Bir bütün olarak rakipsiz: VW Golf

Volkswagen Golf hakkında yazı yazmadan önce düşündüm de üçüncü nesilden itibaren bütün modelleri test için almış ve yazmışım. Biraz hırpalanmış bir örnek olsa da ikinci nesli kullanmaya da fırsat buldum. Direksiyonuna geçmediğim tek Golf, 74-83 yılları üretilen ilk versiyon ama ona da bindim. (19 EYLÜL 2013)

VW GOLF

VW GOLF

Kısaca şanslıyım ki, deneyimimin olmadığı hiçbir Golf gövdesi yok. Ya da hatchback Golf gövdesi dersek daha doğru olacak. Golf III’ten beri daha iyi biliyorum ki, her yeni versiyon pazara sunulduğunda kompakt sınıfın zirvesine yerleşmiştir. Kadett, Astra, Escort, Focus, R19, Megane, 306, 307, 308 (daha fazla uzatmayayım) gibi modeller dönem dönem Golf’e yaklaşsalar da bir türlü galibiyet golünü atamadılar. Bu hem benim izlenimin hem de uzun yıllardır yabancı dergilerdeki karşılaştırmalar ısrarla bunu söylüyor. Almanlar boşuna kompakt sınıfa Golf segmenti demiyor yani. Bu arada diğer modellere haksızlık olmasın, belli disiplinlerde Golf’ü alt ediyorlar ama VW temsilcisi hep bir adım öne çıkmayı başarıyor. Peki, bunun sihri ne? Yedinci nesli biraz geç de olsa kullanınca bir kez daha aynı kanıya vardım. Otomobilin bütünü iyi, tek sihri bu. Her disiplinde en üstte değil belki ama paketin tamamını ele aldığınızda kusursuz bir birleşim ortaya çıkıyor. Daha az yakan, daha iyi yol tutan, daha fazla sürüş zevki olan hatta daha konforlu rakipleri olabilir ama Golf demek tüm bunları ortalamanın üstünde başarıp, genel paketi rakiplerinin üstüne çıkarmak demek. Bunu şöyle de tarif edebiliriz, bir ralli düşünün, pilotumuz birçok etapta en iyi zamanı yapıyor ama bir etap var ki orada zaman kaybediyor ve yarışı kazanamıyor. Golf, bütün etaplarda ikinci bile olsa (ki öyle değil) yarışı kazanan istikrarlı pilotlara benziyor. Şu da doğru bir tanımlama olabilir, Golf bir ralliyi etap etap görmüyor, hatta tek bir ralliyi de hedeflemiyor. O şampiyonada en fazla puanı toplamaya odaklanmış bir savaşçı. Otomobilin kimliğini tasarımda da çok iyi gözlemleyebiliyoruz. Örneğin Opel Astra F’den itibaren bakın, güncel modelle hiçbir tasarım benzerliği var mı? Astra F’ye kadar geri gitmeye bile gerek yok. H ve J arasındaki tasarım benzerliği sıfır. Güncel versiyonu Toyota logolarıyla donatsanız, birçok kişi kanabilir. Ama Golf’e Peugeot amblemi koyduğunuzda otomobilden anlamayan biri bile onun Fransız aslanı olmadığını kolayca anlar. Yanlış anlaşılmasın derdim Opel’i yermek değil. Kompakt sınıfta mücadele eden Renault, Ford, Citroen, Peugeot ve Uzakdoğulular dahil olmak üzere diğerlerinin tamamı için geçerli bu. Bir önceki Megane’la şimdiki arasında bir uyum var mı? Ya da eski i30 ile güncel versiyon benziyor mu? Kocaman bir hayır. Benzemek zorunda mı peki? Tabii ki değil ama bence her otomobilin bir kişiliği olmalı. Bir-iki yılda bir marka ve model kimliğini yenilemek, eskisi başarısız oldu demek anlamına geliyor.
Dediğim gibi site yeni olduğu için yedinci nesil Golf’ü geç kullandım. O nedenle tek tek her özelliği hakkında yorum yapacak değilim. Zaten tahmin ediyorum otomobilin geneli ile ilgili birçok bilgiyi daha önce okumuşsunuzdur. Ben sadece kullandığım versiyon hakkında izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

VW GOLF

VW GOLF

Benzinli motorları sevdiğimi her fırsatta yineliyorum. O nedenle TSI’lar hakkındaki fikirlerim de her zaman olumlu olmuştur. Bir Golf satın alacak olsam arkasında TDI yazmayacağına eminim. O nedenle ilk kullandığım yedinci nesil Golf’ün merak ettiğim bir motor seçeneği olması hoşuma gitti. Merak ediyordum çünkü iki silindirle yol alabiliyordu. Kendimi benzinli motorla az yakma profesörü olarak gördüğüm için denemem şarttı. ACT adı verilen aktif silindir yönetimi, 140 HP’lik 1.4 TSI BlueMotion ile birlikte sunuluyor. Bu tip sistemleri V8’ler gibi büyük hacimli motorlarda görmüştük ama deaktivasyon sisteminin dört silindirli bir motorda kullanıldığı ilk seri üretim model olma unvanı Golf’ün oluyor. Kullanım sırasında hızınız 130 km/s’nin altında, motor devri 1250 d/d ila 4000 d/d arasında olduğu zaman gösterge tablosunda iki silindirle yol aldğınızı görebiliyorsunuz. Aynı zamanda 250 Nm’lik torkun 100 Nm’sinden daha azı talep edildiği sırada da TSI motor, 2 ve 3 numaralı silindirleri kapatıyor. Bu, çok hızlı çalışan eksantrik mili kaydırıcılarıyla gerçekleşiyor ve aynı anda 2 ve 3 numaralı silindire yönlendirilen yakıt enjeksiyonu ve ateşleme kesiliyor. Tekrar ihtiyaç olması durumunda, sadece 11 milisaniye içinde (krank milinin 1.5 turu yeterli) ilgili silindirler sarsıntısız ve hissetirmeden devreye giriyor. Son derece hızlı bir şekilde gerçekleşen bu işlem, tek bir motordan iki farklı kullanım tarzına hitap edebilen değişken bir karakter ortaya çıkarıyor. Peki, performans mı istiyorsunuz? O zaman 212 km/s maksimum hıza ulaşabilen, 0-100 km/s hızlanmasını 8.4 sn’de tamamlayan hızlı bir otomobile de sahipsiniz. Yedi ileri DSG şanzımanla donatılmış otomobil, kesintisiz bir hızlanma sunarken, oldukça keyifli sürüşlere imza atabiliyor. Ama işin diğer boyutunda, tüm Yeni Golf’lerde olduğu gibi, start/stop sistemi ve fren enerjisi geri kazanımı ile donatılan 1.4 TSI ACT, 100 km’de 4.7 lt ortalama yakıtla yetiniyor. Tabii bu fabrika verisi. İki silindiri sıklıkla aktive etme gayretime rağmen böyle bir ortalama yakalamayı başaramadım. 200 küsür km boyunca, şehir içine de girerek ama yakıt tüketimi odaklı olarak kullandığım Golf, 6.1 lt/100 km’lik bir ortalama elde etti. Bu değer de 140 HP’lik benzinli bir motor ve 1290 kg’lik ağırlık için oldukça başarılı. Diğer yandan tahmin edeceğiniz gibi 140 HP’yi ara sıra kullanmak isterseniz, tüketimi de kontrol etmek olanaksızlaşıyor ve 10.0 lt/100 km’nin altına inemiyorsunuz. Aynı duyguyu 1-Serisi’nde de yaşamıştım. Yeri geldiğinde performanslı yeri geldiğinde ekonomik olabilen çift karakterli bir otomobil tam bana göre. VW’nin yeni MQB platformu üstünde yükselen Golf, gerek yol tutuşu gerekse de direksiyon hissiyle markasının genlerine sonuna kadar sadık. Süspansiyonu da birinci sınıf olduğunu hissettiriyor. Yol tutuştan ödün vermeden konforlu olabilen modellere hayranım. Öyle tok bir yapısı var ki, çukurlarda dahi anormal gürültüler gelmiyor. Golf’ün bir bütün olarak kalitesini tartışmak yersiz. Ama bu motor seçeneğinin otomobile terziyle dikilmiş gibi uyduğunu da belirtmekte fayda var. Tam çocuklu babalar için. Yalnız kaldığınızda kaçamak yapacağınız performansın yanında her zaman biliyorsunuz ki, isterseniz son derece ekonomik de olabiliyor. Tabii konfor ve güvenlik de yanında bedava…
Mert YILMAZ

TEKNİK ÖZELLİKLER
Model: VW Golf 1.4 TSI ACT BlueMotion DSG
Fiyat: 70.700 TL
Motor: 1390 cc, dört silindir, DOHC, 16V, turbo
Güç: 140 HP 4500-6000 d/d
Tork: 250 Nm 1500-3500 d/d
0-100 km/s: 8.4 sn
Maksimum hız: 212 km/s
Şanzıman: 7 ileri otomatik
Yakıt tüketimi: 4.7 lt/100 km
Emisyon: 110 g/km
Ağırlık: 1290 kg
Bagaj hacmi: 380/1270 lt

 

(Visited 26 times, 1 visits today)

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş

1 Yorum

  1. VW Golf bir çok seridir.Üretiliyor fakat benim kanımca tasarım olarak her zaman bir adım geri gidiyor.Araç tasarımı yere meğilli olarak verilen kıvrımları hayattan bezmiş bir araç gibi gösteriyor.Ayrıca yıllardır emsallerinden çok paha pahallı oluşu hak etmediği kadar istenen fonksiyornları insanların vazgeçme nedenleri arasında.Aracın bu kadar satmasının sebebine gelince kemikleşmiş bir VW sevdalılarının oluşu olsa gerek.Açıkcası bu fiyatlara bu aracı almaktansa VOLVO V40 ya da AUDİ A3 tercih ederim.Hem dinamik yapılarıyla hemde hak ettiklerini düşündüğüm fiyatlarıyla aynı zamanda en boş paketi bile bu Golf’ten daha donanımlı olur.Zaten çok kısa sürede yeni nesil adı altında çıkarılan golfler hala eski gölflerin tadını vermidiği için üretici yakında 3 yılda bir yeni nesil golf üretecek.Bence başarısız bir araç.Gidip plazada bile incelemem.

    Post a Reply

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: