Kompakt sınıfta farklı bir premium: Volvo V40 CC

Yeni yazarımız Ceren Güç, Volvo V40 Cross Country’yi yazdı ve beklediğimden de çok ilgi çekti. Hatta ciddi şekilde V40 almaya niyetlenen arkadaşları bile olmuş. İşimizin en çok bu tarafını seviyorum, insanları doğru yönlendirebiliyorsak ne mutlu. Şimdiye kadar hiç kimseden senin yüzünden bu otomobili aldım fakat çok pişmanım diye bir serzeniş duymadığıma göre başarısız sayılmayız.

VOLVO V40 CROSS COUNTRY

VOLVO V40 CROSS COUNTRY

Gelelim Volvo V40 Cross Country’yi bir de erkek gözüyle incelemeye. Ceren’den kurtarabildiğim kadarıyla ben de bol bol zaman geçirdim Volvo’yla. İlk bahsetmek istediğim, beş silindirli motorun keyfini sonuna kadar çıkarmış olduğum. Çünkü bildiğiniz gibi Volvo, dört silindirin üstünde motor yapmayacak artık. Bu nedenle belki de son kez duyuyoruz fazladan tek silindirin o müthiş sesini. Audi, Volvo ve bir dönem Fiat”ın da kullandığı beş silindirliler, farklı ve tok sesleriyle hafızamda ayrı bir yere sahip. Tabii güçleriyle de. V40’a nasıl bir performans kazandırıyor, o konuya daha sonra geleceğiz. İlk incelememiz gereken, kompakt sınıf bir otomobilde böyle bir gövdeye ihtiyaç var mı? Aslında lafı fazla uzatmaya gerek yok, bence var. Bir kere çok kaslı ve agresif görünüyor. İkincisi, 40 mm daha yüksekte oturduğunuz için SUV kullanıyor hissi yaşıyorsunuz. Kendi adıma bu tip seçeneklerin çoğalması taraftarıyım. Üstelik Volvo, bu işe sonradan girmiş bir marka değil. Hatta crossover segmentinin mucitlerinden biri sayılır. 1997’de V70 Cross Country ile başlayan bir geleneğin üzerine inşa edilen V40 CC, hem günlük hayatta hem de şehirden kaçmak istediğinizde size büyük mutlulukla eşlik ediyor. Tabii T5 AWD olan test otomobilimiz, dört tekerlekten çekişli oluşuyla daha da maceracı. Bunun yanında Cross Country versiyonları, XC’ler gibi arazi ağırlıklı modeller değil. Daha çok dinamik wagon ve hatchback modellerinin her yol koşulunda kullanılabilen çarpıcı versiyonlarından oluşuyor. Yani V40 Cross Country T5 AWD’ye sahibim her türlü araziye girerim diye düşünürseniz yanılırsınız. Volvo’nun kesinlikle böyle bir iddiası yok. Peki, standart V40 nasıl Cross Country haline gelmiş? Ön bölümde koyu, farklı renkte tampon, bal peteği şeklinde ızgara ve dik tasarımlı gündüz farları farklı detaylar arasında. Çıkıntılı, zıt renkte kapı eşikleri, entegre koruma kaplamasıyla birlikte kontrast renkli arka tampon, camların etrafındaki anodize siyah parlak çerçeve, siyah yan ayna kaplamaları ve tavanın üzerinde akıcı bir şekilde uzanan aerodinamik raylar gibi ayrıntılarla agresif bir görünüme kavuşan V40 CC, adını hak edecek bir havaya sahip.

VOLVO V40 CROSS COUNTRY

VOLVO V40 CROSS COUNTRY

Bu tip araçlardan beklentilerin biri de fonksiyonelliktir. İki parçalı, 40/60 oranında bölünmüş arka koltuklar kolayca yatırılabiliyor. Bagaj bölümüne kullanışlı, asılabilir bir yük filesi eklenebiliyor. Yumuşak güvenlik ağı opsiyon ve bunun çelik versiyonunuysa aksesuar olarak temin etmek mümkün. Bagaj bölümündeki çok yönlü ‘ek’ taban, kullanışlılığı artırıyor. Örneğin bu ek tabanı yukarı katlarsanız alışveriş çantası tutucusu oluyor. Yana katladığınızda ise en yüksek bagaj hacmini elde ederken, uzun eşyaları yüklemek için düz taban da oluşturabiliyorsunuz. Üst ve alt bagaj tabanları arasında gizli bir eşya bölümü mevcut. V40 Cross Country’nin fonksiyonelliğini artıran detaylar arasında; kol dayama yerinin altında CD’ler ve diğer küçük eşyalar için bir eşya bölmesi ve 12V’lik elektrik prizi de bulunuyor. Otomobilin birçok yerinde gizli eşya gözleri bulunuyor. Gösterge panelinin altında, ön koltuk minderleri üzerinde, ön koltuk arkalıklarında ve arka koltukların dış tarafındaki bu kullanışlı bölmeler, eşyalarınızı tamamen ortadan kaldırabiliyor. Volvo V40’ın en ilgi çekici ayrıntılarından biri ışıklandırmaya verilen önem. İç aydınlatma ‘tiyatro aydınlatması’ hissi verecek şekilde tasarlanmış ve stratejik alanları aydınlatmak için LED ışıklar kullanılıyor. Sürücü iç sıcaklığa uyum sağlayan kırmızıdan maviye bir aydınlatmayı ya da diğer yedi renk ayarından birini seçebiliyor. Ön ve arka okuma ışıklarının aydınlatma düzeyi de ayarlanabiliyor. S60’tan çok da farklı olmayan ön konsol, klasik Volvo kalitesini yansıtıyor. Yumuşak ve kaliteli materyallerden oluşan kokpit, premium bir kompakta yakışır seviyede. Orta konsolda çok buton var gibi görünse de kafa karıştırıcı değil. Ayrıca, alışık olduğumuz birçok düğme de V40’ta yer almıyor. ESP ya da patinaj önleyici sistemi yani Volvo’daki adıyla DSTC’yi kapatmak isterseniz boşuna bir buton aramayın. Çünkü birçok ayar, orta konsolun üstündeki büyük ekran üzerinden yapılıyor. Giriyorsunuz Benim V40’ım menüsüne, sürüş destek sistemlerinden iç aydınlatmaya kadar birçok ayarı yapabiliyorsunuz. Eğer böyle bir sistem olmasaydı kabin asıl o zaman buton ve düğme deryasına dönerdi. İsveçliler sadeliği çok seviyor ve işleri kolaylaştırmakta ustalar. Tüm bunları yaparken seçkinliği de korumaları ayrı bir başarı. Otomobilin ön ve arkasında kompakt sınıf bir otomobil için yeterli alan var. Donanım da çok zengin olduğu için kabinde mutsuz olmak imkansız gibi.
Volvo güvenliğinden bahsetmeyi baştan reddediyorum. Yoksa bu yazıyı harflerle doldurmam gerekir, ilkokula döneriz. Bunlardan birkaçını bile sıralasam işte böyle oluyor: Şehirde güvenlik, adaptif hız sabitleyici (ACC) yoğun trafik desteği, mesafe alarmı, tam otomatik frenli ve yaya algılama sistemli çarpışma uyarısı, sürücü dikkat kontrlü (DAC), şerit koruma yardımcısı (LKA), aktif uzun farlar (AHB), şerit değiştirme yardımcısı (LCMA), yol işareti bilgi sistemi (RSI) ve yan trafik uyarısı (CTA). Daha uzatayım mı? Volvo daha da uzatıyor ama ben abartmak istemiyorum. Sonuç olarak, hem kazaları önleme hem de olan kazada yaralanma riskini azaltma adına aklınıza ne gelirse, bazıları opsiyonel de olsa V40’ta var. Bence 25 yıl boyunca hiçbir iletişim aracı Volvo güvenliğinden bahsetmese bile Volvo ve güvenlik algısı hiç zarar görmez.

VOLVO V40 CROSS COUNTRY

VOLVO V40 CROSS COUNTRY

DÖRT TEKERLEKTEN ÇEKİŞ VE TURBO
Dört tekerlekten çekiş ve turbo denildiğinde aklıma ralliler geliyor. Bu nedenle V40 CC de 1-0 önde başlıyor benim için. 213 HP güç üreten 2.0 lt’lik beş silindirli turbo motor, 300 Nm torkuyla Cross Country’ye keyifli bir sürüş kazandırıyor. Altı ileri otomatik şanzımanla donatılmış otomobil, sport moduna getirdiğinizde iyice hassaslaşıyor ve gaz pedalı hareketlerinize anında tepki veriyor. 0-100 km/s hızlanma 7.2 sn sürüyor. Volvo mühendisleri bu otomobile boşu boşuna DSTC sistemi eklemiş, neredeyse hiç devreye girmiyor. Dört tekerlekten çekiş, motor gücünü o kadar başarılı şekilde yola aktarıyor ki, yavaş virajlarda tam gaz verseniz dahi otomobil ne önden ne de arkadan kaymadan izini koruyabiliyor. DSTC kapalı konumda ıslak bir asfalt bulursanız eğlenmek de mümkün. Arkası çok keyifli bir şekilde kayıyor ve tepkili direksiyon sistemi sayesinde kontrol tamamen sürücünün elinde kalıyor. T5’i kullanırken keşke manuel şanzımanlı olsaydı diye düşünmeden edemedim. O zaman hem motor gücü daha efektif kullanırdı hem de sportif kullanıma daha uygun olurdu. Volvo’cular duymasın (!) ama çekim yaptığımız alana giderken, kırıcı olmayan toprak bir bölgeden de geçtik. Dar yanaklı Pirelli lastikleri korumak için gazlamadık ama bir virajda bu otomobilin AWD sistemini de denemeden olmazdı. DSTC kapalı vaziyette topraktaki eğlence doruk noktaya çıkıyor. Gaza bastığınızda önce önden kayan sıkıcı dört çekerlerden değil. Arkası hemen yanınıza doğru geliyor. Bu arada ön lastikler de otomobili ileri doğru çektiği için kontrollü şekilde virajı dönmüş oluyorsunuz. Tabii eğlencenin de bir bedeli var. Volvo, beş silindirli motorun 100 km’de ortalama olarak 8.1 lt tükettiğini iddia ediyor. Çekim esnasında yaptığımız eğlenceli sürüşlerden sonra yol bilgisayarını sıfırladık ve otomobili oldukça normal bir tempoda kullandık. Buna rağmen ortalama tüketim 11.0 lt/100 km’nin altına inmedi. Bu değer gerçekten yüksek. 1.6 lt’lik versiyon sadece 33 HP daha güçsüz ama çok daha ekonomik. Eğer kışı çok sert geçen bir bölgede yaşamıyorsanız, toprak yollara girme durumunuz da yoksa AWD sistemine de ihtiyaç yok aslında. Önden çekişli, 180 HP’lik T4’ün 0-100 km/s hızlanması da 8.5 sn. Üstelik fabrika verilerine göre ortalama 2.0 lt/100 km daha az yakıyor. Pratikte bu 3.0-3.5 lt/100 km’ye çıkacaktır. Yine de söylemeden edemeyeceğim, eğim iniş kontrolü de bulunan T5 AWD çok eğlenceli. Otomobilin Premium’da 117 bin 050, Advance donanım seviyesinde 126 bin 830 TL’ye yükselen fiyatı da yukarıdaki tezimizi doğruluyor. En yüksek donanımlı Volvo V40 Cross Country T4 ise 88 bin 530 TL’ye satılıyor. Aradaki farkla ikinci el bir S40 alma imkanı var neredeyse. Sonuç olarak, Volvo V40 Cross Country, İsveçli markanın doğru yolda olduğunu bir kez daha ispatlıyor. Kullandığımız model, yakıt tüketimi dışında önemli bir eksik sunmuyordu. Cross Country’nin Powershift otomatik şanzımanlı D2 versiyonların olduğunu da belirtmek gerekli. Tabii ki böyle bir performansı yok ama yakıt tüketiminde oldukça cimri. Yani performanstan da vazgeçmeden ekonomi yapmak istiyorsanız T4, benim için en önemlisi ekonomi diyorsanız D2 en mantıklı seçim. Benim gibi birkaç performans tutkunu da T5’i seçecektir. Ne de olsa dört çeker ve turbo, genlerinde ralli ruhu var…
Mert YILMAZ

TEKNİK ÖZELLİKLER
Model: Volvo V40 Cross Country T5 AWD
Fiyat: 117.050  TL
Motor: 1984 cc, beş silindir, DOHC, 20V, turbo
Güç: 213 HP 6000 d/d
Tork: 300 Nm 2700-5000 d/d
0-100 km/s: 7.2 sn
Maksimum hız: 210 km/s
Şanzıman: 6 ileri otomatik
Yakıt tüketimi: 8.1 lt/100 km
Emisyon: 194 g/km
Ağırlık: 1624 kg
Bagaj hacmi: 324 lt

(Visited 206 times, 1 visits today)

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş

1 Yorum

  1. Güzel bir test olmuş teşekkür ederiz.İlerde benimde Volvom olmalı kendimi bildim bile hayranıyım.80 model bir VOLVO’ya binmekle başladı herşey sonrasında çok fazla binme şansım olmadı ama hep takip ederim. 😀

    Post a Reply

Yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir