Hyundai’nin kompakt sınıfa hediyesi: i30

Geç de olsa ikinci nesil Hyundai i30 ile birlikteyiz. 2012 yılında satışa sunulan ve Koreli markanın kompakt sınıftaki prestijini artırarak en iyiler ligine girmesini sağlayan bu otomobili daha önce de kullanmış, çok beğenmiştim. automagg’a start verince sürüş için ilk almak istediğim otomobillerden biri oldu. Neden mi? Nedenine geleceğiz…

HYUNDAI i30

HYUNDAI i30

Önce Hyundai nereden nereye geldi ona bir bakalım. 1947 yılında bir inşaat şirketi olarak kurulan Hyundai’nin motorlu araçlara yönelimi 1967 yılında oldu. Yani 100 yılı devirmiş rakipleri arasında oldukça genç bir marka. Dergilerde ilk yazmaya başladığım yıllarda kötü otomobilleriyle ünlüydü. Daha doğrusu kötü demek abartılı olur, ucuz fiyatının karşılığını veren ama basit otomobiller diyelim. O dönemde daha 25 yaşında genç bir delikanlı olan Koreli markanın bendeki imajı yakın zamana kadar öyle kaldı. İki-üç yıl evvel Kore’deki Ar-Ge merkezini ziyaret ettiğimde hayretler içerisinde kalmıştım ama hâlâ tam olarak uyanamamışım demek ki… Bu arada sadece Kore’de değil; Almanya, Japonya, Amerika ve Hindistan gibi ülkelerde de araştırma-geliştirme merkezleri bulunuyor. Kısaca, 90’ların başında kullandığım Excel’den i30’a gelene kadar sadece 20 yıl gibi bir zaman geçti ama Hyundai bu arada çağ üstüne çağ atladı. Şimdiyse asırlık markaları kıskandıracak ürünlere imza atıyor. Koreli marka, bir önceki nesil modellerinde de yükselişini hissettirmeye başlamıştı ama hâlâ en iyilerle rekabet edecek kadar olgun değildi. 2012’de pazara sunulan güncel i30 ise rahatlıkla VW Golf ile karşılaştırılabilir, muhtemelen bazı displinlerde rakibini dize de getirecektir.
Hyundai i30 pazara çok yakın zamanda sunulmadığı için zaten pek çok dergi ve sitede kritiklerini okuduğunuzu varsayıyorum. Zaten yollarda da bolca mevcut, o yüzden tasarımı şöyle, bu motor seçenekleri var gibi detaylara girmeyeceğim. Sadece çok beğendiğim bir model olduğundan bir de ben anlatayım istedim, yoksa içimde kalacaktı. Belki Hyundai’ciler bu yorumlarıma kızacaktır ama 10 yıl önce asla satın almayacağım ilk beş markanın zirvesinde Hyundai yer alıyordu. Şimdi nasıl i30 alırım onun planlarını kuruyorum. Peki, neden bu kadar başarılı buluyorum bu otomobili? Detaylar aşağıda:

HYUNDAI i30

HYUNDAI i30

BİRİNCİ SINIF SÜSPANSİYON
i30’un en beğendiğim yanı süspansiyonu. Bir dönem arkası çok zıplıyor, içim dışına çıkıyor diye Accent taksilere bile binmeyen ben, bugün yazdıklarıma inanamıyorum ama i30 sonuna kadar hak ediyor. İlk nesil i30’un pazara sunulduğu sırada, Hyundai belli konularda ön plana çıkmak istedi. Yol tutuş bunlardan biriydi. Bu isteklerini başardılar ama ilk nesil i30 bence bir aile için fazla sertti. En sıradan otomobilin süspansiyonunu bile sertleştirirseniz, yol tutuş nispeten daha iyi hale gelir. Ama çare bu değil tabii ki. Gerçek mühendislik, bunu konfordan da ödün vermeden yapabilmeyi gerektirir. Sonuçta spor bir otomobil değil altımızdaki. Yeni i30’da ise dengeyi inanılmaz kurmuşlar. Kompakt değil sanki üst orta sınıf bir otomobil kullanıyorsunuz hissi yaratıyor. Otobandaki yol dalgalanmalarında bir Amerikan otomobili gibi yumuşakça yaylanırken, iş viraja girmeye gelince de izinden sapmıyor. Üstelik sağa sola yatıp tedirginlik de yaratmıyor. Eskiden iyi yol tutan otomobillere tren gibi derdik. i30 da aynen tren gibi. Önü nereye giderse arkası da onu takip ediyor. Çoğu zaman ESP devreye girme ihtiyacı bile hissetmiyor. Arkada çok kollu süspansiyona sahip otomobilin konfor/güvenlik oranı en üst sınırda. Süspansiyonun bir diğer başarılı tarafı sessiz çalışması. Ülkemizin bozuk yollarında dahi sükunetini koruyor. Hyundai i30, bu tok yapısıyla kesinlikle Alman otomobillerinin klasmanında. Biraz evvel Almanya’da da Ar-Ge merkezi mi var demiştik? Sürüş özelliklerinden bahsetmişken direksiyonu da unutmamak gerekli. Flex Steer direksiyon sisteminin üç farklı sürüş modu bulunuyor. Direksiyon hassasiyetini dilediğiniz ayarlara getirebiliyor olmak çok keyifli. Gerçi ben hep spor modu kullandım. Sert direksiyonları oldum olası severim…

ÇİFT KAVRAMA GEREKLİ
Kullandığım i30, dizel bir motora ve altı ileri otomatik şanzımana sahipti. Konvansiyonel otomatik şanzıman görevini başarıyla yapıyor, vites değişimleri yumuşak. Bunun yanında klasik dezavantajları da mevcut. 128 HP’lik motorun performansından az da olsa çaldığı gibi yakıt tüketimini de artırıyor. Aslında fabrika verilerine bakıldığında durum pek de öyle görünmüyor. Örneğin manuel şanzımanlı i30 CRDi 0-100 km/s hızlanmasını 10.7 sn’de tamamlarken, otomatik versiyon 11.7 sn’ye ihtiyaç duyuyor. Yakıt tüketiminde de 100 km’de ortalama 1.2 lt fark ediyor. Ama pratikte, direksiyon başında hissedilen fark daha fazla. Koreli markanın DCT adında çift kavramalı bir şanzımanı var aslında. Ama şimdilik benzinli modellerde sunuluyor. Hatta kardeşi Kia cee’d’in DCT şanzımanlı versiyonu ülkemizde de satılıyor. Bence, i30 dizel versiyonlarında da DCT şanzımana kavuştuğunda Golf gibi rakiplerin uykularını daha fazla kaçıracak. 260 Nm tork üreten dizel motor, mevcut şanzımanıyla da yeterli performansı sunuyor aslında. Yakıt tüketimi 5.5 lt/100 km olarak verilse de biz 7.3 lt/100 km’nin altına inemedik. Örnek vermek gerekirse çift kavramalı EDC şanzımana sahip bir Megane, aynı motorlu manuel kardeşinden daha az yakıyor. Golf’te de durum çok farklı değil. Bu veriler ışığında i30’un acil olarak DCT şanzımana ihtiyacı var diyebiliriz.

HYUNDAI i30

HYUNDAI i30

FİYAT/DONANIM ORANI BAŞARILI
Test otomobilimiz Elite donanım paketine sahipti. Bu nedenle fiyatı 64 bin TL’ye kadar çıkıyor. Golf’ün en donanımlı TDI DSG versiyonuysa 74 bin 200 TL. Yeni VW Golf’ün başarısı malum ama aradaki 10 bin TL de önemli bir miktar. Üstelik i30 eksiksiz bir donanıma sahip. Geri görüş kamerasından panaromik cam tavana, elektrikli sürücü koltuğundan elektronik park frenine kadar her şey düşünülmüş. Bunun yanında Style donanım paketi de o kadar güçlü ki, Elite’e ne gerek var dedirtebiliyor. ESP’den perde hava yastıklarına kadar iki versiyonda da güvenlik donanımı eksiksiz. Elite sadece sürücü diz hava yastığını ekstra olarak sunuyor. Kısaca 58 bin TL’ye Style versiyonu da alınsa çift bölgeli otomatik klimadan hız sabitleyiciye kadar zengin donanımlı bir otomobile sahip olabiliyorsunuz. i30, donanımıyla konforu artırdığı gibi sessizlik, kabin genişliği gibi konularda da çok başarılı. Sadece cam tasarımı nedeniyle arka koltukta oturanlar biraz klostrofobik hissedebiliyor.378 lt’den 1316 lt’ye kadar genişletilebilen bagaj hacmi de oldukça yeterli.

AUTOMAGG KARARI
i30’un kompakt sınıfın en başarılı oyuncularından biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Gözünüz kapalı olarak içine binseniz, kendinizi kesinlikle bir Alman otomobilinde hissedersiniz. Süspansiyonu, tok yapısı, sessizliği, zengin donanımı, yol tutuş ve sürüş hissi gerçekten çok başarılı. Performans da yeterince iyi. Yakıt tüketimi tatmin edici olsa da kontrol altında tutmak biraz hüner gerektiriyor. Dizel motor-otomatik şanzıman birlikteliği birçok markayı kıskandıracak şekilde olsa da Hyundai’nin elinde bu teknoloji olduğu için çift kavramalı şanzıman şart diyoruz. İşte o zaman i30’un eline su dökmek neredeyse imkânsız olacaktır.
Mert YILMAZ

TEKNİK ÖZELLİKLER
Model: Hyundai i30 CRDi Elite
Fiyat: 64.000 TL
Motor: 1582 cc, dört silindir, DOHC, 16V, turbo dizel
Güç: 128 HP 4000 d/d
Tork: 260 Nm 1900-2750 d/d
0-100 km/s: 11.7 sn
Maksimum hız: 190 km/s
Şanzıman: 6 ileri otomatik
Yakıt tüketimi: 5.5 lt/100 km
Emisyon: 145 g/km
Ağırlık: 1385 kg
Bagaj hacmi: 378/1316 lt

(Visited 78 times, 1 visits today)

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş

Yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir