Volkswagen’in lastik karmaşası

Volkswagen nasıl bir marka sizce? Bu kadar kolay bir soruyla yazıya başlanır mı diye düşündüğünüzü biliyorum. Cevap çok net: Volkswagen birinci sınıf bir marka. Kişisel nedenlerle sevmeyebilirsiniz, tasarımından hoşlanmayabilirsiniz. Ürünlerde de ufak sıkıntılar, kusurlar olabilir. Ama Polo’dan Phaeton ve Touareg’e kadar herhangi bir VW modelinin geneline laf ediyorsanız ya otomobilden anlamıyorsunuzdur, ya rakip bir markada çalışıyorsunuzdur ya da Doğuş Otomotiv’den ilan alamamışsınızdır, maddi bir beklentiniz vardır. (13 Eylül 2013)

VW_Beetle

Eğer automagg.com’da da bir VW modelinin kötü olduğuna dair yazı okursanız, anlayın ki bu yazı taraflıdır. Böyle bir durum oluşursa, sitemizi ya da yakında yayınlanacak e-dergimizi bir daha takip etmenizi önermem çünkü otomotiv üstüne yayın yapan herhangi bir mecra tamamen tarafsız olmak zorundadır. Peki, Volkswagen’in bu kadar başarılı bir marka olduğunda iddialısın, neden böyle bir başlık attın diye sorabilirsiniz. Hemen yanıtlayayım, iki gün boyunca kullandığım daha doğrusu kullanamadığım VW Beetle’dan sonra bu konuya değinmenin şart olduğuna karar verdim. Aslında bu fikrim yeni değil. 2-3 yıl önce Autocar’da çalışırken de aynı konuya çok kafa yormuştum ama yazma fırsatım olmamıştı. Bu arada otomobilden anlayan, cesur bir yayın çıkar da mevcut konudan bahseder diye bekledim ama nafile. Çünkü karşınızda Doğuş Otomotiv var. Peki, ben niye yazıyorum? VW’den daha mı zenginim ya da daha mı akıllıyım? Tabii ki hayır ama güvenliğe ve insana değer veriyorum. Hiçbir şey bundan daha kıymetli olamaz. Biliyorum ki, bundan sonra grup içi markalar yayınımıza cephe alabilir. Kendilerince haklı da olabilirler ama bu doğruları yazmaktan daha önemli olmamalı. Bir daha VW, Seat ve Audi gibi markalardan test otomobili alamasak bile bu başarılı markalar hakkında hak ettikleri yayınları sürdüreceğiz. Automagg okuyucuları, önemli markaların yeniliklerinden mahrum kalmamalı sonuçta. Çok uzattım ve bir türlü konuya giremedim değil mi? En keyifli yerinde reklam giren dizilere döndü bu yazı. Tamam, hemen derdimden bahsediyorum. Dedim ya 2-3 yıldır VW marka otomobillerde sürekli olarak ikinci sınıf lastikler (marka vermek istemiyorum) gözlemliyorum. Bu sadece VW’ye özgü bir durum da değil aslında. Seri üretim lastik olarak bu tip markaları seçen üreticiler arasında Hyundai, Kia, Chevrolet, Ford, Opel hatta Audi bile var.  BMW ve MINI’nin de bazı Uzakdoğulu (Japon değil) lastik markalarıyla çalıştığı bilgisi var ama Türkiye’de test etme fırsatı bulduğum hiçbir BMW ya da MINI’de bu tip bir lastiğe rastlamadım. Rastlasaydım onlar için de yazardım emin olun. Mühendislerden daha iyi bilecek değilim elbette, mutlaka binlerce km test yapıp, seri üretim lastiği olarak seçmişlerdir ama işin bir de gerçek kullanım şartları var. İkinci sınıf markaların belli bir modeli, birinci sınıf olduğunu iddia eden bir üreticiden daha kısa fren mesafesi ya da tutunma değerleri sunabilir. Böyle testler de okudum. Yine de tüm bunlar yeterli değil bence. Birinci sınıf bir ürün, birinci sınıf lastikleri hak eder.
Peki, lastik neleri etkiler? Nelere etki etmez demek daha doğru. Yol tutuş, fren, ivmelenme ilk akla gelenler. Bunun yanında sürüş konforu, gürültü, yakıt tüketimi gibi her önemli unsurda karşımıza çıkıyor bu siyah yuvarlak. Otomobili hava taşır, yani lastiğin içindeki hava. Hız arttıkça zemine bir avuç içi kadar bile temas etmeyen lastikler, otomobilin güvenliği için ana unsurdur. Pirelli’nin topuklu ayakkabıyla start almaya çalışan Carl Lewis’li efsane reklamı her şeyi açıklıyor zaten. İşte ben de geçtiğimiz günlerde VW Beetle testinde aynen bunları yaşadım. Hızlanırken, neredeyse üçüncü vitesin ortalarına kadar can çekişen ön lastikler ve gösterge tablosunda yanıp sönen ASR ışığı her şeyi anlatıyordu. Kabul ediyorum, ülkemizin asfalt kalitesi başarısız ama diğer lastikerle bu kadar fazla sorun yaşamıyoruz. Bazılarınız 160 HP’yi güçlü buluyor da olabilir. Ama 305 HP’lik Ford Focus RS ve 265 HP’lik Renault Megane R.S. Trophy de kullandım. İkisi de önden çekişli ve çok güçlü olmalarına rağmen kuvvetlerini zemine iletebiliyorlardı. The Beetle’daki 235/45 R18 94V ebadındaki lastikler 13 bin km’deydi. Bitik lastikler ile tutunmayan lastikler farklı şeylerdir ve bunları ayırabilecek tecrübedeyim. Zaten bitmiş olsa dahi 15-20 bin km’de bir 2000 TL verip, dört tane lastik satın alacak değiliz. Kısaca iki gün boyunca virajlarda, kalkışlarda ve frenlemede ben ve VW’nin sürüş destek sistemleri, bu lastiklerle uğraştık. Otomobilin fiziksel kapasitesinden hiçbir şey anlamadığımı söylemek istiyorum. Bırakın bir metreyi, panik fren halinde fazladan 50 cm’lik mesafe ölümle yaşam arasındaki ince çizgi olabilir. Zaten bu yazıyı yazmamdaki temel neden de güvenlik. Diğer yandan Peugeot gibi üreticiler, Michelin’le ortak lastik geliştiriyor. Bu sadece Fransız dayanışması değil. Yeni 308’in bu lastiklerle üç gram daha az karbon emisyonu ve ıslak zeminde üç metreye kadar kısa fren mesafesi sağladığı iddia ediliyor ki, bunlar çok önemli değerler. İşte lastik bu kadar önemli.

VW_Golf

Sonra hiç üşenmedim ve bir VW yetkili satıcısına gittim. Sıfır otomobillerin yüzde yüzü olmasa bile büyük bir çoğunluğunda adını vermek istemediğim ikinci sınıf lastik markalarını gördüm. Dediğim gibi zaten uzun zamandır bu konuyu takip ediyorum. Yani emindim ama bir kez daha teyit etmek istedim. Sonra internette de araştırdım. Çünkü aklımda önemli bir soru daha vardı. VW mi bu otomobilleri böyle üretiyor yoksa sadece Türkiye’ye mi bu lastiklerle geliyor? Öğrendiğime göre Uzakdoğulu bir markanın Macaristan fabrikasında üretilen lastikler OEM ürünü olarak VW otomobillere takılıyormuş. Gerçi Türkiye’de gördüğüm bazılarının üstünde Made in China yazıyor ama görmemezlikten gelelim şimdilik. Otomobilden biraz anlıyorsam, Almanya, İngiltere, Fransa gibi önemli pazarlarda bu tip lastiklerle satış olmadığına eminim. Bence Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ikinci sınıf lastiklerle geliyor bu otomobiller.
Peki, kim bu büyük lastik üreticileri? Michelin, Continental, Goodyear, Pirelli ve Bridgestone birinci sınıf üreticilerdir. Tabii bu, her lastiklerinin mükemmel olduğu anlamına gelmez. Ama ürün özellikleri ve genel kalitesiyle her VW ürünü, bence bu markaların üretimi lastiklerden biriyle satılmalıdır. İkinci sınıf lastikler arasında ise Toyo, Dunlop, Hankook, Kumho, Yokohama, Falken ve BF Goodrich sayılabilir. BF Goodrich’in bir lastiği arazi şartlarında en iyi olabilir ya da Falken’in sportif bir lastiği Michelin’in pahalı bir lastiğinden daha iyi tutunabilir. Bunlar kıstas değildir. Bazı üreticiler, belli bir konuya yoğunlaştıklarından genel üreticilerden daha iyi değerlere imza atabilir. Kış şartlarında çok iyi olan Kuzeyli lastik markaları var örneğin.
Araştırmamı bununla da kısıtlı tutmadım. Dünya devi bir markayı yargılayacaksak, bilgi kesin olmalı çünkü. VW’nin elimdeki ve medya sitesindeki yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını da inceledim. Bunun nedeni bu fotoğrafların Avrupa pazarı için satılan, Avrupa’da çekimleri gerçekleştirilmiş modelleri içeriyor oluşuydu.

VW_Passat

Yaklaşık 20 fotoğraftan sadece birinde dahi Türkiye’de satılan VW modellerindeki lastiklere rastlamadım. Bütün otomobillerde Michelin, Continenal, Pirelli ve Bridgestone takılıydı. Hatta özellikle Polo fotoğraflarını daha çok inceledim. Çünkü markanın temel modelinde daha uygun fiyatlı lastik seçimi olabilirdi. Ama Polo’larda da hep iyi lastik markaları yer alıyordu. Bu da Avrupa pazarında satılan modellerin birinci sınıf lastiklerle pazarlandığını gösteriyor. Son olarak forum sitelerine de baktım. Bu sitelerde VW’nin Türkiye’deki lastik seçimi için açılan konulara rastlamak mümkün. Birçok kişi bu durumdan rahatsız. Bazıları lastiklerin iyi olduğunu, problem yaşamadıklarını söylüyor. Hatta bir tanesi, 70 bin km’ye gelen bir lastikten bahsediyor ve çok dayanıklı diyor. İşte ben de bundan bahsediyorum, o kadar dayanıklıysa çok serttir ve ne konforu vardır ne de tutunması. Bir diğeri de ben zaten performanslı kullanmıyorum, Çin malı da olsa fark etmez diyor. Bu kişiye, ömrü boyunca belki sadece bir kere lastiğe çok ihtiyacının olacağını hatırlatmak gerekli. Panik fren anında cevap alamadığında, ne demek istediğimi anlayacaktır. Bu konuda yazacak çok şey var ama yerimiz kısıtlı. Son olarak yinelemek istiyorum. Dünyanın en kaliteli otomobil markalarından olan ve tüm ürünleriyle sınıf liderliğine oynayan VW modellerini, kendileri gibi birinci sınıf lastiklerle görmek istiyoruz. Nispeten daha pahalı olan bir ürünü tercih edip, ucuz fiyatlı lastiklere sahip olmak pek de iç açıcı bir durum değil. Çünkü The Beetle gibi bir otomobilde, Continental’in SportContact 3 modeli ile ikinci sınıf lastik arasında adet başına 100 TL oynuyor. Dört lastikte 400 TL eder, stepneyi saymıyorum bile. Daha uygun fiyatlı lastik seçimiyle, ortalama araç başı maliyet 100 TL düşse ki daha fazladır, ağustos ayı sonuna kadar 55 bine yakın araç satan VW’nin sadece lastikten 5 milyon 500 bin TL kâr ettiği ortaya çıkıyor. Naçizane önerim ki, bu sadece VW için değil, hangi marka olursa olsun, sıfır km bir otomobil alırken mutlaka lastiklerini önceden öğrenin. Eğer içinize sinmiyorsa değiştirmelerini isteyin, yoksa satın almayacağınızı belirtin. Bu en doğal hakkınız. Satın alacağınız araç, bahsettiğim birinci sınıf markaların alt serilerine sahip lastiklere de sahip olabilir. Buna da itiraz edin ve mutlaka üretim tarihini kontrol edin. Son olarak söylemek istediğim, bu yazıda özellikle lastik markası belirtmek istemedim çünkü VW’nin kalitesinden bahsederken, bu onları fazlasıyla kötülemek olacaktı. Bu markalar da çok önemli üreticiler. Belirli modelleriyle en iyi test sonuçlarını elde edebiliyorlar. Günlük kullanımda hiçbir sorun yaşamayabilirsiniz. Ama VW gibi rakiplerinden pahalı ve kaliteli bir ürün alıyorsanız, daha fazlasını istemek hakkınız…

VW_Beetle_1

(Visited 3.224 times, 2 visits today)

Yazar: automagg

Bu yazıyı paylaş

3 Yorumlar

  1. Dunlop 2.sınıf marka değil premium lastik üreticisidir.Dunlop denilince akla motor Sporları ve teknolojik yenilik gelir.

    Post a Reply
    • Merhaba Ulaş Bey, tüm dünyada kabul edilen premium lastik üreticileri arasında Dunlop yok. Ama bu demek değil ki, kötü bir lastik. Dunlop, lastik sektörüne birçok yenilik getirmiş, köklü bir marka. Motorsporları denilince akla gelen ilk lastik demişsiniz ama üst serilerde Dunlop şu anda yok. Günümüzde WRC’de, Formula 1’de bu markaya rastlamıyoruz. Genel olarak ralliden uzaklar mesela. Motorsporlarının üst serilerinde sadece Le Mans’da varlar. Yerel şampiyonalar ve motosiklette de iddialılar. Premium olmak başka bir durum, örneğin VW de premium bir marka değildir ama birçok premium markadan kaliteli ürünler üretir. Ayrıca çok az bilinen lastik üreticileri vardır ki, belli disiplinlerde en iyi lastikleri üretirler. Sadece kış lastiklerini baz alırsanız, testlerde Michelin’den, Continental’den daha iyi verilere sahip olan Kuzeyli markalar var. Bizim tespitimiz Dunlop’ın kötü olduğu yönünde değildi zaten. Rakiplerinden pahalı bir ürün alıyorsanız üstünde en iyi malzemelerin kullanılmış olmasını istersiniz.

      Post a Reply
  2. Merhaba lastiklerle ilgili araştırma yaparken rastladım sayfanıza 2014 ww polo 1.4 tdi dsg aracımda sıfır alırken üzerinde Nexen blue hd marka lastikle aldım böyle berbat bir lastik olamaz arabanında ağzına sıçıyo benimde yol kusurlarının zerrresine kadar içeride hissediyorum Doğuşu aradım dedim bu ne ya ww bu konuyu bu kadar mı yabana atıyor ellerinden bişey gelmiyomuş yazık kıyamadım onlara durumu almanyaya bildirim konuyu onlarla tartışacağım beni resmen araçtan soğuttu lastikler

    Post a Reply

Yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir