Ateşli minik otomobil: Renault 5

Bazı insanlar yaşadıkları hayatta çevresinin kendilerine taktığı sıfatlarla yaşar ve zamanla o sıfat, insanı tarif eden en güzel ‘lakap’ olur. Mesleki sıfatlar haricindekilerden bahsediyorum. Evet mimarım ama sadece işteyken veya şantiyede koştururken… Onun dışında, aile içinde ya da arkadaş çevremde tam bir otomobil delisi, hastası gibi sıfatlandırılıyorum. Aslında ben sadece otomobillere biraz fazla meyilli, sıradan biriyim. Evet eski otomobilleri gizli gizli satın aldığım doğru.

Renault5_3

Evin içinde hatırı sayılır sayıda modelim olduğu da. Hatta dergilerin sayısını bilmediğim ama hepsinin katı kurallar dahilinde evde tuttuğum da gerçek. Arkadaşlarım bana hediye almakta hiç zorluk çekmiyor. Sadece model ve ebat belirtmem yeterli. Hal böyle olunca arada sırada otomobillerle ilgili yazı da yazmaya başladım. Bu da onlardan biri, umarım beğenirsiniz…

Renault5_1

Renault, daha önce Dauphne ve 4 modellerinden edindiği tecrübelerini yeni modellere aktarmakta büyük ustalık sergiledi. Fransız marka için küçük otomobil tecrübesi doruklara çıkmak üzereyken, deneyimlerinin tamamını yansıtan ‘5’ modeli 1972 yılında ortaya çıktı. Orijinali üç kapılı olarak doğan araç ilk çıktığı yıl Fransa otomobil piyasasının yüzde 5’ini ele geçirdi. Üzerinde birçok yenilik taşıyan bu model, esas olarak plastik tamponların gövdeye adaptasyonuyla öne çıkıyordu. Bunun haricinde inanılmaz basit (vites kolu bile direk göğüsten içeri giriyordu) alt yapı ve düzeneği sayesinde her yerde kullanılabiliyordu. R5, beş kapılı modelin yanında sedan formunda bile sunulmasına rağmen akıllarda hep üç kapılı versiyonuyla kaldı. İlk tanıtıldığında diğer modellere göre daha tümleşik ve bütün görünüyordu. Çelik tamponlar yerine kullanılan plastik tamponlar daha endüstriyel ve teknolojik bir görünüme sahipti. En önemlisi ise güvenlik açısından önemli bir adım atılmıştı. 1973 yılındaki petrol krizinde yakıt cimriliği sayesinde Avrupa’nın en çok tercih edilen modeli oldu. Bu zirve ambargosu Avrupa’da tam 10 yıl sürdü.

Renault5_2

Hayatı boyunca 5 milyon 325 bin adet üretilen model, üç kapılı otomobillerin hem çok popüler hem de çok satabileceğine en iyi örnektir. Biliyorsunuz, kült modeller MINI ve VW Beetle da üç kapılı ve uzun süre best seller olmuşlardır. Renault 5 de bunlardan biri. Birçok model geliştiren Renault, 5 için fazla üretken davranmadı. 4 modelinde olduğu gibi çiftçileri ve küçük esnafı düşünmek yerine yeni nesil şehirli çalışanları hedef aldı. Bunda da çok başarılı oldu. Modelde neredeyse hiç değişiklik yapılmadı. Sadece yaşı ilerlediği için bir kez yenilenen araç (1984), 1996 yılına kadar üretildi. Petrol krizi geçip yeni neslin istekleri artınca, yenilenen gövdeyle birlikte GT Turbo modeli de sunuldu. Phase 1 ve phase 2 olarak üretilen bu otomobil, küçük değişikliklerle 1991 yılına kadar hayatta kaldı ve yerini Clio’nun sporcularına bıraktı.
Ben de uzun süredir internette satılık olan ve Türkiye’de nadir bulunan 1985 model phase 1 Renault 5 GT Turbo’yu sonunda dayanamayıp aldım. Ailem artık normal olmadığıma kanaat getirdiğinden fazla itiraz etmedi.

Renault5_4

Hatta iş ortağım hanım olmasına karşı neredeyse benden habersiz aracı alıp kapının önüne koyacaktı. Eşime durumu anlatmakta bayağı güçlük çeksem de sonunda o da durumu kabullenip pek itiraz etmedi.
Gelelim benim güzel küçük oyuncağıma… 1985 doğumlu ufaklık, Renault için pek de yabancı olmayan 1.4 litre hacminde bir turbo motora sahip. Karbüratörle beslenen araç 850 kilogram ağırlığının avantajlarını en iyi şekilde kullanarak 7.5 saniyede 100 km/s hıza çıkabiliyor. Küçük motoru sakin kullanımda az yakıp, gazlandığında yeterli gücü sağlıyor. Emniyet kaygılarını bir kenara bırakırsak, bu küçük araç tam şehir içi kullanımına uygun bir hatchback diyebiliriz.

Renault5_5

Mavi Renault 5’im için güç, hızlanma gibi kriterler şu an pek gerçekçi değil. Çünkü otomobile geçmişte bayağı eziyet edilmiş hatta birkaç kez kazaya karışmış. Parçaları hiç 5 milyon üzerinde üretilmiş bir model gibi değil çünkü Türkiye’de bulmak imkânsız gibi bir şey. Neyse ki, internet icadı ve dayanılmaz alışveriş-araştırma çılgınlığı parçaları bulmamı sağlıyor. İnternette üye olduğum İngiliz sitelerde yardımcı olacak birçok kullanıcı var. Parça tedariği, İngiltere’de yaşayan can dostum tarafından sağlandığına göre aracı almakta çok büyük bir ikilem yaşamadım. Çünkü uzun süredir yakından takip ettiğim yabancı sitelerde pistlerde kullanım için genellikle Peugeot 205 GTi, Volkswagen Golf, Renault Clio gibi uygun fiyatlı, parçası bol araçlar kullanıyorlar. İstanbul Park ‘halka’ açılalı bana da bu hayali gerçekleştirme fırsatı doğdu.

Renault5_6

Sahip olduğum 205 GTi piste çıkarılamayacak kadar orijinal, Fuego ise fazla nadir olunca geriye tek bir opsiyon kalmıştı: Türkiye’de olmayan fakat yurtdışında oyuncak gibi oynanan ve pistlerin tozunu atan yeni bir ‘eski’ almak… İngiltere ve Fransa’da pist kullanımı için hazırlanan araçlara olan özlemimi bununla gerçekleştirecektim. Bu otomobili alıp gerekli parçaları değiştirip, güçlendirecek ve piste çıkacaktım. Şimdilik sadece satın alıp genel bakımlarını yaptırsam da projelendirmek için geceleri interneti didik didik ediyorum. Buradan sizlerle deneyimlerimi paylaşıp, evimin bahçesinde gerçekleştirmeye çalıştığım hayalime ortak etmeye çalışacağım. Türkiye’de sıradan bir otomobile bile bakım yaptırmak zorken, ustalara derdimi anlatıp istediklerimi gerçekleştirirsem ne mutlu bana. Aranızda bu işlere ilgi duyup eskiden gençlik hayallerini süsleyen bir araca sahip olmak isteyen olursa, belki benden ilham alıp yapmak ister. Sizlerle bir küçük tamir çantasıyla yaptığım (kendim için çok büyük başarı saysam da) küçük işleri paylaşacağım. Fotoğraflar çekerek yaptığım işleri sizlere aktarma için çaba sarf edeceğim ve ‘Do it myself’ tadında bir seri hazırlamaya çalışacağım…

Renault5_7

(Visited 577 times, 1 visits today)

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş