Markaları zarara sokan otomobiller

Biz belki de otomobillere karşı çok duygusal bir yaklaşım içindeyiz. Sonuçta üreticiler birer ticari kuruluş ve bu işi kaba tabirle para kazanmak için yapıyorlar. Peki, bir otomobilin yüksek satış rakamlarına ulaşması ve kârlı olması için yüksek bir kaliteye sahip olması mı gerekir? Hayır, bazı modeller var ki aslında ürün olarak çok da üstün bir yanı yok, rakipleri arasında dezavantajlara sahip ama halkın çok ilgisini çekiyor, dolayısıyla da iyi satıyor.

CITROEN TRACTION AVANT

Tam tersi de olabiliyor. Üretici, rakipsiz bir araç tasarladığını düşünüyor, hakikaten de öyle, dergilerin test pilotları yere göğe sığdıramıyor ama bir şekilde satmıyor ve markaya zarar veriyor. Büyük yatırımlarla üretim bandına alınmış ama sonuçta markasını batıracak noktaya getirmiş birçok model var. İsterseniz şimdi onları derleyelim. Bakalım otomotiv endüstrisini şaşırtan bu modeller neler?

ASTON MARTIN LAGONDA

Aston Martin Lagonda (1976)
Bu uzay çağı görünümlü otomobil, garip bir şekilde en muhafazakâr İngiliz otomobil üreticilerinden birinden gelmişti. Beyefendiler için el yapımı spor otomobiller üreten Aston Martin, farklı bir yola girmeyi denemişti ve dört kapılı bir sedana imza attı. Ama bu füturistik araçta elektronik problemleri vardı. 1980’lerin sonuna kadar üretilse de ancak 645 adedi bantlardan inebildi.

AUDI A2

Audi A2 (1999)
Audi A2’nin fotoğraflarına bakarsanız şimdi bile çekici olduğunu görürsünüz. Küçük ve manevra kabiliyeti yüksek olan, aerodinamik olarak verimli ve rahatça dört kişinin yolculuk edebileceği, hafif alüminyum gövdeli bir otomobilden hoşlanmamak için neden sıralamak zor olabilir. Sürüş kalitesi de oldukça yüksekti ama en büyük sorun pahalı üretim maliyetleri nedeniyle fiyatının ulaştığı noktaydı. Aynı paraya daha hızlı ve daha büyük bir otomobile sahip olabiliyordunuz.

CITROEN C6

Citroen C6 (2005)
Citroen, yıllar içinde inanılmaz derecede farklı görünen birçok otomobil üretti. Bunların arasında günümüzde tanrıça olarak adlandırılan DS de vardı. Ama günümüzde işler öyle yürümüyor. Maalesef aynı parayla bir BMW ya da Citroen alabiliyorsanız, insanlar tercihini Fransız’dan yana kullanmıyor. İşte 2005 yılında tanıtılan Citroen C6’nın en büyük sorunu buydu. Çok kaliteli ve lükstü, ayrıca çok da şık görünüyordu ama yedi yıl içinde sadece 23 bin 384 adet satılabildi. C6’nın bir başka unvanı da uzun yıllar Fransa’nın başkanlık otomobili olarak kullanılmasıydı.

CITROEN TRACTION AVANT

Citroen Traction Avant (1934)
Traction Avant, günümüzde kullanılan birçok teknolojinin öncüsüdür. Monokok gövde, bağımsız süspansiyon ve önden çekiş gibi özellikler zamanının çok ilerisindeydi. 1957’ye kadar üretilen ve aslında 760 bin adetle az da satılmayan Traction Avant, o döenmde kitlesel olarak üretilen en teknolojik otomobillerden biriydi. Fakat bu teknolojinin yaratılması için ayırılan kaynak Citroen’in çöküşüne yol açtı ve şirket iflasını açıkladı. Citroen’in bu dönemde en büyük hissedarı Michelin haline geldi…

CHRYSLER GAS TURBINE

Chrysler Gas Turbine (1963)
Chrysler’in büyük ümitlerle 1963’te ortaya çıkardığı Gas Turbine, hem görsel hem de teknik açıdan otomobilin geleceğini temsil ediyordu. Jet çağından esinlenerek tasarlanan bu otomobilde jet motoru sesi vardı. Şaka değil, bu ses yapay değildi çünkü bu otomobilde bir jet motoru bulunuyordu ve bu motor üç ileri otomatik şanzımana bağlıydı. Ancak şasi bu anormal güçle başa çıkamadı. Üstelik yakıt tüketimi anormal boyutlardaydı. Denemeler için inşa edilen 50 otomobilden 41’i hurdaya çıkarıldı. Günümüzde kalan otomobillerden biri Jay Leno’nun garajında duruyor.

CHRYSLER AIRFLOW

Chrysler Airflow (1934)
Aerodinamik, 1930’larda otomobil tasarımında daha büyük bir rol oynamaya başladı, ancak çoğu tasarım hâlâ çok köşeli ve muhafazakârdı. Chrysler, 1934’te Airflow modeliyle kendi yoluna gitmeye karar verdi, ancak otomobilin üretim kalitesi zayıftı. Ağırdı ve güvenilirlik de bir sorundu. Bu nedenle ömrü uzun olmadı.

FORD B-MAX

Ford B-Max (2012)
Ford B-Max’in neden sevilmediğini açıklamak zor. Fiesta bazı üstüne inşa edilen bu mikro MPV, verimli motorları, kaliteli sürüşü ve çok yönlülüğü ile dikkat çekiyordu ama yine de beklenen etkiyi yaratmadı. Beş yıl üretildikten sonra serinin devamı gelmedi. Asıl sorun MPV’lerin devrinin bitmesiydi. İnsanlar SUV’ları sıkıcı görünümlü MPV’lere tercih etmeye başlamıştı.

HONDA INSIGHT

Honda Insight (1999)
Ödün vermeyen otomobiller her zaman dikkat çeker ama başarılı olma garantileri yoktur. İşte Honda Insight için olan da buydu. Sadece 825 kg’lik hafif alüminyum gövdesi ve 0.25 Cd’lik düşük rüzgâr direnç katsayısı bile bu otomobili kurtarmaya yetmedi. Üstelik zamanının en ileri hibrit teknolojisiyle çalışıyordu. İngiltere’de sadece 239 adet satıldı. Amerika’da durum biraz daha iyidi ama üretimden kalkmaktan kurtulamadı. Insight ismi devam etti ama aynı konsept korunmadı…

HONDA CR-Z

Honda CR-Z (2010)
Honda, Insight modeliyle istediğini bulamayınca sportif görünümlü bir coupe olan CR-Z ile şansını denemeye karar verdi. Evet görünümü başarılıydı ama hibrit otomobilin sürüşü çok iyi değildi ayrıca kabin kalitesi de beklentilerin altındaydı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde 2010-2013 yılları arasında İngiltere’de 4300, Amerika’da ise sadece 34 bin adet satılabildi. Bu da tabii ki hayatının sona ermesi anlamına geliyordu.

NSU RO80

NSU Ro80 (1967)
1967’de yılın otomobili seçilen Ro80, içerdiği teknolojiyle zamanının çok ilerisindeydi. Robotize otomatik şanzımanı, ultra modern wankel motoru ve aerodinamik yapısıyla çok dikkat çekiciydi. Tüm bu özellikler çok satılacağı hissini uyandırıyordu. Fakat wankel motorun problemleri hatta birkaç bin kilometrede aşınması NSU’yu iflas ettirdi ve marka, 1969’da Volkswagen tarafından satın alındı.

RENAULT ALPINE A610

Renault Alpine A610 (1991)
Efsanevi Alpine A110’un takipçisi olan bu otomobil, 3.0 litrelik turbo V6 motoruyla oldukça hızlıydı. Ayrıca muhteşem görünüyordu ve sürüşü de çok eğlenceliydi. Ancak üretim kalitesi sorunları vardı ve aynı para karşılığında bir Porsche alabilecekken kimse Renault istemiyordu. İngiltere’de sadece 67 adet satıldı. 1995 yılında Alpine A610 tarihe gömüldü ve uzun süre Alpine markasında haber alamadık. Ama bildiğiniz gibi efsane marka A110 modeliyle 2017’de tekrar aramıza geri döndü. Artık hiçbir noktasında Renault ibaresi taşımıyor ve tamamen bağımsız bir marka konumunda…

OPEL AMPERA

Chevrolet Volt / Opel Ampera (2012)
Yerleşik jeneratöre sahip elektrikli bir otomobil mi? Bir kazanan gibi görünüyor, neden bir tane istemiyorsunuz? Birçok alıcı bu teknolojiden şüphelendi. Yüksek fiyatlar ve sadece dört koltuklu yapısıyla çok da pratik olmaması sonunu getirdi. Ayrıca çok da güvenilir değildi. Yüksek onarım maliyetleri de Ampera ve Volt’un neslinin tükenmesine yol açtı.

VW PHAETON

Volkswagen Phaeton (2002)
Yukarıda anlatmaya çalıştığımız birçok model gibi Phateon’un problemi de amblemiydi. İnsanlar VW logolu bir lüks otomobil istemedi. VW, konu Golf gibi modeller olduğunda bir numara olabilir ama pahalı, lüks bir otomobilde insanlar prestij gib daha farklı şeyler arıyordu. Üstelik şu da düşünülmedi: VW Grubu, Audi A8 ve Bentley Continental’i de üretiyor… Yani başka bir marka altında bu teknoloji değerli ama VW amblemi altında değil. Phateon’un bir başka problemi de çok ağırbaşlı görünmeyişiydi. Kısaca alıcılar Mercedes’e para vermeyi tercih etti ve oldukça da mutluydular.

VOLVO PV36 CARIOCA

Volvo Carioca (1935)
Volvo her zaman her anlamda güvenli oynamıştır ve risk almaz. Fakat 1935’te henüz şirket sekiz yaşındayken, o zamanlar moda olan bir dansın ismi alınarak Carioca lakaplı PV36 lanse edildi. Chrysler Airflow gibi oldukça aerodinamik olan Carioca, çok pahalıydı sadece birkaç yüz adet satıldı ve üç yıl gibi kısa bir sürede sonu geldi.

(Visited 10 times, 1 visits today)

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş
%d blogcu bunu beğendi: