“Gönüllerin Şampiyonu” olmak çok daha değerliydi

Automagg’daki ilk yazımda Mercedes E 180’den bahsetmiştik. Bu kez gerilere gidelim istedim. Motorsporlarına nasıl adım attım, nasıl ilerledim paylaşmak istiyorum. Belki genç arkadaşlara bir örnek olur.  Çoğu erkek çocuk gibi otomobillere ciddi bir ilgim vardı. Yıllar geçtikçe giderek büyüyen bu ilgi beni otomobil sporlarına yöneltti. Murat Kaçar gibi o dönemin ünlü Bursalı pilotları da hevesimi artırıyordu.

Serkan_Yazici_1

Spora başlamak için ehliyetimi alana kadar adeta gün saydım. Ehliyet problemini hallettikten sonra sıra otomobil bulmaya gelmişti. Dedemi zorla ikna ederek onun Murat 131 Doğan’ıyla Mudanya Tırmanma yarışında ilk startımı aldım. İlk yarışta elde ettiğim birincilikle, bu işi yapabileceğimi hem kendime hem de yakın çevreme ispat etmiş oldum. Kariyerimin ilk yıllarında daha çok tırmanma ve rallikros yarışlarında mücadele ettim. 1991 yılında Ali Deveci’den satın aldığım Opel Manta ile birçok yarışa girdim. Profesyonelce hazırlanmış bu otomobille kendimi camiaya tanıtmayı başardığımı düşünüyorum. Daha sonra belli dönemlerde ara vererek 1996 yılına kadar geldik. O yıl Türkiye Tırmanma Şampiyonası Kategori 3 birinciliğini elde ederek ilk resmi şampiyonluğumu kazandım. Motorsporları ile çok erken tanışsam da rallilere ciddi anlamda katılımım biraz geç oldu. 1997 yılında Opel’den gelen teklifle Türkiye Ralli Şampiyonası’nda mücadele etmeye başladım. 1999 yılında da İngiltere’de Peugeot 106 Challenge’a katıldım. O dönemde Türkiye’nin en iyi takımı Team Atakan’dı. Gerek İskender Atakan’ın yarıştığı zaman gerekse de Volkan Işık’la birlikte hem yurtiçinde hem de yurtdışında birçok başarıya imza atmışlardı. Her pilot gibi benim de hedefim Team Atakan’da yarışmaktı. Bu isteğimi de defalarca İskender Atakan’la paylaşmıştım. 2000 yılında Volkan Işık’ın takımdan ayrılmasıyla bana sürpriz bir teklif geldi ve kariyerimde adeta dönüm noktası oldu. O zamana kadar sadece yedi rallide start almama rağmen Dünya Ralli Şampiyonası’nda dönemin en gözde otomobili Toyota Corolla WRC’yi kullanacaktım. Galeri_serkan_2 Bu genç bir pilot için rüya gibi bir olaydı. Erkan Bodur gibi deneyimli ve başarılı bir co-pilot sağ koltuğuma oturtulmuş, geçmişi başarılarla dolu deneyimli bir ekibin tüm imkânları da benim için seferber edilmişti. Dünya Ralli Şampiyonası için çok tecrübesiz olsam da bana güvenenleri mahcup etmediğimi düşünüyorum. 33 puan toplayarak WRC FIA Teams Cup’ta üçüncü olmayı başardık. Tabii o yıl sadece dünyada değil Türkiye’de de şampiyona kovaladık. Keyifli bir sezondan sonra ilk Türkiye Ralli Şampiyonluğumu 2000’de kazandım. Team Atakan, 2001’de Teams Cup’da yarışmama kararı aldı ve sadece Türkiye Ralli Şampiyonası’nda mücadele ettik. O yıl da şampiyon olmayı başardık. Team Atakan’dan ayrıldıktan sonra kendi takımımı kurmak istedim ama bu sadece yarışan bir takım olmayacaktı. Belli bir hedefe doğru ilerlemeliydi, sosyal bir mesajı da bulunmalıydı. Team Taksi, yeterli sponsorluk desteği bulunabildiği takdirde, sürücülük yeteneklerini geliştiren, taksi şoförlerinden dünya çapında pilot yaratılmasının amaçlandığı bir organizasyondu. Uluslararası motorsporları platformunda büyük başarıya imza atabilecek bir Türk takımı yaratmayı amaçladık. Tüm şoförlerin bir araya geldiği bir platformla motorsporlarının Türkiye’de gelişimi için de çalışmalar yapmayı hedefliyorduk. Fakat Türkiye’de sponsorluk henüz gelişmemiş bir hadise. Projemiz dünya çapında bir ilk olsa da gereken desteği maalesef göremedik. Sportif anlamdaysa başarılı bir sezon geçirdik ama son yarışlarda yaşadığımız şansızlıklarla şampiyonluğu elde edemedik. Beklentilerimizi gerçekleştiremedik ama Team Taksi projesi, özellikle motorsporları tutkunları ve basınla bütünleştiğimiz bir organizasyon oldu. O sezon sonunda yarış severler arasında “Gönüllerin Şampiyonu” gibi bir söylem oluştu ki, bu bizim için üçüncü bir şampiyonluktan çok daha değerliydi. 2003 yılında Ford Rallye Sport Turkey’den bir teklif aldım. Focus WRC ile yarışma teklifine hayır demek oldukça zordu. O yıl şansız bir sezon geçirdik ve şampiyon olamadık ama ertesi sezon üçüncü şampiyonluğumu Ford ile elde ettim. Galeri_serkan_1Hyundai Assan Motorsports, 2005 yılında parkurlara oldukça iddialı bir giriş yapmayı hedefliyordu. Bu nedenle geniş bir takım kurdular. Benim haricimde Ali Deveci ve Ömer Tolon gibi önemli pilotlar da takımda yer alıyordu. Hyundai Accent WRC ile şansız bir sezon açılışı yaptık. Mekanik problemlere ilk yarışlardan sonuç alamasak da Yeşil Bursa Rallisi birinciliği ile moralimiz yerine geldi. Sezonun ikinci yarısında rekabete dâhil olduk ve son yarış olan Kocaeli Rallisi’ne şampiyonluk şansımızı sürdürerek başladık. Fakat yarışta yaşanan talihsiz bir kaza ile takım olarak mücadeleden çekilme kararı aldık ve dördüncü şampiyonluğumuzu bir başka sezona bıraktık.
Benim hedefim hep yurtdışında yarışmak, Türk bayrağını dünyada dalgalandırmak oldu. Fakat bu ciddi bir bütçe gerektiriyordu. Ford takımındayken, Dünya Ralli Şampiyonası’na dâhil 2004 Rally of Turkey’de genel klasman dokuzuncusu olmayı başardık. 2005 sezonu için Ford WRC takımından önemli bir teklif geldi. Eğer 1 milyon dolar gibi bir bütçe katkısı yapabilirsek, Dünya Ralli Şampiyonası’nda Ford pilotu olarak yarışacaktım. Sponsor desteği bulunamadığı için bu önemli fırsatı kaçırmak bende bir kırgınlık yarattı. Birçok uluslararası markamız olmasına rağmen bu kadar önemli bir organizasyonda bir Türk pilot yarıştırmak için bütçe bulamıyor olmak çok üzücüydü. Daha sonra transfer olduğum Hyundai takımı da 2005 sezonu sonunda kapanınca motorsporlarından uzaklaştım. Çünkü yarışırken hayatınızı ortaya koyarak bir şeyler başarmaya çalışıyorsunuz ama insanların motorsporlarına bakış açısı hâlâ fazla sığ. 2005 ve 2006’da değil yarışmak hiçbir motorsporları aktivitesini seyretmeye bile gitmedim, TV’den dahi izlemedim. Fakat o dönemde camiada bir grup “Serkan Yazıcı geri dönsün” gibi bir kampanya başlattı. O zaman anladım ki, benim bu spora kırgın olmaya hakkım yok. 2008 yılında Volkan Işık’ın önderliğinde Lassa Rally Team ile tekrar parkurlara geri döndüm. İki yıl uzak kalmış olsam da başarılı bir sezon geçirdik ve dördüncü şampiyonluğum Lassa ile birlikte geldi. Bu projede beni heyecanlandıran, aynı zamanda yarış lastiği de geliştiriyor olmamızdı ki, bu da Türkiye’de bir ilkti. 2009’da yine aynı takımla sadece İtalya Ralli Şampiyonası’nda yarıştık. 2010’da Atlasjet ve Ströer’in sponsorluklarıyla yeni bir oluşuma imza attık ve Fiat Grande Punto Super 2000’le Türkiye Ralli Şampiyonası’nı kovaladık.Galeri_serkan_4 2011’de de aynı takımla devam etmeyi planlıyorduk ama ilk yarış sonrasında sponsorumla anlaşamadık. Açıkçası artık yeniden yarışmayı düşünmüyorum. Ama motorsporlarından kopmuş değilim. Son federasyon başkanlığı seçimlerinde benim de adım geçti ama seçime çok az kalmıştı. Hazırlanmak için yeterli bir zamanım olmadı. İleriki dönemde yönetimde de olmayı planlıyorum. Automagg’dan gelişmeleri hep birlikte paylaşacağız. Kariyerimde mutlaka anlaşmazlıklar oldu ama kimseye kırgın değilim. Bu güzel anıları ve şampiyonlukları bana yaşattıkları için tüm takım, sponsor, direktor ve mekaniklere teşekkürlerimi iletiyorum. Hepsi sağolsun…

(Visited 70 times, 1 visits today)

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş

Yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir