10 litrelerin aşağısına düşme şansınız yok. Sakin kullanımda ise 8.5 ila 9.0 litreler arasında yolculuk yapabiliyorsunuz. Yenilenen GLA fiyat konusunda da rakiplerinden avantajlı konumda bulunuyor. Benzinli versiyonlara baktığımızda; BMW X1 194.800, Audi Q3 187.173 TL’den başlarken, GLA 185.200 TL’lik fiyat etiketine sahip. Ulaşılabilir Mercedes modellerinin başında gelen GLA, sportif tasarımı, performanslı motoru, zengin donanımı ve rekabetçi fiyatıyla sınıfının en çok satılanı olacağa benziyor. Özerk IHLAMUR TEKNİK ÖZELLİKLER Model Mercedes GLA 200 Fiyat 185.200 TL Motor 1595 cc, 4 silindirli, DOHC, 16V, turbo Güç 156 HP 5300 d/d Tork 520 Nm 1250 d/d 0-100 km/s 8.8 sn Maksimum hız 215 km/s Şanzıman 7 ileri otomatik Yakıt tüketimi 5.9 lt/100 km Bagaj hacmi 421 lt Ağırlık...

Devamını Oku
RAKİPSİZ: SKODA KODIAQ
Eyl10

RAKİPSİZ: SKODA KODIAQ

Son yıllarda birçok marka pazar paylarını genişletmek için yeniliklere imza atıyor. Seat, Ateca ile yerden yüksekler ligine girerken, Skoda da Kodiaq ile SUV segmentine dahil oldu. Hatta Alfa Romeo bile Stelvio modeliyle SUV sınıfına giriş yaptı. Son yıllarda ülkemizde dahil olmak üzere satış grafiğini hızlı bir şekilde artıran Skoda, yeni nesil Superb ile geçtiğimiz yıl Türkiye’de yılın otomobili seçilmişti. Superb’ün başarısını devam ettirme niyetinde olan Çek marka, Kodiaq ile de yukarı çıkan satış grafiğini daha da tepeye tırmandıracağa benziyor. Ülkemizde sadece 1.4 litrelik TSI motorla satılan Kodiaq’ı manuel ya da DSG şanzıman seçeneğiyle satın alabiliyorsunuz. Aynı zamanda dört tekerlekten çekişli ya da önden çekiş seçeneğiniz de bulunuyor. Beş kişilik ya da yedi kişilik olarak tercih edebileceğiniz Kodiaq aslında Volkswagen Tiguan ve Seat Ateca ile aynı platformdan yükseliyor. Fakat boyutlarını ve yedi kişilik versiyonunu düşündüğünüzde Nissan X-Trail, Hyundai Santa Fe ve Kia Sorento’nun rakibi oluyor. Kia Sorento ve Hyundai Santa Fe’nin ülkemiz koşullarına uygun olmayan motorları Kodiaq’ı direkt olarak X-Trail’in karşına konumlandırıyor. X-Trail, dizel-otomatik kombinasyonu sunmasıyla avantajlı gibi dursa da 170 bin TL’den fazla olan başlangıç fiyatıyla, Kodiaq’ın 110 bin 900 TL’lik başlangıç fiyatının yanında dezavantajlı duruma düşüyor. Başlangıç fiyatlarına baktığımızda Kodiaq, Seat Ateca ve Volkswagen Tiguan ile hemen hemen aynı rakamlara sahip. MQB platformundan yükselen Kodiaq, sürüş özellikleri bakımından Volkswagen modelleriyle benzer sürüş hissine sahip. Çok fazla eğlence vaad etmiyor fakat konfor ve yol tutuştan ödün vermiyor. Direksiyon yumuşak ve hisli. Tepkilerinize hızlı yanıt alabiliyorsunuz. Süspansiyon sistemi hafif kasislerde kabine fazla rahatsızlık iletmiyor fakat Tiguan’a göre biraz daha sert. Özellikle bozuk yollarda ses ve sarsıntı kabine sızabiliyor. Dört tekerlekten çekişli olduğu için virajlarda yüksek yapısına rağmen önden ya da arkadan kayma eğilimi çok fazla göstermiyor. Seat Ateca’nın sunduğu sportif sürüş hissi Kodiaq’da yok fakat 150 HP’lik motor alt devirlerden itibaren canlı karaktere sahip. En büyük rakibi olan X-Trail, Kodiaq’ın yanında çok daha hantal kalıyor. Rüzgâr ve yol gürültüsü hemen hemen kabine hiç sızmıyor, bu yüksekliğe sahip bir araç için yalıtım oldukça başarılı. Skoda Kodiaq’ın başlangıç seviyesinde 125 HP’lik bir motor yer alıyor. Bu motorlu versiyonu deneme şansım olmadı ama tahminlerim göre Kodiaq’ı taşımada zorlanacağı yönünde. O yüzden benim tercihim kesinlikle 250 Nm torka sahip 150 HP’lik versiyondan yana olacaktır. Yedi kişilik ve dört tekerlekten çekiş sistemine sahip olan test aracımızın da kaputunun altında 150 HP’lik motor bulunuyordu. Bu motor alt devirlerden itibaren gelen yüksek torkla birlikte aracı rahat şekilde hareket ettirebiliyor. Altı ileri çift kavramalı şanzıman pürüzsüz ve seri geçişlere sahip olsa da her çift kavramalının sorunu olan sıkışık trafikte ısınma problemi yaşıyor. Isınan şanzımandan dolayı ise geçişler sarsıntılı olarak gerçekleşiyor. Skoda Kodiaq sınıfının en uygun fiyatlı yedi kişilik modellerinin biri olmasının yanında verimli motoru sayesinde tutumlu olmayı da...

Devamını Oku
EN İYİ OPEL: INSIGNIA GRAND SPORT
Eyl09

EN İYİ OPEL: INSIGNIA GRAND SPORT

Opel’i ülkemize sevdiren en önemli modeli Vectra olmuştu. 90’lı yılları hatırlayanlar Vectra efsanesini de çok iyi hatırlayacaklardır. Sportif tasarımı ve dinamik sürüşüyle sınıfının en çok satan modellerinden biri olmayı başarmıştı. Vectra’nın başarısını yerine gelen Insignia devam ettiremedi. Bunun birçok sebebi olabilir tabii ki, artan model sayısı, rekabetin zorlaşması, uzun süre dizel-otomatik seçeneğinin sunulmuyor oluşu bunlardan sadece birkaçı… Peki yeni nesil Insignia Grand Sport rekabette geri kalmasına yol açan eksikliklerini giderebildi mi? Avrupa ve ülkemizde D segmentine rağbet SUV’lar sebebiyle azalmaya başladı. Aile otomobili kavramı D segmentinden çıkıp SUV’larla anılır oldu. D segmentinde iddialı modelleri bulunan markalar ise özellikle tasarım olarak araçlarını radikal şekilde değiştirmeye başladı. Yeni Opel Insignia Grand Sport da tasarım olarak bir önceki nesilden çok farklı duruyor. Asıl rakipleri Volkswagen Passat, Skoda Superb, Renault Talisman ve Ford Mondeo olan Insignia Grand Sport, gözünü BMW 3 Serisi ve Audi A4’e dikti. Yeni nesil Insignia, ülkemizde 1.5 litre turbo benzinli, 1.6 litre turbo dizel ve 2.0 litre turbo benzinli motor seçenekleriyle satılıyor. 1.6 litre dizel ve 1.5 litre benzinli motor seçeneklerinde altı ileri otomatik şanzıman seçeneğiniz mevcut. 2.0 litrelik turbo benzinli versiyonda sekiz ileri otomatik şanzıman ve dört tekerlekten çekiş sistemi de geliyor. 122.900 TL’den başlayan fiyatlar, 273.000 TL’ye kadar uzanıyor. Renault Talisman 123.100 TL, Skoda Superb 88.900 TL, Volkswagen Passat 98.600 TL ve Ford Mondeo 119.595 TL’den başlıyor. Yeni platform sayesinde boyutları büyüyen Insignia Grand Sport, yaşam alanı bakımından da sınıfının en cömert modellerinden biri olmayı başarıyor. Segmentin yaşam alanı bakımından referans modeli olan Skoda Superb, artık kendine gerçek bir rakip bulmuşa benziyor. Tek eksisi arka tarafa doğru alçalan tavan sebebiyle, arka koltuktaki baş mesafesinin uzun boylu yolcular için biraz sıkıntı doğurabilmesi. Tasarımıyla dikkatleri üzerine çeken Insignia Grand Sport, IntelliLux LED Matrix farları, sürücü destek sistemleri ve head up display’e kadar yüksek teknolojiyi bünyesinde barındırıyor. Bose müzik sistemi de sınıfının en başarılı ses sistemlerinden biri… İç tasarım yeni nesil Astra’yı andırırken, 8.0 inçlik multimedya ekranı sayesinde bir önceki nesilde eleştiri konusu olan düğme kalabalığından kurtulunmuş. Malzeme ve işçilik kalitesi bakımından sınıfının gerisinde değil fakat eşya gözleri konusunda Superb’ün cömertliğini sunmaktan uzak kalıyor. Süspansiyon sistemi konfor ve yol tutuşu iyi şekilde harmanlıyor. Sınıfının en iyi yol tutan otomobillerinden biri olan Insignia Grand Sport, konfordan da taviz vermiyor. Direksiyon sistemi Ford Mondeo kadar net tepkiler vermese de his bakımından bir sorun yaratmıyor. Yoldan gelen tepkiler hızlı şekilde direksiyona iletiliyor. Yeni platform sayesinde 175 kilogram kadar hafifleyen Insignia Grand Sport, neredeyse Astra kadar çevik hissettiriyor. Test aracımızın kaputunun altında 136 HP güç üreten 1.6 litrelik dizel motor yer alıyordu. Sınıfının en güçlü 1.6 litrelik dizel ünitelerinden biri olan bu motor, 1522 kilogramlık Insignia Grand Sport’u rahatlıkla hareket ettirebiliyor. Altı ileri otomatik şanzıman...

Devamını Oku
YENİ BMW 520d SÜRÜŞ İZLENİMİ
Eyl08

YENİ BMW 520d SÜRÜŞ İZLENİMİ

Her alanda olduğu gibi otomotiv dünyasında da bir takım klişeler var. Ferrari daha yavaş olduğu rakiplerinden bile daha hisli otomobiller tasarlar. Porsche en iyi günlük binilebilen spor otomobildir. Lüksün simgesi Rolls Royce’dur. Land Rover arazi araçları konusunda yenilmezdir. VW Golf kompakt sınıfın değişmez yıldızıdır. Tüketim anlamında Fransız dizellerin eline kimse su dökemez… Premium Almanlar arasında da buna benzer bir klişe vardır. BMW her sınıfta sürüş dinamikleri açısından öndedir ve daha sportif tasarımlara sahiptir. Mercedes ise lüks hissi, konfor ve dayanıklılık anlamında yenilmezdir. Bu iki marka her ürettikleri modelde bu kriterlerde birbirlerinden ünvan alamazlar. Ya da alamazlardı… İki marka da bu klişeleri yıkmak için elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Mercedes tasarım anlamında kendini çok geliştirdi. Hatta çekici tasarım açısından yavaş yavaş BMW’nin önüne geçmeye bile başladı. Sürüş dinamikleri anlamında da çok aşama kaydeden Mercedes, artık karşılaştırmalarda yol tutuş ve sürüş hissi açısından BMW ile her sınıfta rekabet edebilecek düzeye geldi. Aynı durum BMW için de geçerli. Bavyeralı üretici kalite ve dayanıklılık anlamında Mercedes’le aynı performansı sunuyor. Sürüş konforu ve lüks anlamında ise Mercedes’in her zaman bir adım gerisinde olan BMW bakalım yeni 5 Serisi ile bu konuda şeytanın bacağını kırabilecek mi? Sürüş dinamiği ve konfor hissi öyle bir denklem ki, ikisinin bir arada çok iyi bir şekilde sunmak oldukça zor. Mesela Mercedes, kompakt A Serisi ve türevlerinde BMW’nin 1 Serisi’yle yakaladığı sürüş dinamizmini yakalamak için çok uğraştı ve sonunda ortaya konfor açısından verimsiz olan sert otomobiller ortaya çıktı. İşin kötü tarafı dinamizm anlamında yine BMW 1 Serisi’ni yakalayamadılar. O yüzden 520d test aracını ilk kullanmaya başladığımda BMW’nin bu dengeyi yakalayıp yakalayamadığına dikkat ettim. BMW mühendisleri, G30 BMW 5 Serisi’nde tamamen yeni bir yürüyen aksam kullanmış. Sürüş dinamikleri açısından yine sınıfının en sportif modeli olduğunu belirtmek gerek. Ama zaten başta da söylediğimiz gibi bu bir BMW 5 Serisi geleneği. Benim dikkatimi çeken süspansiyon konforu oldu. 520d test aracımız, İstanbul gibi bozuk yolların ve özellkle kasislerin bol olduğu bir şehire göre bile fazlasıyla konforlu. Bazı yol bozukluklarından neredeyse hiç etkilenmiyorsunuz. Ama sanmayın ki otomobil de etkilenmiyor. Aslında süspansiyon sistemi siz farketmiyorken alt tarafta harıl harıl çalışıyor. Benim şu ana kadar kullandığım 5 Serisi modelleri arasında E-Serisi konforunu en çok yakalayan modelin yeni nesil G30 5 Serisi olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Mercedes modellerinden alıştığımız o uçan halı üzerinde gidiyormuş hissini ilk kez bir BMW modelinde yaşıyorum. BMW mühendislerinin bunu sürüş dinamiklerinden ödün vermeden gerçekleştirmiş olmaları mükemmel. Gerçekten etkileyici… Yeni BMW 5 Serisi’ne bir bütün olarak baktığımda en büyük eksisinin tasarım anlamında bir önceki modelle çok benzeşmesi oldu. Test aracımız siyaha yakın bir lacivertti ve otomobilin tasarım detayları daha az belli oluyordu. O yüzden eski modelle arasındaki farkları yakalamak kolay olmadı. Ön tekerlek yuvalarının arkasındaki...

Devamını Oku
OTOMATİK DACIA DUSTER
Haz01

OTOMATİK DACIA DUSTER

Dacia Duster, kompakt SUV’lar arasında en çok satılan odellerden biri. Hatta 2013’ten beri Türkiye’de en çok satan 4×4 modelin Duster olduğunu söyleyebiliriz. Peki, bu araçta ne eksikti? Kabindeki ufak ergonomik kusurlar, malzeme kalitesi gibi detaylar çok önemsenmiyordu çünkü fiyatının karşılığını tam olarak veriyordu. Eksik olan ise tercihen dizel motorla kombine edilmiş bir otomatik şanzımandı. Romen marka önceleri ürün gamında otomatik şanzımanlı bir model olmayacağını iddia ediyordu fakat sonradan işler değişti. Artık Sandero’dan Duster’a kadar otomatik şanzımanlı Dacia’lar yollarda dolaşıyor. Tek bir fark var, Sandero gibi modellerde otomatikleştirilmiş manuel şanzımanlar kullanılırken, Duster’da çift kavramalı EDC şanzımana yer verilmiş. Merakla beklenen bu araç, geçtiğimiz ay satışa sunuldu. Blackshadow özel serisi ile de iddiasını artıran Duster’ı n otomatik versiyonu Türkiye’de 1.5 dCi 110 HP dizel seçeneği ile müşterilerle buluşuyor. 82 bin 900 TL’den başlayan fiyatlara sahip olan Duster EDC, rakipleri arasında yine avantajlı durumda. Türkiye’de crossover ve SUV segmentinin pazar paylarına baktığımızda ezici bir çoğunluğun otomatik şanzımanlarda olduğunu görebiliriz. Makyaj operasyonundan sonra gelen çift kavramalı şanzıman dopingi, Duster için çok yüksek pazar payları anlamına geliyor. Yenilemeden sonra daha yumuşak bir sürüşe kavuşan Duster, konfor anlamında zaten artı puan almıştı. Süspansiyondan sonra gelen çift kavramalı şanzıman ile bu konfor puanları daha da arttı. Renault’dan tanıdığımız EDC şanzımanın geçişleri ve tepkileri bir DSG kadar iyi olmasa da, uzun ömürlülük konusunda sınıfının en iyilerinden bir olmayı başarıyor. Türkiye’de sadece 110 HP’lik 1.5 dCi ünite ile kombine edilen şanzımanın motor ile uyumu başarılı. Alt devirlerden itibaren gelen 250 Nm tork ile atak bir karaktere sahip olan Duster, şanzımanı sayesinde tutumlu olmayı da başarıyor. Duster EDC’nin 110 HP güç ve 250 Nm tork üreten Euro6 1.5 dCi motoru, 4.5 lt/100 km ortalama yakıt tüketimine sahip. Bu değer gerçekten deabartı değil. Biz testimiz boyunca 5.7 lt/100 km’lik ortalama değer ile dolaştık. Eğer daha dikkatli bir sürüş tarzı benimsense bu değer daha da aşağıya inebilir. Fabrika verilerine göre 169 km/s maksimum hıza ulaşan Duster EDC’nin 0-100 km/s hızlanması ise 11.9 saniye. Maksimum hız çok tatmin edici olmasa da (zaten bu tarz bir araç için gerekli değil) ilk hızlanma ve esneklik başarılı. Duster ile şehir içinde ve otobanda asla ağırkanlı bir araç kullanıyormuş izlenimine kapılmıyorsunuz. Duster zaten hiçbir zaman çok performanslı kullanmak isteyeceğiniz bir otomobil olmamıştı. Makyajdan sonra tasarım da yenilenen direksiyon sistemi, yumuşamasına rağmen his konusunda hâlâ rakiplerinin gerisinde. Yumuşak yapı nedeniyle hızlı girilen virajlarda yatma ve önden kayma eğilimi de görülüyor. Duster’ın asıl hüneri önden çekişli olmasına rağmen hafif arazide ortaya çıkıyor. Bir önden çekişli otomobilin girmesinin zor olduğu yollarda bile Duster ile kolayca ilerleyebiliyorsunuz. Bunda yerden yüksek yapının payı büyük. Otomatik şanzıman tahmin edilenin tersine işini zorlaştırmıyor, kolaylaştırıyor. Makyajdan sonra donanım olarak da ufak değişikliklere gidilmiş. Konsolun...

Devamını Oku
GÜCÜNÜN DORUĞUNDA: VOLKSWAGEN GOLF
Haz01

GÜCÜNÜN DORUĞUNDA: VOLKSWAGEN GOLF

Kompakt sınıfın en güçlü oyuncularından biri olan Volkswagen Golf, makyajla birlikte tasarım olarak ciddi değişikliklere uğramamış olsa da teknolojik altyapı olarak önemli yenilikler barındırıyor. Avrupa’nın ve Türkiye’nin de en çok tercih edilen kompakt hatchback’lerinden biri olan Volkswagen Golf, artan rekabette liderliğini kaybetmemek için ufak bir makyaj operasyonundan geçirildi. Rekabetten kastımız ise tabii ki Ford Focus, Opel Astra, Renault Megane, Honda Civic, Hyundai i30 ve Peugeot 308 gibi modeller. Makyaj çalışmasına ufak dediğime bakmayın, aslında tasarım olarak dışarıdan bakıldığında pek bir farklılık yok fakat özellikle LED teknolojili ön far grubu ve stoplar aracın görünümünü fazlasıyla modernleştirmiş. Tamponlarda da ufak dokunuşlar var. Kabinde değişiklikler dışarıdan biraz daha fazla. En büyük değişiklik ise 8.0 inçlik ekranın yerine gelen 9.2 inçlik ekran olmuş. Bu ekranın çözünürlüğü 1280×640’a kadar çıkarılmış. Bu sınıfın en iyi değerlerinden birini sunuyor ve arayüzü de . oldukça pratik. Kullanılan kaplamalarda da ufak değişikliklere gidilmiş. Dijital gösterge paneli Passat’tan tanıdık ve Golf’e de oldukça iyi uyum sağlamış. Masaj fonksiyonlu sürücü koltuğu hem rahatlık hem de kavrama bakımından sınıfının en iyilerinden… Teknolojik yeniliklere baktığımızda ise şehir içi acil durum freni, yaya güvenliği fonksiyonu, trafik sıkışıklığı asistanı gibi donanımlar makyajla birlikte gelmiş. 380 litrelik bagaj hacmi sınıfının en iyi değerini sunmasa da, çekirdek bir ailenin ihtiyaçlarını karşılayacak alanı sunuyor. Yükleme eşiğinin yukarıda olması eksi puan almasına yol açıyor. Dizel skandalından sonra benzinli motorlara daha fazla ağırlık vermeye başlayan Alman üretici, ülkemizde 110 HP güç üreten 1.0 TSI, 125 ve 150 HP’lik iki ayrı güç çıkışına sahip 1.4 TSI benzinli motorlarla satılıyor. Her iki benzinli motorda da hem manuel hem de yedi ileri DSG şanzıman seçme şansınız bulunuyor. Dizel cephesinde ise tanıdık 1.6 litrelik TDI ünite bulunuyor. Bu motorun da 90 ve 115 HP güç üreten iki ayrı versiyonu mevcut. Dizel motoru da DSG şanzıman ile tercih edebiliyorsunuz. Yenilenen Volkswagen Golf’un en baz modeli 1.0 litrelik TSI motora sahip ve 85.800 TL’lik fiyat etiketine sahip. 125 HP’lik 1.4 TSI motorun başlangıç versiyonu 93.600 TL. Eğer DSG tercih ederseniz 105.100 TL’yi gözden çıkarmanız gerekiyor. Dizel cephesinde ise 100.600 TL’lik (90 HP) fiyat başlangıcı var, dizelde otomatik şanzıman tercih ederseniz ise fiyat 119.200 TL’ye (115 HP) kadar fiyat çıkıyor. Test aracımızın kaputunun altında 1.4 litrelik 125 HP güç üreten turbo benzinli motor yer alıyordu. 9.9 sn’lik 0-100 km/s hızlanma değeri ile 150 HP’lik versiyona pek de gerek bırakmayan bu motor, performans bakımından tatmin edici. Turbo sayesinde alt devirlerden itibaren canlı olan motor, Golf’e ara hızlanmalarda da ideal gücü sağlıyor. Yedi ileri çift kavramalı şanzımanın geçişleri ve seriliğinin eleştirilecek hiçbir tarafı bulunmuyor. Üretilen en iyi çift kavramalı şanzıman dersek abartmış olmayız sanırım. Ortalama olarak verilen 4.8 lt/100 km’lik tüketim değerini tutturmak pek de mümkün değil fakat...

Devamını Oku
YENİ FORD RANGER SÜRÜŞ İZLENİMİ
Eki22

YENİ FORD RANGER SÜRÜŞ İZLENİMİ

Ford, Ranger’da 160 HP’lik 2.2 litre ve 200 HP’lik 3.2 litrelik dizel motorlarını sunuyor. 2.2 litrelik motorda hem altı ileri manuel hem de altı ileri otomatik şanzıman seçeneğiniz mevcut. 3.2 litrelik motor ise sadece altı ileri otomatik şanzımanla tercih edilebiliyor. Ranger, fiyat konusunda ise 86 bin 180 TL’lik başlangıç fiyatıyla kendini rakiplerinin biraz yukarısında konumlandırmış. Bu segmentin satış lideri konumunda yer alan Mitsubishi L200 76 bin 787 TL’lik bir başlangıç fiyatına sahip, Nissan Navara 79 bin 900 TL, Toyota Hilux 76 bin 900 TL, Isuzu D-Max 79 bin 835 TL ve Fiat Fullback ise 80 bin 900 TL’lik başlangıç fiyatlarına sahipler. Ranger’dan pahalı olan tek model ise 89 bin 650 TL’lik fiyatıyla Volkswagen Amarok. Yeni nesil pick-up’lar artık o hantal kamyonet imajından daha çok neredeyse bir SUV olma yolunda ilerliyor. Yeni Ford Ranger da özellikle ön tarafında yapılan yenilikler sayesinde heybetli bir SUV’u andırıyor. Dikiz aynanızdan baktığınızda arkadan gelen aracın bir kamyonet olduğunu anlamanız oldukça güç. Arka tarafta ise ciddi bir değişikliğe gidilmemiş. 2015’te Avrupa’nın en çok satan pick-up modeli olan Ranger, EuroNCAP testlerinden beş yıldız alan tek pick-up modeli. Ford Ranger, Türkiye’de 2.2 ve 3.2 litrelik iki dizel motor ile satılıyor. Test aracımızın kaputunun altında 160 HP güç üreten 2.2 litrelik motor yer alıyordu. Bir önceki neslin 150 HP’lik motoruna göre 10 HP’lik bir artış gerçekleştirilmiş. Bu gücü alt devirlerden itibaren hissedebiliyorsunuz. Gaza bastığınıda bir SUV gibi ivmelenmese de tatminkâr bir hızlanma sunduğunu söyleyebilirim. Daha fazla performans arayanlar ise 3.2 litrelik seçeneğe göz atabilirler. 2053 kilogramlık boş ağırlığa sahip Ranger, hem şehir içinde hem arazide hem de uzun yolda sizi zor duruma düşürmeyecek gücü sunuyor. Test aracımızda dört tekerlekten çekiş sistemi mevcuttu. Dilediğiniz zaman bir düğme ile Ranger’ı arkadan itişten dört tekerlekten çekişe geçirebiliyorsunuz. Yeni Ford Ranger’ın süspansiyon sistemi bu zaman kadar kullandığım pick-up’lar arasında en konforlusu dersem abartmış olmam sanırım. Her ne kadar SUV iddiası taşısılar da pick-up’lar özellikle şehir içinde çok da konforlu sayılmazlar. Fakat yeni Ranger neredeyse bir SUV kadar konforlu süspansiyon sistemine sahip. Yol tutuş konusunda da Ford markasının genlerini taşıdığını size hissettiriyor fakat sonuçta bu aracın bir kamyonet olduğu gerçeğini de unutmamak gerekiyor. Yeni Ford Ranger bir önceki modeline göre yüzde 17’lik bir yakıt tüketimi iyileştirmesi gerçekleştirse de yine de rakiplerinden daha yukarılarda değerler sunuyor. Mitsubishi L200’nün otomatik şanzımanlı 4×4 varsiyonu fabrika verisi 100 kilometrede ortalama 7.2 litrelik bir tüketim değeri sunuyor. Nissan Navara, 7.0 lt/100 km’lik bir ortalama tüketime sahip. Yeni Ford Ranger ise 8.0 lt/100 km’lik bir ortalama tüketim değerine imza atıyor. Gelelim Ranger’ın arazi performansına… Yaz aylarında çekimimi gerçekleştirdiğimiz için çamurlu ya da kaygan bir zemin bulmamız pek mümkün olmadı. Biz de biraz engebeli bir arazide Ranger’ın hünerlerini görme fırsatı...

Devamını Oku
YENİ MERCEDES E-SERİSİ SÜRÜŞ İZLENİMİ
Haz24

YENİ MERCEDES E-SERİSİ SÜRÜŞ İZLENİMİ

Klasik bir otomotiv klişesi vardır: Mercedes daha konforludur, BMW ise daha sportiftir. Aslında bu klişe büyük ölçüde doğrudur ama günümüzde yani 2016’da üretilen BMW ve Mercedes’ler arasında bu klişedeki kadar keskin çizgiler yok. Artık BMW de çok konforlu otomobiller üretip sürüş dinamiklerini de koruyabiliyor. Aynı durum Mercedes modelleri için de geçerli. Sürüş dinamikleri BMW modelleri ile rekabet ederken konfor açısından da yılların imajından ödün vermeyen Mercedes’ler kullanmaya başladık. Bunların son örneklerinden biri de yeni Mercedes E-Serisi. Evet beşinci nesliyle 2016’da satılmaya başlanan Mercedes E-Serisi’nden bahsediyorum. Bu ay automagg dergisine gelen en iddialı otomobil olan yeni E 220 d’yi denemek bana düştü. Aslında bu bilinçli bir tercihti diyebilirim. Çok merak ettiğim bu otomobili kullanmak istediğimden dergiye geldiğinde hemen anahtarını kapıverdim. Yeni E-Serisi birçok farklı motor seçeneğine sahip ancak Mercedes yetkilileri Türkiye’de çok ilgi göreceğini düşünürsek E 220 d modelini teste çıkarmışlar. Bu düşüncelerinde de çok haksız sayılmazlar. Türkiye’de vergi sistemindeki sıkıntılardan dolayı genelde küçük hacimli motorlar tercih edildiği için 2.0 litrelik yeni 192 beygir gücündeki dizel motora sahip E 220 d sınıfının iddialı modellerinden biri olacağa benziyor. C-Serisi’nde kullanılan 1.6 lt dizel motor henüz E-Serisi’nde kullanılmadığı için bizim kullandığımız 400 Nm’ye torka sahip yeni makine çok ilgi göreceğe benziyor. Tamamen yeni bir dış tasarıma ve iç mekâna sahip olan yeni E-Serisi, markanın güncel çizgilerine sadık kalıyor. Hatırlayacaksınız güncel C-Serisi ilk çıktığı zaman bebek S-Serisi yakıştırmasını almıştı. Yeni E-Serisi’ne de kolaylıkla ortanca S-Serisi diyebiliriz. Hem tasarım hem de teknolojik özellikleri açısından S-Serisi’nden izler taşıyan yeni E-Serisi, C-Serisi’nden farklı olarak iç mekân tasarımı anlamında da S-Serisi’ne yaklaşıyor. İki büyük dijital ekrandan oluşan ön kısım ilk bakışta S-Serisi’ni hatırlatıyor. Yeni Mercedes Command sistemine ev sahipliği yapam ortadaki büyük ekran, özellikle gece sürüşlerinde göze çok hoş görünüyor. İnsan kendisini konsept bir otomobilin içinde gibi hissediyor. Sistem eskisine oranla çok daha iyi çalışıyor. Diğer markalarda vites kolunun olduğu yerde yer alan touch pad sayesinde bu ekrandaki bilgileri kontrol edebiliyorsunuz. Tamamen dijital tasarlanmış gösterge tablosu da S-Serisi’ni hatırlatıyor. Şık tasarlanmış bu ekran artık bu sınıfın olmazsa olmazlarından biri haline geldi. Üst sınıf bir Mercedes’in iç mekânında kalite ve işçilikle ilgili bir sıkıntı yaşanmayalı çok uzun zaman geçti. Doğal olarak 2016 yılında satışa sunulmuş bir E-Serisi’nde de bu tarz problemler yok. Problem olmadığı gibi sınıf standartlarını belirleyen bir kalite algısıyla karşı karşıyayız. İç mekân genişliği ve Mercedes’in alışılmış süspansiyon konforu sadece S-Serisi değil yeni E-Serisi’de şoförlü makam aracı olarak kullanılabilir hissi yaratıyor. Test aracımızda 192 beygir güç ve 400 Nm tork üreten yeni bir dizel makine olduğunu söylemiştim. Dizel güç ünitesi, 1680 kg ağırlığındaki E-Serisi’ni 0’dan 100 km/s hıza 7.3 saniyede ulaştırıyor. Şaşırtıcı değil mi? 10 sene önce ateşli GTI’ların bile zor ulaştığı bu hızlanma sürelerine günümüzde...

Devamını Oku